Ekonomi
Sağlıkta milli ve yerli hamle
Bezmialem Vakıf Üniversitesi, yılda 300 milyon dolar ödenen ‘enzim’in Türkiye’de üretilmesi için adım attı. Beykoz’da 10 laboratuvar bulunan Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü kuran üniversite, enzim ve aşısı üretimi için çalışma başlattı. Hedefte yerli ilaç var.
Üniversite, yurtdışından alanlarında uzman insan kaynağını Türkiye’ye getirmek üzere Tarihi Beykoz Kışlası’nda Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nü kurdu.
Bezmiaelem Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ahmet Akça’nın da katılımıyla tanıtımı yapılan Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Entitüsü için 40 milyon lira harcandı. Bezmiaelem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, bünyesinde 6 laboratuvar bulunan Enstitü’nün, endüstriyel enzim ve Hepatit B aşı üretimi, sıtma, Kırım Kongo ve parat hormon üretimi gibi alanlarda çalışmalar yapacağını söyledi.
ULUSLARARASI SEVİYEDE YATIRIM
Bu çalışmanın ‘tersine beyin göçü’ için önemli bir aşama niteliğinde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kazancıoğlu, çalışmalarla sağlık alanında yapılan ithalatı azaltmaya yönelik ciddi kaynak oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti. Kazancıoğlu, şöyle konuştu: “Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü, ülkemizin biyolojik araştırmalar alanında en önemli merkezlerinden biri haline gelmeyi amaçlıyor. Dünyadaki örnekleri olan İsrail’de Weizmann, İsveç’de Karolinska, Almanya’da Max-Planck, İsviçre’de ETH enstitüleri gibi, bulundukları ülkenin ismini uluslararası akademik ortamlarda parlak bir şekilde temsil eden bir enstitü olmayı hedefliyor.”
YURTDIŞI BAĞIMLILIK AZALACAK
Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Entitüsü’ndeki araştırmaların önümüzdeki üç yıl içinde ticari ürünlere dönüşeceğini söyledi. Türkiye’nin yılda 150 milyon dolarlık endüstriyel enzim ithal ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kazancıoğlu, enstitüdeki çalışmaların ithal ikamesi yerine geçeceğini ve sağlıkta dışa bağımlılığın azalmasına katkıda bulunacaklarını kaydetti.
“YAPAMADIKLARIMIZI YAPAR HALE GELDİK”
Bezmialem Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ahmet Akça, Türkiye’nin yapamadıklarını yapar hale geldiğini ifade ederek, Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nün de bunun en somut örneği olduğunu söyledi. Enstitünün tanıtım toplantısına katılan Akça, Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nin çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Akça, 1845 yılında kurulan Bezmiâlem Vakıf Gureba-i Müslimin Hastanesi’nin 2010-11 Akademik Yılında Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’ne dönüşerek iki asır önceki kuruluş vizyonuyla hizmetlerine devam ettiğini söyledi. 7 yılda üniversite temelinin oturduğunu ifade eden Ahmet Akça, “Artık bu temellerin üzerine 100 yıllık binalar inşa etmeliyiz” dedi.
GELECEĞE YÖNELİK ÇALIŞMALAR
Üniversitelerin, kurumların 30 yıllık planlarının, 5 yıllık projelerinin olması gerektiğini ifade eden Akça, üniversiteye alınan akademisyenlerin ve öğrencilerin bilimadamı olma heyecanı duymaları gerektiğini kayedetti. Akça, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Türkiye yapamadığı şeyleri yapar hale geldi. Artık geleceğe yönelik şeyler yapmak gerekiyor. Bezmialem Vakıf Üniversitesi olarak, Mütevelli Heyeti olarak görevimizi bu kurumu gelecek 100 yıla hazırlamak olarak görüyorum.Hastalara her türlü hizmet veriliyor ama işin geleceğiyle ilgili sağlık alanında da ülkemizin geri kaldığı mesafeyi kapatarak bu hedef yakalanabilir. Artık 30 yıllık mesafeler kapatmak için 30 yıl çalışmaya gerek yok. 3 yılda da bu mesafeler kapatılabiliyor.”
HEDEF, REFERANS BİR KURUM OLMAK
Mütevelli Heyeti Başkanı Ahmet Akça, üniversitenin vizyonunu ise şöyle açıkladı: “Bezmialem’in vizyonu, bölgemizde ve hatta dünyada gerçekten kurumsal olarak hem bilimsel çalışmalarıyla hem sağlık eğitimi ve hizmetinde kendisini kabul ettirmiş, örnek alınan, referans bir kurum olmayı hedefliyoruz. Biz 7 yıllık bir kurumuz. Ben bunu Süleymaniye’nin temeli gibi görüyorum. 7 yılda artık temel oturdu. Bu temele yakışan muhteşem bir bina yapmalıyız. O da bu üniversiteyi geleceğe hazırlamak olacaktır. Alanında referans bir kurum olma hedefiyle vizyonumuza devam ediyoruz. Bu enstitünün kurulması, bu hedeflerden bir tanesi. Eğitim alanında sağladığımız başarıyı da bu hedef merdivenini basamak basamak çıktığımızın işareti olarak görüyorum.”
300 MİLYON DOLARLIK PAZARA SAHİP
Ahmet Akça, Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsünün kadrosuna kazandırılan ilk Öğretim Üyesi Dr. Serdar Uysal’ın Harvard Üniversitesi’nden geldiğini belirterek, “Gelir gelmez dedi ki bize, ‘Ben enzim üretirim’ Biz restorasyona devam ederken, o bodrum katında laboratuvarını kurdu ve enzim üretti. Türkiye yılda 150 milyon dolarlık endüstriyel enzim ithalatı yapıyor. Endüstriyel enzim, 300 milyon dolarlık bir pazara sahip ve Türkiye’de üretilmiyor. Ama artık Türkiye’de üretilmeye başlıyor. Kanada’dan, Amerika’dan gelen hocalarımız bulunuyor” dedi.
“100 YILLIK PROJELER YAPIYORUZ”
Enstitüde 10 laboratuvar bulunuyor. Zamanla yaklaşık 100 kişilik akademik kadronun yer alacağı enstitüde ilk aşamada Harvard Üniversitesi ve Amerika Birleşik Devletlerinde değişik üniversitelerde görev yapan 6 öğretim üyesi göreve başladı.