AKİT MENÜ

Ekonomi

Fındık FİSKOBİRLİK'le değer buluyor

Birçok faydasını sıralayabileceğimiz fındık, gıda yönüyle iyi bir enerji kaynağı olarak biliniyor. Dünyada en iyi yetişme koşullarının bulunduğu Doğu Karadenizlilerin geçim kaynağı olan fındığın ticari değeri yıldan yıla artıyor. Bunda Fiskobirlik’in büyük rolü var. Başta Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Bartın, Zonguldak yetişen fındıkla, dünya üretiminde birincisi olan Türkiye, global fındık üretiminin yüzde 65’ini karşılıyor.

Güncelleme Tarihi:

Ortaklarının yetiştirdiği fındık hasadını satın alarak; ürünleri modern, sağlıklı ve hijyenik ortamlarda, müşteri beklentilerine ve damak tadına uygun olarak fındık ve fındık mamulleri olarak işleyen, satın alma ve depolanma için gerekli kapasiteyi geliştiren, ürünleri yurtiçi ve yurtdışı piyasalara pazarlayan ve üretici ortaklarına mümkün olan en yüksek faydayı sağlama gayretinde olan FİSKOBİRLİK’in Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, altın kadar değerli olan fındık ve bu ürünün ekonomiye kazandırılması süreçleriyle ilgili açıklamalarda bulundu.

* Türkiye’de fındık üretimimiz ne durumda?

Ülkemiz ekonomisinde önemli bir yeri olan fındık, yoğun olarak Karadeniz Bölgesinde yetiştirilmekle birlikte Türkiye’nin 53 ilinde (ticari amaçla olmasa da) üretimi yapılmaktadır. Bakanlar Kurulunca resmi olarak ilan edilen 16 il, 123 ilçede 700 ha’lık alanda fındık tarımı yapılmaktadır. Karadeniz Bölgesinde 500 fındık üreticisi ortalama yılda 600-650.000 ton fındık üretimiyle iştigal etmektedir. Bölgenin en önemli geçim kaynağı olan bu ürün, doğrudan ve dolaylı olarak 8 milyon kişiyi ilgilendirmektedir. Dünya genelini değerlendirdiğimizde, fındık bademden sonra en yaygın yetiştiriciliği yapılan sert kabuklu meyvedir. Dünya fındık üretimi, 1960’lı yıllarda yaklaşık 250 bin ton civarında iken, son yıllarda bir milyon tonu geçmiştir. Türkiye’den sonra en çok fındık üreten ülkeler, İtalya (110.000), Gürcistan (50.000), Azerbaycan (45.000), ABD (40.000), Fransa (35.000), İspanya (15.000) olup, Türkiye dışındaki üretimin yıllık ortalama 250-300 bin ton olduğu bilinmektedir.

* Türkiye’de fındık fiyatları ile ilgili talebiniz nedir? Talebinizde rol oynayan etkenleri sıralar mısınız?

Fiskobirlik, fındık üreticilerinin kuruluşu olmasından dolayı, öncelikle üretici hak ve menfaatlerini ön planda tutmayı hedefler. Ancak, aynı zamanda aldığı fındığı işler ve bu üründen elde ettiği gelirle varlığını ve hedefleri sürekli kılar. Buna ilaveten, ürettiği ürünleri yurt dışına da sattığından aynı zamanda ihracatcıdır. Açıklamaya çalıştığım kısmın özeti şudur. Bu üründe fiyat beklentisi ve tartışması yıllardır süregelmektedir. Bundan dolayı da, üretici, sanayici ve ihracatçı grupları kendi açısından değerlendirerek fiyatın oluşumu ve tutarını yorumlamaktadır. Fiskobirlik, bu üç grubunda içerisinde olduğu için, fiyat tespiti tartışmasında her platformda şunu dile getiriyoruz. Bunlardan ilki, sürdürülebilir ve istikrarlı fındık fiyatı politikası, ikincisi, yüksek ve düşük rekolte yıllarını dikkate alarak arz güvenliği ve piyasa denetimi ile istikrarı açısından stok kontrolünün yapılması ve yıl içinde ürünün pazara arzına bağlı piyasada oluşabilecek spekülatif hareketlerin önüne geçilmesi, üçüncüsü de yüksek verim için çalışmalar yapılması, iyi tarım vb. uygulamaların yapılması, zirai girdi vb. maliyetlerin düşürülmesi, verimin arttırılması açısından yaşlı fındık bahçelerinin ıslah/yenileme çalışmalarının yapılması ve bu çalışmaların sonucu olarak da piyasadaki tekelleşmenin önlenmesi gerekmektedir. Bu konuyla ilgili son sözümü şu şekilde tamamlamak isterim. Sürdürülebilir ve istikrarlı fiyat politikasının hem kanuni, hem de piyasa işleyişi açısından kalıcı kılınması gerekmektedir. Yıldan yıla istikrarsız ve kontrolsüz olarak değişen fındık fiyatları, üreticiyi tarımdan uzaklaştırmakta, sanayiciyi batma korkusu ile karşı karşıya bırakmakta, yurt dışı alıcı ve büyük sanayiciyi de fındık ticaretinden ve fındıklı ürüne yatırım yapmaktan uzaklaştırmaktadır.

* Çikolata üreticisi ülkelerin fındık talebi ne durumda? Bunun ihracata etkilerini açıklar mısınız?

Artan dünya nüfusu paralelinde fındık ve fındık mamullerine olan ilgi ve pazarın büyümesine rağmen, ülke olarak hâlâ fındıktan yeteri kadar gelir elde edememekteyiz. Bunun için, en başta tarımsal örgütlenme ve kooperatifçiliğin güçlü hale getirilmesi ve katma değerli ürünlerin üretilmesindeki sanayi yatırımları ve markalaşma stratejilerinin yapılması gerekmektedir. Katma değerli ürünlerin hem ciro bakımından, hem de kârlılık bakımından sanayici ve ülke ihracatına büyük ivme kazandıracağı kesindir.

Ülke olarak, 2017 takvim bazında ihracat verilerine bakıldığında, toplam ihraç (269 bin ton) edilenin yüzde 77’sini çikolata ve şekerli mamullerde markalaşmış ülkelerin (Almanya, İtalya, Fransa, İsviçre, Avusturya, Belçika, Hollanda vs.) ithal ettiğini görmekteyiz. Bu ülkelerde yerli fındık üretimi oldukça düşüktür. (Sadece İtalya ortalama 100 ton/kabukludur.)

Türkiye’nin çikolatalı mamuller ihracatı 2012 yılında 478 milyon dolar iken, 2017 verilerine göre 650 milyon doları aştığı görülmektedir. Son yıllarda, çikolata ve çikolatalı ve şekerli ürünlerde çeşitliliğin ve markalaşmanın artması umut vericidir.

2025 yılında, bu pazarın 1 milyar doları aşacağı tahmin edilmektedir. Peki dünya pazar payından Türkiye ne kadar pay alabiliyor esas bunu değerlendirmek lazım. Çikolata Endüstrisi analistleri M & M; küresel çikolata pazarının 2016 yılında yıllık 98,3 milyar dolar hacme ulaştığını, ortalama yıllık yüzde 5 büyümeyle 2025 yılında 150 milyar dolar ciroya ulaşılacağını öngörmektedir.

Fındık ihracımızdan elde edilen ortalama gelirimiz 2,5 milyar dolardır. Dünya ticaretinde ileri mamule dönüştüğünde, 15 milyar doları aşmaktadır. Gelecekte ülkelerin liderlik değerlendirmesinde yeni ve trend kriterler arasına, tarım ürünleri ve tarıma dayalı gıda sanayiindeki markalaşma girecektir.

* Fiskobirlik’te göreve nasıl geldiniz? O dönemden bahseder misiniz?

Öncelikle zor bir dönemde görevi bize verdiler. Verdiler diyorum. Çünkü, aday değildim. Bölgemdeki üretici talebi ve 15-20 kooperatif başkanının manevi baskılarından dolayı aday oldum. Genel Kurulda o dönemdeki ekonomik koşullar ve şartlar oldukça farklıydı. Görevi devraldığımız 1 Aralık 2007’de, Fiskobirlik’in stoklarında ekonomik değerini yitirmiş (35 milyon) bir miktar fındık, cari gideri yıllık 25 milyon, Şekerbank kredi borcu 70 milyon, üretici borcu 105 milyonluk bir tabloyla karşı karşıya kaldığımızı belirtmek isterim. Hem siyasi, hem de ekonomik açıdan sıkıntıya düşmüş bir kuruluşu, çok şükür ayağa kaldırmayı el birliğiyle başardık. Fiskobirlik, bugün ürün gamını genişletmiş, iç ve dış piyasada önemli bir aktör haline gelmiş bir kuruluştur. Tabi ki bu sürece, kolay gelemediğimizi belirtmek isterim.

* Fındık sorununa çözüm üretme ve üreticisine destek olmasında Fiskobirlik’in önemi kamuoyunca da biliniyor. 10 yılı aşkın kurumsal tecrübenize dayanarak, okurlarımıza son mesajınız ne olacak?

Fiskobirlik’in misyonu, vizyonu, kalite hedef ve politikaları doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz. Üreticinin kuruluşu olan Fiskobirlik’in fındık piyasasında daha güçlü bir aktör olabilmesi içinde, üreticilerimizin kendi kuruluşlarına ve milli ürünümüze sahip çıkması gerekmektedir. Ülke sanayisinde, kayıt dışı ve merdiven altı üretimin önüne geçecek denetimlerin yapılması ve kooperatif kuruluşlarına pozitif ayrımcı politika ve hedeflerin hayata geçirilmesini istiyoruz.

 

Yorumlara Git

Yine asansör kazası! Yaşlı kadın hayatını kaybetti

Ticaret savaşı altını alevlendirdi!

Türkiye’de deniz üstü rüzgar enerjisi dönemi başlayacak!

Kış aylarında soğuk değil, kapalı alanlar hasta ediyor!

Suriye ordusu Haseke kapılarına dayandı: Şara’dan terör örgütüne "Ya teslim ol ya yok ol" resti!