Oruç
Müflis kime denir?
Kişi mal varlığını dünyada kaybedebileceği gibi, âhiretteki en önemli değerleri olan iyi amellerini ve bunların bedeli durumundaki “ecir ve sevab”ını da kaybedebilir. Bu yüzden Rasûlüllah (s.a.s), iflâs’ı dünya ve âhiret yönüyle ifade etmişlerdir.
Müflis, dünyada kazandığı sevapların âhiretteki hesaplaşmada, haksızlık yaptığı kimselere dağıtılması sonucu, elinde sevap kalmayan ve cehennemlik durumuna düşen kimsedir.
Ebû Hureyre (r.a)’den rivayete göre, Allah ın elçisi, Ashab-ı kirama; “Müflis’in kim olduğunu bilir misiniz?” diye sormuş, onlar da; “Ey Allah’ın elçisi! Bize göre, müflis, parası ve malı olmayan kimsedir.” Rasûl-i Ekrem şöyle buyurdu: “Benim ümmetimin müflisi o kimsedir ki, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât getirecek, fakat buna sövmüş, filancaya zina iftirası yapmış, falancanın malını yemiş, şunun kanını akıtmış, bunu dövmüş olarak gelecektir. Sonra (yaptıklarının hesabını vermek için) oturacak; kısas olarak, bu haksızlığa uğrayanlar onun sevaplarından (haklarını) alacaklar. Eğer sevapları yeterli olmazsa, haksızlık ettiği kişilerin günahlarından alınıp, ona yükletilecek ve sonra ateşe atılacaktır” (Müslim, Birr, 60)
Ancak, “müflis”e, bir fıkıh terimi olarak, ayrıca borcunun bulunması unsuru da eklenmelidir. Nitekim Hanefi ve Hanbeli fıkıh kaynaklarında müflisin tarifi şöyle yapılmıştır: “Müflis; borcu malından, gideri gelirinden daha çok olan kimsedir” (İbn Kudâme, el-Muğnî, Beyrut 1968, IV, 455). Mecelle’nin tarifi şöyledir: “Medyûn-i müflis yani düyûnu malına müsavî yahut ezyed olup da guremâsı (alacaklıları) ticaretle malının zayi olmasından veyahut malını kaçırmasından veya aharın üzerine geçirmesinden havf ile hakime müracaat ederek malında tasarruftan yahut ahara borç ikrarından hacr olunmasını talep ettiklerinde hâkim ol kimseyi hacr eder ve emvâlini satıp esmanını beyne’l-guremâ taksim eyler” (Mad. 999).
Yukarıdaki bilgilerin ışığında iflâsı şu şekilde tarif edebiliriz: İflâs, hâkimin, borçlunun ödemesi gereken borçlarını ödemekten acze düşmesi sebebiyle, yani borçlarını nakitle ödeyememesi ve malvarlığının da yetersiz olması yüzünden, onun haczi mümkün ve caiz olan bütün mallarını, alacaklıların yararlanmasına tahsis etmesidir. İşte bu şekilde, borçlarını ödemekten aciz duruma düşen kimseye de müflis denir.