AKİT MENÜ

Yaşam

Çocuk terbiyesinde nasihatin önemi

Çocuk terbiyesi dinimizce dikkat edilen ve üzerinde önemle durulan bir konudur. Bu eksende anne-babalara büyük sorumluluklar düşmektedir. Anne-babalar çocuklarına karşı merhametle davranmalı ve onlara gerekli olan nasihatleri yapmalıdırlar. Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede, Peygamberimizin şahsında hepimize şöyle buyuruyor: “Sen öğüt ver! Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.” (Zariyât, 55)

Güncelleme Tarihi:

Gönül meyvelerimiz olan yavrularımızı, sahih İslam ilimleriyle bezeyip Kur’an ahlakıyla terbiye etmemiz gerektiğini hepimiz biliriz. Çocuk eğitimi, İslam’ın önem verdiği konuların başında gelmektedir. Gelecek nesillerin İslam’ı öğrenerek ve Allah'ın hükümlerine alışarak yetişmesi için anne babalara görev düşmektedir.

Elbette İslam’da çocuklar yaptıklarından sorumlu değildir. Ancak ergenlik çağına girmeden önce Allah'ın hükümlerini öğretip alıştırmak ailelerin görevidir. Çocuklarımızı her hususta İslami edebe sahip olarak terbiye etmemiz önemlidir. Çünkü çocuklarımız büyüdükçe çevrenin tesirine girecekler ve o zaman doğruyu yanlışı öğretmek için çok geç kalmış olabiliriz.

Çocuk eğitiminde en önemli hususun örnek olmak olduğunu biliyoruz. Biz, samimi ve şuurlu bir Müslüman olmaya çalışarak çocuğumuza örnek olmazsak sadece öğüt vermekle onu eğitip yetiştirmiş olmayız. Bununla birlikte öğüt vermemiz de gereksiz ve faydasız değildir.

Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede, Peygamberimizin şahsında hepimize şöyle buyuruyor:

“Sen öğüt ver! Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.” (Zariyât, 55)

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı altıdır: Karşılaştığın zaman selâm ver, seni dâvet ederse git, senden nasihat isterse nasihat et, aksırınca Allah’a hamdederse yerhamukellah de, hastalandığında onu ziyaret et, öldüğü zaman cenazesinin ardından git.” (Müslim, Selâm 5)

Demek ki nasihate ihtiyacı olana nasihat etmek Müslümanların birbirine karşı bir görevidir. Öyleyse anne babanın çocuklarına nasihat etmesi daha da öncelikli bir görevdir. Anne babaların çocuklarına yapacakları en büyük iyilik, onları ateşe sürükleyecek kötülüklerden korumalarıdır. Bunun da yolu onlara nasihat etmektir.

NASİHAT NEFSE HOŞ GELMEZ

Günümüzde bazı batı kaynaklı psikoloji akımları anne babalara “Çocuklara nasihat edersen sıkılırlar, tepki gösterirler. Onları özgür bırakmak lazım” manasında sözler söyleyebiliyorlar.

Evet, insanın enaniyeti nasihat dinlemekten hoşlanmaz. Bu sebeple şu zamanın “Sen özgürsün, istediğin gibi yaşamalısın!” diye telkin eden çevre şartları bizim çocuklarımıza da tesir edebilir. Onlara doğruları hatırlattığımız zaman yüzlerinde hoşlanmaz bir ifade görebiliriz. Ancak bu bizi yıldırmamalıdır.

Nasıl ki bazen hasta bir insanın iştahı olmaz veya ilacın tadını sevmez, bu sebeple yemeyi ve tedaviyi reddeder. Ama bu sebeple de kendi haline terk edilmez, şifa buluncaya kadar hoşlanmasa da bir şeyler yemesi ve ilaçlarını kullanması için ısrar edilir. Bunun gibi, henüz nefsani tarafını kontrol etme kabiliyetine sahip olmayan ve kalbi şu zamanın yaydığı mikroplardan hastalık kapmış olan yavrularımızı da bıkmadan, usanmadan doğru yola çağırmalıyız.

Unutmamalıyız ki nasihat etmek, sevenin sevdiğine yaptığı bir iyiliktir. İnsan sevmediği kişi için kendini yorar mı? Ancak değer verdiği ve iyiliğini istediği için bir kişiye nasihat etmek için dil döker. Öyleyse biz de onları gerçekten seviyorsak nasihat etmekten uzak durmamalıyız. Elbette nasihat etmenin inceliklerine de dikkat etmeliyiz.

NASİHAT ETMENİN İNCELİKLERİ:

1- Nasihat eden kişinin dikkat etmesi gereken ilk kural, sözünü yumuşaklıkla söylemesidir. “Tatlı söz, yılanı deliğinden çıkarır,” atasözümüz bu kuralı çok güzel açıklamaktadır.

Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz, Hz. Musa aleyhisselamı Firavuna tebliğ için görevlendirirken, kavl-i leyyin, yani yumuşak söz söylemesini bildirmiştir. Bebekleri katleden bir zalime bile yumuşak sözle nasihat edilecekse elbette çocuklarımıza yumuşak lisanla konuşmanın gerekliliği açıktır.

Çocuklar yaratılış olarak daha duygusaldır. Henüz kalpleri katılaşmamıştır. Hesapçı ve riyakar değildirler, samimidirler. Eğer samimi bir yumuşaklıkla duygularına hitap edersek onları sevdiğimizi ve sevdiğimiz için öğüt verdiğimizi anlayacaklardır.

Kuran-ı Kerim’de Hz. İbrahim aleyhisselamın oğlu İsmail’e, Hz. Lokman’ın oğluna “Ya büneyye” yani “Oğulcuğum, yavrucuğum” dediğini okuyoruz. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de torunlarına afacan, manasında lakaplarla sevdiğini görüyoruz. Çocuklarımıza tatlı sözler söylemek, onları sevdiğimizi anlatır. Çocuk sevildiğini hissederse bu sevgiyi kaybetmek istemez.

2- Nasihat ederken beden dilimizi, yani ses tonu, mimik ve jest gibi sözsüz ifadelerimizi de uygun şekilde kullanmalıyız. Bir kişinin kuru bir ses tonuyla, tepesine dikilip soğuk bir tavırla “Canım yavrum” demesi adeta anlamsız bir söz gibi gelir. Halbuki çocuğumuzun yanına yaklaşıp, sevip okşayarak, sarılarak, tatlı ve içten bir ses tonuyla “Canım oğlum” demesi çok daha etkilidir.

Beden dilinde, bir kişinin karşısına dikilip, işaret parmağını sallayarak, yüksek bir ses tonuyla konuşmak, düşmanca ve tehditkar bir üslup anlamına gelir. Böyle bir davranış muhatapta itiraz ve isyan duygularını tetikler. Nasihat ne kadar doğru olsa da kişi onu dinlemek istemez. Çünkü kişiliğine karşı bir aşağılama ve husumet olduğu vehmine kapılır, benliğini savunmaya geçer.

Bilhassa nasihatlerin arasına eleştiriler, başa kakmalar, hatalarını yüzüne vurmalar sıkıştırılırsa çocuklar buna tepkilerini belli ederler. Mesela kalkıp giderler, gözlerini kaçırırlar, homurtulu seslerle cevap verirler. Bu durumda anne baba kendi saygınlığına da zarar vermiş olur.

Halbuki hataları yüzüne vurmadan, anlayışlı bir şekilde, “Herhalde böyle yapmaman gerektiğini unutmuşsun. Eminim bir daha yapmazsın” gibi yumuşak ifadelerle ikaz etmek mümkündür. Böyle bir konuşma tarzı çocuğunuza karşı şefkat ve anlayışınızı gösterir. Nasihat ve ikazlar usulünce yapılırsa aranızdaki sevgi köprülerini yıkmaz, aksine daha da sağlamlaştırır.

3- Nasihatin kişiye uygunluğu da çok önemlidir. Çocuklara yaşını ve durumlarını göz önüne alarak nasihat etmelidir. Hazret-i Ebûbekir radıyallâhu anh buyurur:

“Ne söylediğini, ne zaman söylediğini ve kime söylediğini iyi düşün!”

Çocuklar fıtratlarının gereği olarak oyun oynarlar, enerjilerini boşaltırlar. Genellikle, komik ve eğlenceli şeylerle meşgul olup neşelenmek isterler. Henüz dünyanın faniliğini, ölümün yakınlığını anlayıp idrak edemezler. Onlardan hüzünlü ve ince düşünceli olmaları beklenmez. Bu sebeple onlardan yetişkin gibi davranmalarını bekleyemeyiz. Çocuklara neşelerini kırmadan, sıkmadan, nefret ettirmeden, müjdeli bir dille güzel şeyler yapmalarını istemeliyiz. Bunun için kulluk vazifelerine tedrici yani derecelendirilmiş bir şekilde alıştırmalıyız.

4- Nasihat ederken çocuğun yaşını olduğu kadar cinsiyetini, ilgi alanlarını ve zeka seviyesini de göz önüne almalıyız. Erkek çocuklar övülmekten ve saygı uyandırmaktan hoşlanır. Kızlar da sevilip beğenilmeyi ister.

Erkek çocuklara nasihat ederken “Böyle yaparsan Allah'ın, Peygamberimizin ve bütün müminlerin huzurunda bu yaptığın iş ile övülürsün, herkes sana hayran olur” diyebiliriz.

Kızlarımıza da “ Allah'ın, Peygamberimizin ve bütün müminlerin sevgisini, beğenisini kazanırsın,” diyebiliriz.

Zeki çocuklara nasihat ederken onlara ikna edici misaller vermek faydalı olur. Kuran-ı Kerim’de birçok ayette Rabbimiz, misaller vermiş ve: “Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara misaller getirir.” (İbrâhim, 25) buyurmuştur.

Misalleri pek anlayamayacak bir çocuğa ise cennetteki nimetlerden bahsedip, eğer söylenenleri yaparsa o nimetleri kazanacağı müjdelenir. Cennet nimetlerinden bahsedilirken çocuğun ilgileri göz önünde bulundurulur.

5- İnsanların yaratılışları farklı farklıdır. Nasihatlerin de bu farklılığa uygun olması gerekir. Bazı insan naziktir, ince ruhludur; yumuşak lisandan etkilenir. Bazısı biraz sert mizaçlıdır, inatçıdır. Onun da meselenin ciddiyetini kavraması için kesin ve net konuşmak gerekir.

Bilhassa davranış problemleri olan çocukları vazgeçirmek için nasihat ederken bazen belli bir ciddiyete ve kararlılığa ihtiyaç duyulur. Anne babaların böyle çocuklarla konuşurken tartışmaya girmemesi gerekir. Sözlerini açık, net bir emir tonunda söylemelidir. Mesela: “Kardeşinin canını acıtma!” “Başkasına ait bir eşyayı alma!” “Hemen bilgisayarı kapat, dersinin başına otur!” gibi.

Yumuşak lisan, sevginin kıymetini bilenlere etki eder. Ama inatçı ve duyarsız kişiler yumuşak konuşmayı zayıflık sayabilirler. Bu durumda anne babalık makamına saygı duymasını sağlamak gerekir. Mesela çocuk sesini yükseltecek olursa “Sakın bir daha benimle böyle konuşma!” denilmelidir.

Bazı çocuklar da anne babanın koyduğu kuralların önemini kavramaz, sınırları test eder. Mesela “Cebimden para alma,” dediği halde, biraz alır, bakar, ne yapacak diye dener. “Bunu bir daha yapmayacaksın!” şeklinde kararlılık göstermelidir.

Problemli davranışları olan, kurallara uymayan ve büyüklerine karşı gelen çocuklarla iletişim oldukça zordur. Bu konuda anne babanın işbirliği yapması çok önemlidir. Eğer anne evde babayı saydırmazsa, baba da anneyi sindirmiş ve etkisizleştirmişse o evde, annenin de, babanın da çocuk üstünde etkisi kalmaz. Öncelikle anne babanın, birbirinin kişiliğine saygı göstermesi gerekir ki, çocuk da onları ciddiye alsın.

Söz dinlemez hale gelmiş çocuklara bağırıp hakaret etmek, ceza vermek sorunu çözmez, aksine ağırlaştırır. Mesela anne baba çocuğunu yanlışlardan vazgeçirmek için kesinlikle yapamayacağı şeylerle tehdit etmemelidir. “Bir daha okuldan kaçarsan seni evden atarım!” gibi sözler çocukta etkili olmaz. O durumdaki çocuk zaten onu da göze almıştır. Asıl yapılması gereken, çocuğun bu hale nasıl geldiğini inceleyip hatalardan vazgeçmektir.

İslami Hayat Dergisi

Yorumlara Git

İlk itiraf geldi! işte Meclis'teki taciz iddiasında sanık ifadeleri

Son pişmanlık fayda etmez Suriye ordusundan SDG'li teröristlere çağrı

Yaptığı savunma izah değil mizah! Sahtekar Ekrem kıvırdıkça kıvırıyor

İran'da yaşananlar ve uluslararası hukuk

Bakan Fidan’dan Avrupa ülkesine çıkarma