Gündem
Tarikatlara Osmanlı tipi statü
FETÖ, Adnan Oktar ve daha birçok sapkın yapılanmaların, vatandaşlarımızın dini duygularının sömürmesinin önüne, tarikat ve cemaatlerin Diyanet İşleri Başkanlığı’nda temsil edilmesiyle geçileceği belirtiliyor.
HAKKI BİLİR/ İSTANBUL Tarikat ve cemaatlere; Diyanet İşleri Başkanlığı çatısı altında temsil imkanı sağlanır, legal sahada faaliyette bulunmaları için yasal düzenlemeler hayata geçirilirse FETÖ ve Adnan Oktar grubu gibi sapkın yapılanmaların, vatandaşların dini duygularını sömürmesinin önü alınmış olur.
İslam dininin öğretilerini şahsi çıkarları için kullanmaktan çekinmeyen bazı sapkın gruplar milletimizin manevi hassasiyetlerini şahsi çıkarlarına tahvil edebiliyor.
DENETLEME DİYANETE
Konu ile ilgili Akit’e konuşan ilahiyatçılar ve hukukçular, tarikat ve cemaatlerin Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde faaliyet göstermesinin şeffaflık açısından önemli olduğunu belirttiler.
Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar, şu değerlendirmede bulundu: “Tekke ve zaviyelerin kapatılması ile bunlar tamamen kontrolsüz kaldı. Yer altına indi. Bu iş istismar edilmeye başlandı. Devlete karşı milletin dini duyguları kullanılarak, isyan örgütleri oluşturma zemini hazırlandı. FETÖ ve Adnan Oktar bunun en bariz örneğidir.”
Tarikatların şeffaflaşması noktasında Osmanlı modeline dikkat çeken Bayraktutar, “Devletle çatışanlar tarikat değil hıyanet örgütleridir. Çok samimi tarikatlarımız da var. Bunların da korunması adına, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde olur, devletin farklı bir biriminde olur; Osmanlı’daki gibi bir meşayih makamı oluşturularak, temsil edilmelerinin önü açılmalıdır. Böylece devlet, tarikatların faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olur” ifadelerini kullandı.
HUKUKİ DÜZENLEME ŞART
Avukat Ali Osman Bağırgan ise şunları dile getirdi: “Tekke ve zaviyelerin kapatılması sonrası tarikat ve cemaatler üzerinde kontrol denetim mekanizması kalktı. Bu durumda çeşitli yapılanmaların doğmasına sebebiyet verdi.”
Devletin tarikatlar noktasında acilen bir düzenlemeye gitmesi gerektiğini belirten Bağırgan, “Diyanet İşleri Başkanlığı çok titiz bir çalışma yürüterek, makul tarikat ve cemaatleri çatısı altına almalı. Onlara bir temsil makamı vermeli. Bu sayede milletimizin dini hassasiyetlerini sömüren yapılanmaların ortaya çıkması engellenir. Böylece tarikatlar ve cemaatlerin faaliyetleri şeffaf hale gelir. Vatandaşlarımız da kötü niyetleri insanlar tarafından manipüle edilmemiş olur.”