Gündem
"Kadınların böyle giyinmesine nasıl izin veriliyor?"
Gazetemiz Akit yazarı Ali Osman Aydın, bugünkü köşe yazısında toplumun müstehcen içeriklerle ahlaki dejenerasyona uğratıldığına dikkat çekerek bu konuda duyarlı olunması gerektiğini belirtti.
Gazetemiz Akit yazarı Ali Osman Aydın, "Muhafazakarlığın ölümcül kusuru…" başlıklı bugünkü yazısında günümüzde toplumun ahlaki değerlerinin hiçe sayılarak televizyon, dergi ve internet gibi kitle iletişim platformları ile müstehcen içeriklerin normalleştirildiğini belirtti. Yazısında Tolstoy ve Vergerio gibi Müslüman olmayan isimlerin konuyla ilgili görüşlerine de yer veren Aydın, günümüzde yaygınlaşan teşhirciliğe ve giderek artan ahlaki dejenerasyona karşı duyarlı olunması gerektiğine vurgu yaptı.
İşte Aydın’ın o yazısı;
“Balo kıyafetiyle süslenmiş bir kadın görünce korkuyorum…”
Böyle söyletir Tolstoy, Kreutzer (Kroyçer) Sonat kitabının erkek kahramanına.
Şüphesiz konuşan, Tolstoy’un ta kendisidir.
Rus toplumunun geleneksel kabuğunu kırarak Batılılaşmaya başladığı bir dönemde aristokratlar arasında yaşanan değişime karşı söylenir bu sözler.
Ve devam eder büyük yazar: “Bunda insanlar için tehlike, yasaya aykırı bir durum görüyorum. Polisi çağırıp, tehlikeden korunmak için yardım istemek, tehlikeli nesneyi alıp götürmelerini talep etmek istiyorum. Kadınların şehvet uyandıran kıyafetlere bürünerek erkekleri baştan çıkarmalarına, genel rahat ve huzuru kaçırmalarına nasıl izin verildiğine hayret ediyorum. Buna uygun davranmak piyasa yerlerinde yollarda tuzaklar kurulmasına göz yummak gibidir. Hatta ondan da kötüdür…”
Tolstoy’un kastettiği “yasa”, mahkemelerin tanıdığı yasa değildir.
Ama yine de güvenlik güçlerini yardıma çağırır yazar…
Çünkü ona göre bu durumda, toplum için büyük bir zarar söz konusudur.
Zarar elbette manevidir.
Tolstoy da her soylu ruh gibi bu manevi zarara dikkat kesilir.
Çünkü ruhlar bir kere, bir anlığına dahi baştan çıktığında, tıpkı Tolstoy’un Dirilişromanının kahramanı Nehludov gibi ağır bir kefaret ödemek durumunda kalmak işten bile olmaz...
Tolstoy’un eserlerinin temelinde yatan derin tartışma bu “kefaret” olgusuyla ilgilidir zaten.
****
Yaslanaya Polyana’da sessizlik ve huzur içinde yaşayan Tolstoy, hayatını “ahlakın” kaynağı ve ilkeleri üzerine düşünerek geçirir. “İnsanın ne yapması gerektiği konusunda ona hakikaten yol gösteren sadece ve sadece dindir.”diyecektir bu nedenle. Toplumun baştan çıkarılmasına, dinin vaaz ettiği “yasaya” aykırı olduğu için itiraz eder.
İktibas ettiğimiz bu sözleri söyleyen Tolstoy’un sosyal medya kullandığını, pop müzik kanallarını izlediğini, magazini takip ettiğini, dizi seyrettiğini düşünün…
Ahlaki tutarsızlığımızın, İsevi bir mü‘minin gözünden nasıl görünebileceğini…
Balo kıyafetinde dahi, genel rahat ve huzuru tehdit eden bir taraf gören bu büyük yazar, başörtülü Ayşe teyzeyle beraber bedenlerin cümbüşünden farksız TV dizilerini izlemeye tahammül edebilir miydi sizce?
****
İslam tarihinde söylenilen o muazzam sözleri ve söyleyen büyük isimleri bir kenara bırakırsak, bedenlerin teşhirinde toplum adına sorun gören ne ilk ne de son kişidir Tolstoy…
Kendisinden yaklaşık üç yüz yıl önce, hem protestan reformist hem de bir eğitimci olan Peter Paolo Vergerio’nun çocuk eğitimiyle ilgili söylediği şu sözler bugün öneminden ne kaybetmiştir:
“Çocukların safiyet düzeyini en yüksek mertebede tutabilmek için onların dans gibi, cinsellik çağrıştıran gösteriler gibi baştan çıkarıcı şeylerden uzak tutulmaları gerekir…”
Vergerio bugün yaşasaydı, “safiyet” denilen şeyin anlamını bile bilmeyen pop müzik takipçisi YouTube kuşağı ile ilgili neler düşünürdü acaba…
Survivor’da olduğu gibi cinsellik çağrıştıran gösterileri izlemek konusunda herhangi bir mahzur görmeyen günümüz ebeveynleri Vergerio’yu ve onun eğitim kuramını muhtemelen fazla mutaassıp, çağdışı bulurlardı.
Her iki alıntıda da “baştan çıkarma”ya dikkat çekilmesi ve Vergerio’nun “safiyeti” nazara alması da rastlantı olmasa gerek.
Ahlak, baştan çıkarıcı her şeye hemen hemen aynı gözlerle bakar.
Çünkü onun baştan çıkarılmaya tahammülü yoktur.
Onun için baştan çıkmak, ebedi huzurdan ayrılmanın, cennetten kovulmanın simülasyonudur.
****
Fakat günümüz toplumunda çıplaklığı fragmanlarla, reklamlarla, dizilerle, kliplerle normalleştirenler hiçbir ahlaki yasayı dikkate almıyorlar.
Onlar yalnızca ilahi yasalara değil, Türk Ceza Kanunu madde 226’da (...)
...YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYIN...