Kadın - Aile
Ana baba hakkı çok önemli!
Ana baba hakkına dair kıssadan hisseleri sizler için derledik...
'Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara 'öf' bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.' (İsra, 23)
Bir adam, cihada iştirak etmek için Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den izin istedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Annen baban sağlar mı?" diye sordu. Adam: "Evet" deyince: "Onlara (hizmet de cihad sayılır), sen onlara hizmet ederek cihad yap" buyurdu. (Buhârî, Cihâd 138)
"Ey Allah'ın Resûlü, kime iyilik yapayım? diye sordum. Bana: "Annene" dedi. "Sonra kime?" diye tekrar ettim. "Annene" dedi. "Sonra kime?" dedim. "Annene" dedi. "Sonra kime?" dedim, dördüncüde "Babana, sonra da tedrici yakınlarına" diye cevap verdi. (Ebu Dâvud, Edeb 129)
Câhime (radıyallahu anh) Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelir ve: "Ey Allah'ın Resûlü, ben gazveye (cihad) katılmak istiyorum, bu konuda sizinle istişâre etmeye geldim" der. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Annen var mı?" diye sorar. "Evet" deyince, "Öyleyse ondan ayrılma zira cennet onun ayağının altındadır" buyurur. (Nesâî, Cihad 6)
“Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü, anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkânı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Evet vardır" dedi ve açıkladı: "Onlara dua, onlar için Allah'tan istiğfar (günahlarının affedilmesini) taleb etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-i rahmi ifa etmek, anne ve babanın dostlarına ikramda bulunmak." (Ebu Dâvud, Edeb 129).
İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Üç kişi vardır, kıyamet günü Allah onlara nazar etmez: Anne ve babasının hukukuna riayet etmeyen kimse, erkekleşen kadın ve deyyûs kimse." (Nesâî, Zekat 69).
Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Üç kişi vardır, cennete girmeyecektir: Anne babasının hukukuna riayet etmeyen kimse; içki düşkünü olan kimse; verdiğini başa kakan kimse." (Nesâî, Zekat 69).
80'ine merdiven dayamış yaşlı baba Kur’an okuyordu. Orta yaşları çoktan geçmiş, iş güç sahibi, hali vakti gayet yerinde oğlu yolu babaocağının olduğu eski mahallesine düşünce şöyle bir eve uğradı. İhtiyar baba, oğlunun geldiğini hissetti. Okuduğu sûreyi tamamlayıp, zikrine ara verdi.
Karşılıklı hal-hatır soruldu. Anacığın ikramı birer bardak çay içildi. Çoluk çocuktan, havadan sudan sohbet ettikten sonra oğul için konu tükenmişti. İşi de vardı. Yaşlı adamla daha konuşacak ne olabilirdi ki; susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.
O sırada oturdukları sedirin yanındaki pencereden görünün dala bir kuş kondu.
Yaşlı baba kuşa gülümseyerek biraz baktıktan sonra oğluna sordu:
“-Bu ne oğlum?”
Oğlu umursamaz cevapladı:
“- Kuş..” dedi.
Babası kuşa biraz daha baktıktan sonra yine sordu:
“-Bu ne oğlum?”
Adam yine umursamaz:
“-Baba, o bir kuş..” dedi.
Kuş hâlâ dalda, kıpır kıpır başını sağa sola çeviriyor, yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra sanki yine onlara bakıyordu. Baba üçüncü defa sordu:
“-Bu ne oğlum?”
Oğlunun canının sıkıntısı artmıştı. Babası galiba bunuyordu. Biraz da sertçe:
“-O bir kuş baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?”
Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:
“-Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Derdin ne senin?”
.............
Yaşlı adam acı acı tebessüm etti. Yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu. Gülümsemeye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfadaki satırları okumasını istedi. Usulca tekrar rahlesinin başına Kur’an’a döndü. Oğlu ise hatıra defterinde yazılı olanları okudu:
“Bugün 3 yaşındaki minik oğlumla sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu. 23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir kuş olduğunu söyledim. Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi daha bir muhabbetle doldurmuştu..”