Kadın - Aile
Evli hanımlarına maaş bağlansın
Bu yankı yapan teklif Dr. A. Muhsin Yılmazçoban’dan geldi.
Dr. Yılmazçoban, “Yok artık daha neler, ülkenin sırtına bir yük daha mı binecek?” diye soracak olanlara cevap da verdi: “Maaş bağlanması sanıldığının aksine ekonomiye yük değil canlılık getirecek.”
Batı’yı taklid yerine bize özgü bir model kuralım.
Gerçekten Dr. Yılmazçoban’ın teklifi günümüzde, ana-babadan veya ölen eşten emekli maaşı alabilmek için sahte boşanmalara başvuran veya aynı maaşları alabilmek için evlenmeyen kadınları huzurlu aile hayatına özendirecek nitelikte görünüyor. Bakın Dr. Yılmazçoban Haber7’de 23 Ocak’ta neler yazmıştı:
On yıllardır Avrupa’da uygulanan aile ve çocuk yardımları tecrübesi önümüzde durmaktadır. Ancak yine alışılageldik olan “taklitçilikten” kaçınılarak geleneğe özgü ve bize has bir model kurulmalıdır.
Evet, ev kadınları maaşa bağlanmalıdır. Evli ve kocası çalışan kadın, ev kadını mesleğiyle görünen, somut bir değer haline gelmelidir. Kocası keyfi şekilde işinden ayrılır, kadın kocasından boşanır ve eğitimlere katılmazsa maaşı kesilmelidir. Kadınımızın çile ve sabırla karşılıksız yaptığı ev kadınlığı, kocası, çocukları ve devlet önünde değer bulmalı, kıymetlenmelidir.
Ev kadını nüfusun % 80’ini oluştururken çalışan kadın kadar bile değer görmez.
Türkiye’de iş hayatında çalışmayan ev kadını, kadın nüfusunun % 80 gibi önemli çoğunluğunu oluşturmaktadır. % 20 seviyesindeki çalışan kadına yönelik pozitif ayrımcılık türü onlarca tedbir düşünülürken, ev kadınlarına yönelik hiçbir kapsamlı önlem, uygulamaya konulmamış durumdadır.
Hâlbuki ev kadınları iktisadi, sosyal ve kültürel hayatın kendisinden kanlanıp canlandığı en önemli başlıca kesimdir. Reklamlar bile onu hedefleyerek biçimlendirilmekte ve piyasanın bir numaralı aktörleri olmaktadırlar. Külfetin teşkilinde, bu kadar önemli olan ev kadınları nimet paylaşımında “sistemin görünmezi” durumundadır.
Bağlanan maaş en az asgari ücret civarında olmalı ve emeklilik hakkına kavuşabilmeli bu da sürekli eğitime bağlanmalıdır.
Ev kadınları çocuk ve aile konuları başta olmak üzere, sürekli eğitim merkezlerinde eğitim almalıdır. Belediyeler kendi sınırları içindeki ev kadınlarına eğitim hizmeti vermelidir. Eğitime devamsızlık yapanların maaşları kesilebilmelidir.
Konuya ideolojik bakacak çok azının dışında çalışan olsun ev kadını olsun yeni modeli destekleyeceklerdir. Eğer yeterli miktarda maaş alacak olurlarsa, halen çalışan kadın nüfusun %10’luk kısmı ağır, ezici, yıpratıcı ve yozlaştırıcı iş hayatını bırakıp, evinin hanımı olmak için can atacaktır. Kısacası sosyal psikolojik yapı her zamankinden çok daha fazla hazır durumdadır.
Kadının ailedeki ve kocasının yanındaki değerine vurgu yapılmalı. Maaş bağlanması sanıldığının aksine ekonomiye yük değil canlılık getirecek.
Bu durum ise ekonomi ve genel bütçe dengelerine, büyük bir dinamizm getirerek Türkiye maliyesine devrim niteliğinde yeniden yapılanma imkânı verecektir. Kadına verilen miktar, daha büyük oranlarla canlanan ekonomik yapıdan, rahatlıkla ve fazlasıyla geri alınabilecektir.
(..) Önemli olan sistem kurmak değil sisteme yüklediklerinizle topluma mal edebilmektir.
Fakat bütün bunlar kuru bir slogan olarak kalmamalıdır. Öyle bir düzenleme yapılmalıdır ki bu tedbir çalışan kadına, ev kadınına, aileye, ailede yetişen yeni nesil olan çocuklara, erkeğe ve bütün topluma artı değer katacak hale getirilmelidir.
Ev hanımlarına maaş, toplumun manevi temel taşına yatırım olur.
Ev kadınının alacağı maaş, “ev kadınlığının” meslek olması ve değer ifade etmesi önemlidir.
Ev kadınına verilen destek, erkeğine karşı eşitlikçilik vurgusuyla ele alınarak, “artık kadın erkeğe karşı olan nihai zaferi kazandı” şekliyle takdim edilirse, toplum ve ailenin güçlenmesine hiçbir olumlu etkisi olmayacaktır. Kadının aile içinde ve kocası yanındaki kıymetine yapılan vurgu ne kadar kesin olursa bu, o kadar aile ve toplumun güçlenmesine dönük etki yapacaktır.
Düzenlemenin maddi özelliklerin, manevi ve ahlaki duruma yansıması ve evrilmesi, zamanın maddeci felsefe ve zihniyetlerinin etkisinden kurtulma imkânı sağlayacak olması öncelikli hedef olmalıdır.
Günümüzde manevi değerler maddeleşmeye ve nesneleşmeye doğru gitmektedir. Bunun tersi şekilde maddi olanın manevileşebilmesi çok önemli ve elzemdir. Kadının alacağı maaş maddi ölçütlere değil manevi ölçütlere zemin hazırlayacak zihniyet değişimine imkân sağlamalıdır. Günümüz Türkiye’sinin en temel yatırımları, değerler sistemine yapılmalıdır.
Kadının maaşı geleneğin kadın statüsü ve rolünü güçlendirebilmelidir. Maaşın bağlanmasıyla birlikte tüketim toplumuna hazır bir yiyici ve tüketici olması yönünde kadının teşviki, gerçekten istenecek faydayı vermeyecektir. Bu projenin başından dinamitlenmesi demek olacaktır. Günümüzdeki haliyle kadın çalışsın çalışmasın zaten, basit bir tüketicidir. Kadının gelenek kaynaklı yeni rol ve statüsü, evinde ve çevresinde üretici kimliğiyle birlikte ortaya çıkabilmelidir.