Kadın - Aile
Parisli kadın zeytinyağlı sabuna hayran
Parisli bir kadının kişisel bakım ürünlerimiz hakkındaki düşüncelerini sizler için derledik...
Aşağıdaki satır bir hanımefendinin düşünceleri. Der ki:
Birkaç yaz önce Marmaris'te bir restoranlar zinciri sahibi bir Fransız bayanla tanıştık. Paris’ten her türlü kaliteli ürün elinin altında olan bir hanımdı ama bizim ev yapımı saf zeytinyağlı sabunların hayranıydı. O ve ailesi, her yıl tatilini yapmaya geldiği Türkiye’den götürdüğü sabunlar dışında kişisel temizlik ürünü kullanmıyormuş.
Tonik olarak sadece gülsuyu kullanmak, peeling işlemi yerine geleneksel keseyi uygulamak, el ve ayak kremi olarak gliserin ve limon suyu kullanmak oldukça popüler. “Süpermarketlere karşı aslan bakkal !” tarzı bir yaklaşım oldu bu örnekler ama tercih insanlara kalmış. Deneyimler ve mantık çerçevesinde, içeriğini bilmediğimiz ürünler için deneme tahtası olmaktan ve boşa para harcamaktan iyi gibi geliyor bana.
Kozmetik ve kişisel bakım ürünleri alanının çok iyi bir pazar olduğu keşfedileli çok oldu. Tüm insanlarda olan bakımlı, sağlıklı ve güzel olabilme isteği, büyük firmaların ağzını sulandıran öyle bir pazar oluşturdu ki, bu pazarda yok yok...
Kadın ya da erkek, herkesin arayış içinde olduğu bir alan bu kişisel bakım ürünleri pazarı. Öyle çeşitli ürünler var ki piyasada; vücudun her bölgesi için ayrı kremler, çok çeşitli temizleme maddeleri, nemlendiriciler, jeller, köpükler, maskeler, serumlar, kaynağının ve içeriğinin ne olduğunu bilmemize imkan olmayan pek çok ürün mucizevi etkilerinden söz edilerek pompalanıyor bu büyük pazara.
Her marka kendi ürünlerini göklere çıkarıyor, en iyisi olduklarını iddia ediyor. Salyangozdan tutun da üzüm çekirdekleri ekstresine, anemon çiçeklerine, gül yaprağına, köpek balığı kıkırdağına, karınca yumurtasına kadar aklınıza gelebilecek her şeyden elde edilen bu ürünlerin pek çoğu, reklamcılığın tüm imkan kullanılarak tüketime sunuluyor.
Ama vaadedilen sonuçlara gerçekten ulaşılıyor mu bu ürünler kullanılınca? Alınan bir çok pahalı ürün hayal kırıklığından öte gidemiyor.
Kısacası, bir kaç sürüşte kırışıklıkları neredeyse yok eden, selülitleri silip süpüren, leke ve çatlakları kaybeden mucizevi kremlere, serumlara, kaynağını ve içinde ne olduğunu bilmediğimiz, “dünyanın parası” ile alınan ürünler fiyaskoya yol açıyor açıkçası.