AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Apartman hayatımız...

Bütün gelişmiş ülkeler büyük şehirlerin beton yığınlarından doğaya kaçıp nefes alırken biz tersini yapıyoruz.

Kaçımız acaba yaşadığımız apartmandaki komşularımızı tanıyabiliyoruz? En azından yarısını tanıyabiliyor muyuz? Kaçımız bir bayram günü bayramlaşmak için komşularımızın yanına çıkıyoruz? Bulunduğumuz apartmanda; kimler hasta, kimler yalnız, kimlerin bir sıkıntısı var, kimlerin çocuğu evleniyor? Evet, işin doğrusu bilmiyoruz. Belki de bilmek istemiyoruz.

Bu apartmanlara girip bir asansöre biniyor iyi ya da kötü bir insanla karşılaşma durumu olmaksızın asansör bizi doğrudan oturma odasının kapısına ulaştırabiliyor. Kişisel ilişki kurma fırsatları giderek bizden alınıyor. Günümüzde güvence, grift alarm sistemleri, güvenlik görevlileri anlamına geliyor. Arabamıza, evimize her yere alarm sistemleri kurduk? Onları kilitledik sağlam mühürler vurduk. Bu mühürleri onlara vururken gönüllerimize de vurduğumuzu hesaba katamadık?

Ev alma komşu al derken atalarımız komşuluk ilişkilerinin ne denli önemli olduğuna bu yüzden mi dikkat çekmek istediler acaba... Korkuyorum ki artık “komşu alma ev al yarışı” başladı... Ne yazık ki izole edilmiş bir hayat ve ilişkiler çıkmazındayız... İlişkilerimiz o kadar çok birincil ve organik ki... Resmi, soğuk, duygusuz ve mesafeli! Ya apartman çocukları?

Sık sık dışarıya çıkamazlar.

Gönüllerince hoplayıp zıplayamazlar. Arkadaşlarıyla dışarıda oynanacak bir sürü oyunu oynayamazlar.

Eskimiş bir araba tekerleğini gönüllerince sürükleyemez ve bunun vermiş olduğu o müthiş hazzı yaşayamazlar.

Ayçiçeği sapını “At” yapıp koşturamazlar.

İki mahallenin oluşturduğu rakiple futbol oynamanın hazzını yaşayamazlar...

Bu çocuklar, bir şekilde ev de kalmak zorunda. Hormonlar, şaha kalkmış bir at gibi yerinde duramıyor iken, içlerindeki bu devasa enerjiyi nereye boşaltacaklar? Tabii ki ister istemez evlere... Kırılsın camlar, kovalar, tencereler? Sadece kırılan ezilen eşyalar değil? Ezilen, hırpalanan, taşan sinirlere, psikolojilere ne olacak.

Bunlar da ister istemez ebeveynlerin ruh hallerini etkileyecek. Ebeveynler, bu kitleyi zapt etmek için olağanca enerjilerini bu çocukların kontrollerini sağlamaya aktaracak. Kalpler kırılacak, eşler arasında zamansız ve acımasız tartışmalar yaşanacak, çocuklara birtakım kısıtlamalar ve yasaklar konacak. Sonra ne olacak.

Bir de bakmışınız ki o anneyi, babayı; çocuğu okuldaysa, bir psikolojik danışmanın odasında ya da bir psikiyatrın bekleme salonunda göreceksiniz!!!

“Hocam bu çocuk çok yaramaz, hiç yerinde durmuyor, durduramıyorum bu çocuğu, düz duvarlara tırmanıyor, hiperaktif mi ne?” gibi cümleler ağzınızdan dökülüverecektir. Elbette, bu anlamda ciddi sorun yaşayan çocuklara, velilerimiz kesinlikle bir uzman desteği almalı. Ama burada esas etken, insanoğlunun yapısına, anatomisine uygun olmayan, doğal bir sürecin engellenmesinden kaynaklanan dürtülerin mevcut bir alana kanalize olamaması gerçeğidir.

 

Yorumlara Git

Zelenskiy bir şeyler deniyor! ABD’yi Rusya’nın üzerine salma çabası

Terör örgütünden ortak askeri güç önerisi! İran PKK’sı: İçerdeyiz, hazırız!

Kızılelma 12'den vurdu! Hedefe tam isabet

Meğer sanıldığı gibi değilmiş! Araçlarda sadece o tip ekranlar yasaklanacak!

ABD emekli adayına bel bağladı: Süreyi 1 yıl uzatma kararı!