Siyaset

28 Şubat davacısı müdahil olamadı

Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat dönemine ilişkin davanın açılmasını sağlayan Avukat Hacı Yunus Akyol’un katılma talebi de yerel mahkemece kabul edilmedi.

 Göksel Çağlav  Ankara  28 Şubat Post-Modern darbe döneminde “İnsan Hakları” konulu panele konuşmacı olarak katılan ve konuşmasında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden irtica gerekçesi ile ihraç edilen arkadaşlarından bahsetmesi nedeniyle yargılandıktan sonra beraat eden Avukat Akyol,  18.04.2011 tarihinde dönemin darbecileri hakkında suç duyurusunda bulunarak 28 Şubat davasının soruşturmasının başlamasını sağladı. Ancak, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada,  zarar gören (mağdur) konumunda olması nedeniyle katılma kararı verilmesi gerekirken katılma talebi reddedildi. Akyol yerel mahkemenin verdiği bu kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dosyayı İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) Mahkemesi’ne taşımak için verdiği dilekçesinde, “Sanıklar hakkında görülmekte olan kamu davasında zarar gören (mağdur) konumunda olmam sebebiyle katılmama karar verilmesi gerekirken, katılma talebimin reddi usul ve hukuka aykırıdır” dedi.

ÇEVİK BİR’İ SUÇLADI

Post modern darbe olarak bilinen 28 Şubat 1997 döneminde yaşananlara ilişkin olaylardan da örnek veren Akyol istinaf dilekçesinde, “Millî Güvenlik Kurulu kararlarının uygulanıp uygulanmadığının, denetimi ve irticai faaliyet içerisinde olduğunu iddia ettiği kişilere karşı tedbir almak amacıyla kurulan Batı Çalışma Grubu’nun, 28 Şubat sürecinde 6 milyona yakın insanı fişlediği, 1997 yılında Emniyet İstihbarat Dairesi’nce edinilen Çevik Bir imzasını taşıyan belgelerden ve yargılama sürecindeki evrak ve ifadelerden anlaşılmıştır” görüşlerine yer verdi.

Akyol, cezalandırılmaları gereken bir kısım sanıkların cezalandırılmayıp, haklarında beraat kararı verilmesi, cezalandırılan sanıklar hakkında ‘takdiri indirim sebeplerinin uygulanması’, haklarında müebbet hapis cezası verilen sanıklar hakkında sanıkların tutuklanması yerine denetimli serbestlik uygulanmasının kamu vicdanını derinden yaraladığını ve adaletin tecellisine engel olduğunu belirterek karara itiraz etti.