Kadın - Aile
'Beden depremi' her an gelebilir!
“Turp gibiyim!” Emin misiniz? Yoksa deprem geliyor; ‘geldim geliyorum’ mu demekte?
Tıpkı Marmara depremini beklerken yaşadığımız belirsizlik gibi “beden depremi”nin ne zaman geleceğini bilemezsiniz. O da ne diye sorarsanız hekimler size şunu hatırlatacak: Kendinizi sapasağlam hissediyor olabilirsiniz fakat bu sizinkisi gününüzü gün etme alışkanlığınızın verdiği bir hissiyat. Allah’ın emanetine gerektiği gibi önem veriyor, tıpkı arabanızın yıllık muayenesi gibi muayenesini yaptırıyor musunuz? Yoksa iyiyim, turp gibiyim deyip, bedeni dağa taşa vuruyor yani uluorta hırpalamaya devam mı ediyorsunuz? Böyle yapıyorsanız, unutmayın bedeniniz sağlamken biyolojik yapınız içten içe kemiriliyor olabilir. Ve birgün ansızın hiç beklenmedik bir şekilde sarsıntı ile karşılaşabilirsiniz. Çünki “beden sağlamken, biyolojik sağlığın bozuk olması” mümkün.
Prof. Osman Müftüoğlu bu konuda şöyle diyor: Düzenli sağlık taramaları yaptırmak kanserden şekere, hipertansiyondan damar sertliğine, pek çok sağlık sorununun erken teşhisine olanak sağlar. Hatta biraz daha ileri gidilir, sürece genetik testler gibi daha detaylı incelemeler de dahil edilirse, hayatı tehdit eden hastalıkların bazıları daha tasarım aşamasındayken bile tanımlanabilir. Erken teşhis modern tıbbın en önemli avantajlarından biridir. Bu sayede pek çok sağlık sorunu ciddi tahribatlara yol açmadan, hastalık süreçleri dallanıp budaklanmadan, çoğu zaman da ilaca, ameliyata gerek kalmadan çözümlenebiliyor. Hal böyleyken, birçoğumuz yanlış saplantılar ya da iflah olmaz bir boş vericilikle, “Hiçbir şikâyetim yokken, neden bu testleri yaptırayım, neden zamanımı daha da önemlisi paramı bu incelemelere ayırayım” diye düşünüyoruz. Oysa, “Su uyur düşman uyumaz” misali, çoğu hastalık siz bedenen kendinizi “turp gibi” hissederken de çoktan yola çıkmış, biyolojik sağlığınızı çoktan tehdit etmeye başlamış olabilir. Yani “beden sağlamken, biyolojik sağlığımızın bozuk olması” her zaman mümkündür.
“SAĞLIĞIN BİYOLOJİK OLARAK BOZULMASI NE ANLAMA GELİYOR”?
Diyelim ki, doktorunuzdan bir randevu aldınız ve ondan, iki aydır canınızı sıkan “kilo kaybı, sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, sık acıkma, yorgunluk, bitkinlik ve giderek artan cinsel güçsüzlük” gibi yakınmalarınızın nedenini araştırmasını istediniz.
Doktorunuz, kan analizlerinizi yorumlarken size kötü haberi verdi: Şeker hastasısınız! Şeker hastalığının, (kan şekerinin 12 saat açlıkta bile 120 mg’ın üstüne çıkmasının) – bu durumda tokluk kan şekeriniz de muhtemelen 200’leri geçmiş demektir - sizi yalnız kilo kaybı, sık idrara çıkma, çok su içme, ağız kuruluğu gibi kan şekerinizin ayarlanmasıyla kısa sürede düzelebilecek şikayetlerle taciz ve tehdit etmediğini, bozulmuş kan şekeri ayarınızın size en az 8-10 yıldan bu yana zarar verip özellikle damarlarınızın canına okuduğunu bilirseniz, onu “gizli şeker”, hatta “reaktif hipoglisemi ve insülin direnci” döneminde ne kadar önemli bir şey olduğunu daha iyi anlarsınız.
Orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkan şeker hastalığının, hastalık ortaya çıkmadan önceki 8-10 yıllık süreçte de biyolojik olarak var olduğunu ve “gizli şeker” adı verilen bu dönemde de tahribatlarını yaptığını biz hekimler olarak çok iyi biliyoruz..
Şeker hastalığının gizli diyabet aşamasında da, kalp damarlarında, böbrek, göz, beyin ve diğer damarlarda ciddi tahribatlar yaptığından hiç kuşkumuz yok! Oysa bu dönemde o kişi henüz “klinik olarak sağlam” kabul ediliyor. İyi bir sağlık riski analizi yapıldığında ise “biyolojik olarak sağlam olmadığı” kolayca anlaşılabiliyor.
İş, güç, kariyer peşinde koşacağız, çocukları büyüteceğiz, iş sahibi olup ev-bark kuracağız derken 20-50 yaş diliminde sağlığımızı genelde ihmal ediyor, sırf bu yüzden de hiç ummadığımız bir zamanda golü yiyebiliyoruz!
Oysa bu yaş kesitinde de yılda bir kez sağlık taramasından geçmek lazım. Mevcut bir sağlık sorununuz ya da “Her an gelebilirim” diyebilecek bir sağlık tehdidiniz varsa, incelemeleri daha da sıklaştırmanız gerekebiliyor. Bu yaş grubunda yılda bir kez tansiyon ölçümü, detaylı fiziksel inceleme EKG, kanda kolesterol, şeker, ürik asid, trigliserid böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının taranması gerekiyor.