AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Kendine engel olamama hastalığı

Kendine engel olamama durumu olan Obsesif Kompulsif Bozukluk hastalığı nedir? Belirtisi nelerdir? Psikolog Gonca Bağlar Yılmaz anlattı.

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK NEDİR?

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), kimi zaman istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler olarak tanımlanan obsesyonlar ile kişinin obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar ya da zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir anksiyete bozukluğudur.

Obsesyon, kendiliğinden oluşan, yineleyici, sıkıntı yaratan, kişinin saçma ve yanlış olduğunu bildiği düşünce, dürtü ya da imajlardır. Kompulsiyon ise genelde bir obsesyona engel olmak için belli kurallarla yapılan eylem veya düşüncedir. (Bayar R., Yavuz M. Türkiye’de Sık Karşılaşılan Psikiyatrik Hastalıklar, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, 2008: Obsesif Kompulsif Bozukluk, 185-192)

Obsesif kompulsif bozukluğa sahip kişilerin çoğu (çocuklar hariç) obsesyonların anlamsız olduğunun farkındadır ancak kendilerine engel olamazlar.

Kompulsiyonlar, obsesyonların yarattığı kaygıyı azaltmak üzere yapılan ritüellerdir. Kaygı geçici bir süre için azalır veya durur ancak obsesif düşünceler kişinin aklına tekrar gelince bu ritüelleri hemen tekrarlaması gerekir. Bu ritüeller ve obsesif düşünceler arasındaki kısır döngü gün boyu devam eder ve kişinin zamanından çalarak günlük işlerini yapmasını, sosyal aktivitelerini, aile ve arkadaş ilişkilerini engeller.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Obsesyon belirtileri;

İstenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemler

Bu düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir.

Kişi, bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da bunları baskılamaya çalışır ya da başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır.

Kişi, obsesyon düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür.

NASIL ANLAŞILIR?

Kişinin, obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örn. el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler (örn. dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma)

Davranışlar ya da zihinsel eylemler; sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya ya da korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir. Ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir.

NEDENLERİ NELERDİR?

Genetik faktörlerin obsesif kompulsif bozukluk oluşumuna katkıda bulunduğuna dair kanıtlar giderek artmaktadır. Birçok araştırma obsesif kompulsif bozukluğun oluşumunda beyindeki serotonin düzensizliğinin etkili olduğunu göstermiştir.

Psikodinamik yaklaşıma göre bastırılmış bilinçdışı dürtüler sonucunda obsesif kompulsif bozukluk ortaya çıkar. Geçmiş yaşantılardaki taciz, yaşamsal değişiklikler (göç vb.), hastalıklar, ölüm, iş, okul, aile veya ilişki yaşantısı ile ilgili problemler ve kaygılar obsesif kompulsif bozukluk oluşumunda etkilidir.

TEDAVİSİ NASILDIR?

Obsesif kompulsif bozukluğun tedavisinde psikoterapi ve ilaç tedavisi kullanılır. İki tedavi ayrı ayrı kullanılabilirken, birlikte de kullanılabilir.

Serotonin sistemi üzerinde etkili olan ilaçlar obsesif kompulsif bozukluğun tedavisinde kullanılır.

Psikoterapide ise amaç; kişiye rahatsızlık veren, kaygı oluşturduğu için kaçma davranışına neden olan obsesyonlarla kişiyi karşı karşıya getirmek ve oluşan kaygıyı azaltmak için kullanılan kompulsiyonları engellemektir. Rahatsızlık veren düşüncenin oluşturduğu kaygıyı azaltmak ve yeni davranışa alışma durumunu sağlamak alıştırma tedavilerini oluşturur.

Kişiler kendilerini rahatsız eden bu düşüncelerle ilgili fazla sorumluluk hissederler. Terapinin diğer amacı da bu sorumluluk algısını azaltmaktır. Sorumluluk olarak algılanmayan düşünceler arkasından kaygıyı azaltıcı davranışları getirmeyecektir. İşlevsel olmayan bu düşünceler yerine daha gerçekçi olan düşünceler getirilmeye çalışılır. Sanılanın aksine kişilerden kendilerine kaygı verici düşünceleri akıllarına getirmeleri istenir ve yaşadıkları kaygı ile baş edebilmeyi öğrenmeleri hedeflenir.

 

Yorumlara Git

İsrail'den Mavi Vatan sınırında vahşet! Lübnan'da fosfor bombasıyla savaş suçu!

Katar, BAE ve Ürdün liderleriyle görüştü! Sisi’den kritik telefon diplomasisi

Yapıcıoğlu Diyarbakır’da konuştu: ABD imparatorluğunun çöküşü olur

Halil Konakcı kafir suçlamalarına sert çıktı! 'Siz Peygamberimizi FETÖ'cülerden öğrendiğiniz için...'

Mavi Vatan’da kuş uçurtulmuyor! Bakan Çiftçi: "Zehir tacirlerine ve insan kaçakçılarına geçit yok!"