Kadın - Aile
Beyni yıkanan toplumlar şizofren olabiliyor
Beyin yıkama bazı ülkelerde rejime sadık bireyler yetiştirmek için başvurulmaktadır. Bunlar arasında, tekrarlı telkin, bir korku ve dehşet ortamı içinde zihnî ve fizikî yorgunluk oluşturulması gibi teknikler vardır.
Faşist ve komünist rejimler, diktatörlüklerine boyun eğdirmek için eğitim, öğretim ve propaganda araçlarını kullanırlar. Böylece toplumsal şizofreni geliştirilebilmektedir. Halk bir iki nesil sonra kendilerine belletilenleri “ezeli ve ebedi gerçek” gibi kabullenir. Beyin yıkama daha dar planda, tutuklu kişilere tıbbî metodlar kullanılarak uygulanmaktadır. Beyin yıkamaya karşı gösterilen direnç, kişinin itidaline, Rabbine imanına, fizik sağlığına bağlıdır.
Şizofren kişi sürekli tehlike altında olduğunu sanıyor
Aslında şizofreni kronik, ciddi ve düşkünleştirici bir beyin hastalığıdır. Toplumun yaklaşık %1’inde şizofreni gelişir.
Şizofreni sıklığı, kadınlarda ve erkeklerde eşit olmakla birlikte, hastalık erkeklerde çoğunlukla kadınlardan daha erken, genellikle onlu yaşların sonunda veya yirmili yaşların başında ortaya çıkmaktadır. Kadınlarda ise genellikle yirmili yaşlarda veya otuzlu yaşların başında görülmektedir.
Mevcut tedaviler birçok davranışı düzeltebilmektedir ama çoğu şizofrende bazı semptomlar hayat boyu varlığını sürdürür; tümüyle iyileşenlerin oranının beşte birden fazla olmadığı tahmin edilmektedir.
ilaçları düzenli kullanmaları gerekir
Şizofreninin şiddetli ve uzun-süreli kronik bir hastalık oluşu yüzünden hasta işgöremez hale gelebilir. Şizofreni ilaçları ve başka tedaviler, düzenli olarak ve reçetelendiği gibi kullanıldıklarında, hastalığın sıkıntı veren semptomlarının azaltılmasına ve kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir. Tedavi etkili olsa bile, ilaçların yan etkileri de maalesef çok sıkıntı verici olabilir.
Şizofreninin ilk belirtileri çoğunlukla davranıştaki ciddi değişimlerdir. Gerçek hayatı gerçek olmayanlardan ayırdedebilme yeteneğinin ortadan kalkmasıyla sonuçlanan yanlış ama değiştirilemeyen kişisel inanışlarla, karakterize olan bir akıl bozukluğudur.
Bazı hastalar kendilerinin aldatıldığı, taciz edildiği, zehirlendiği veya kendilerine karşı komplo kurulduğuna ilişkin yanlış veya akıldışı zanna sahiptir. Bu hastalar bir yakınlarının da böyle bir tehlikede olduğuna inanabilirler. Buna ek olarak, şizofrenide kişinin kendisinin ünlü veya önemli biri olduğuna inandığı büyüklük hezeyanları görülebilir. Bazen şizofrenili kişilerin hezeyanları oldukça tuhaftır, örneğin bir komşunun, davranışlarını manyetik dalgalarla kontrol ettiğine; televizyondaki kişilerin kendilerine özel mesajlar ilettiklerine; yada düşüncelerinin başkalarına yüksek sesle yayınlandığına inanabilir.
Düşüncede Bozulma
Şizofren kişiler bir konuyla ilgili olan ve olmayan şeyleri ayırt edemeyebilirler. Kişi düşünceleri mantıkî bir sıraya oturtamaz, dağılır.
Kişiler söylenenleri anlayamadıklarında rahatsız olur ve oradan ayrılır.
Kişide sosyal geri çekilme olabilir, başkalarıyla temas kurmaz. Motivasyon, hayata ve hayattan zevk almaya duyulan ilgi büyük ölçüde azalmış olabilir.
Anormal Karşısında Normal
Zaman zaman, normal bireyler şizofreniye benzer tarzda duyumsayabilir, düşünebilir yada davranabilirler. Normal kişiler de bazen “doğru düşünemeyebilirler”. Konuşurken aşırı endişeye kapılabilir, kafaları karışabilir, düşüncelerini bir araya toplayamaz veya söylemek istedikleri şeyi unutabilirler. Bu şizofreni değildir.