Medya
Yeni Asya “duruş”un değil, “kuruş”un hesabını yapar
Yen Akit gazetesi yazarı Rasim Bolbol, Yeni Asya’nın 17-25 Aralık darbe girişiminden bu yana Fetullahçı Terör Örgütü’nün ekmeğine yağ süren yayınlara yaptığını ve son olarak da cemaatlerle AK Parti hükümeti arasında bir kriz çıkarmanın peşine düştüğünü söyledi.
Yeni Akit gazetesi yazarı Rasim Bolbol, “Yeni Asya “duruş”un değil, “kuruş”un hesabını yapar” başlıklı son yazısında, Yeni Asya Gurubunun içinde düştüğü durumu değerlendirdi. Yeni Asya Grubu’nun 17-25 Aralık darbe girişiminden bu yana Fetullahçı Terör Örgütü’ne yakın yayınlar yaptığını ifade eden Bolbol, son dönemde algı operasyonlarına hız kazandığını ve cemaatle ile hükümet arasında kriz çıkarmanın peşine düştüğünü söyledi.
İŞTE RASİM BOLBOL'UN İLGİLİ YAZISI:
15 Temmuz darbe girişiminden bu yana, hatta ne 15 Temmuz’u, 17/25 Aralık yargı darbesinden beri FETÖ’nün ekmeğine yağ süren yayınlar yapan Yeni Asya adlı mevkute, yine suyu bulandırma gayretinde...
Sizin de dikkatinizi çekmiştir; bu aralar algı operasyonlarına bayağı bir hız verdiler.
Sözde etikçiler, ancak özde tetikçilikten başkaca bir marifetleri yok...
Devirdikleri son çamı gördünüz; cemaatlerle hükümet arasında bir kriz çıkarmanın peşine düştüler bu defa da.
Geçtiğimiz günlerde yayınladıkları “Yeni Asya’nın duruşu” başlıklı bir başyazı ile Türkiye’de cemaatlerin hedef alındığını ve kökünün kazılmaya çalışıldığını iddia ederek dindar insanları devlete karşı kışkırtmaya çalıştılar.
(Yeni Asya’nın nasıl bir duruşu varmış, onu da gerçekten çok merak ettik. Öyle ya, bunlar bildiğimiz kadarıyla “duruş”un değil, “kuruş”un hesabını yaparlar. Külliyatdan elde ettikleri muazzam kazançları kesilir gibi olunca, gözlerinin nasıl döndüğünü dün gibi hatırlıyoruz.)
Cemaatleri tahrik etme amacına matuf söz konusu yazı, aslında tehlikeli ve sinsi bir oyunun parçası.
Kendilerini Said Nursi’nin takipçisi gibi göstererek Risale-i Nur’u ve Bediüzzaman’ı istismar ediyorlardı, anlaşılan o ki şimdi de diğer cemaatlere çengel takmaya çalışacaklar.
¥
“Bugün bize karşı yapılanlar (aslında bir şey yapıldığı da yok) yarın sizin de başınıza gelebilir” diyerek milleti kışkırtıyorlar.
Aman ha dikkat!
Varlık sebeplerini “hak ve hakikatten yana olarak bu milletin ve vatanın selâmeti uğrunda çalışmak” olarak açıklayan bu grubun, “hak ve hakikat”ten ne anladığını biz çok iyi biliriz.
Bunlar “mason”la da “fason”la da iş tutmakta hiçbir beis görmemişlerdir. Demirel’i ve Müslümanlara etmediği zulüm kalmayan CHP’yi omuzlarında taşımayı adeta görev addetmişlerdir.
¥
İşte, böyle bir grubun bugün kalkıp Türkiye’de İslam’ın müdafii pozlarına bürünmesi, doğrusu hiç inandırıcı olmuyor.
Diyeceğimiz o ki; size buradan ekmek çıkmaz beyler! Haydi başka kapıya!
¥
YEDİĞİ KABA PİSLEYENLERİN
BU TOPRAKLARDA İŞİ OLAMAZ!
Son seçimlerde terör örgütü PKK’nın siyasi kanadı HDP’den İstanbul Milletvekili seçilen bir çapsız var...
CHP’nin ittirmesiyle Meclis’e taşındı kendisi. “CHP’nin ittirmesi ile” diyoruz, çünkü HDP’nin 24 Haziran’da tek başına barajı aşamayacağı aşikârdı. Zaten bu yalın gerçeği “Katkı oyları olmasaydı, HDP baraj altıydı” diyerek, “milletvekili” sıfatı taşıyan bu sıfatsız da ortaya koymuştu.
Doğrusu adını bu sütunda anmayı zül addediyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bir yandan “terörist”, “katil sürüsü”, “mafya” diyen; diğer yandan da aynı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden milletvekili maaşı alan bu yüzsüzü siz zaten çok yakından tanıyorsunuz.
Hatırlayacaksınız, Türk ve Türkiye düşmanlığıyla maruf olan mezkur şahıs, daha önce de ABD’nin, terör örgütlerine karşı amansız bir mücadeleye girişen Süleyman Soylu ve Abdülhamit Gül’e yaptırım kararı almasını avuçları patlarcasına alkışlamıştı.
Anlaşılan tasmasını ellerinde tutanlar, kullanışlı elemanlarına yeni bir görev tevdi etmiş.
Baksanıza, şimdi de bir Alman kanalına verdiği röportajda, EURO 2024’ün Türkiye’de düzenlenmemesi gerektiğini söyleyerek yeni bir ihanete imza atmış bu gayri milli zat.
Ne bekliyorduk ki zaten...
Adam(!) açık açık kara propaganda çalışması yürütüyor. Şirin görünmek için kırk takla attığı efendilerine Türkiye’ye ders vermeleri(!) konusunda adeta yalvarıyor.
¥
Türkiye’ye EURO 2024’ün niçin verilmemesi gerektiğini anlatırken sığındığı argümanlar da çok ilginç bu elemanın.
Adalet sisteminin çöktüğünü…
Basın özgürlüğünün ortadan kaldırıldığını ileri sürüyor cibiliyetsiz herif.
Allah Allah!
Biz mi yanlış hatırlıyoruz acaba…
Türkiye’de basın özgürlüğünün olmadığından dem vuran karaktersiz, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden DHKP-C’lilerle olay esnasında röportaj yapıp “teröristlerin sesi” olmamış mıydı ya hu?
“Adalet sistemi çöktü” iftirasını atan müfteri, adalet sarayında savcıyı rehin alan teröristleri “çiçek çocuk” gibi göstermeye çalışmamış mıydı?
¥
Bunların yaptıkları hainlik bir değil, iki değil…
Bardak gerçekten taştı artık!
Hem milli iradenin tecelligâhı olan Meclis’e kapağı atıp her türlü imkânı sonuna kadar kullanıyorlar, hem de kendilerine bu imkânları sunanlara salya-sümük saldırıyorlar.
Bir taraftan “Biz milletin vekiliyiz” diyorlar, öbür taraftan ise o milletin her türlü kutsalına kirli dillerini uzatmaktan imtina etmiyorlar.
Açık söyleyelim, bu böyle gitmez. Yediği kaba pisleyenlerin bu topraklarda işi olamaz.
İyisi mi yakalarına taktıkları o rozetleri derhal çıkarsınlar ve bir an önce ağababalarının yanına sığınsınlar.
Hem kendileri kurtulur, hem de biz.
En iyi çözüm bu değil mi?