AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Dünyada bir garib yolcuyuz

Yaşlılık kaçınılmaz.. Gençken pek akla gelmez; hem de gözler önünde anne ve baba yaşlı halleriyle dururken.. Yaradılış hikmeti; ibret alabilmek, nasihatı gerektirir..


Ayrıca, yaşlılık bir toplumdan diğerine ve çağa göre de farklılık gösterir. Kimi yaşlılığı bir problem olarak algılamakta, kimi yaşlılığa karşı olumlu tutumlar benimsemektedir. Oysa altın bir çağdır yaşlılık.

Fakat insanlar yaşlandıkça bedenî ve ruhî yıpranmaya uğrarlar. Yaş ilerledikçe kronik hastalıklar düzenli bir biçimde çoğalır.

Kalp ve damar hastalıkları, duyu organlarında, hareketlerde gerilemeler, davranış ve reflekslerde, yavaşlamalar, kemiklerde erime, kireçlenmeler..

Yakınların kaybı ve gençlerin öğrenim ve evlenme sebebiyle evden ayrılması, dostların birer ikişer kaybı hele eş kaybı bunalımlara yol açabilir..

Yaşlılar psikolojik olarak yalnızlık ve çevreye uyumda güçlük çekebilirler. Yaşlının fiziksel gücünü yitirmesi onu karamsarlığa itmektedir.

Yaşlılıkta Aile İlişkisi

Yaşlı kişiler torunlarıyla haşır neşir olmaktan çok şey kazanırlar; yeni düşünceleri öğrenme, duygu alışverişi, kişiliğin zenginleşmesi gibi. Büyük ebeveynin torunları ile etkileşimlerine ilişkin tutumları gurur duyma, görev duygusu, hoşlanma ve zevk almayı yansıtır. Karşılığında onlara şefkat ve hayat tecrübesi kazandırırlar.

Hepimiz bir gün yaşlanacağımızı düşünürsek, her bir yaşlıda kendi geleceğimizi görerek, bize nasıl davranılması gerektiğini düşünüyorsak çevremizdeki yaşlılara da öyle davranmalıyız. Onları saygıyla karşılamalı ve gönüllerini hoş etmeliyiz.

Kur’an’da buyuruluyor ki:

• Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme. Onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek, tevazu göster ve de ki: Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi Sen de onlara acı. İSRA: 23-24

• Kime uzun ömür verirsek, Biz onun yaratılışını (Gençliğini, güzelliğini ) bozar, gücünü azaltır, beli bükük hale getiririz. Onlar bunu hiç düşünmezler mi? YASİN 68
Abdullah ibni Ömer (r.a.) şunları anlatır:

Resul-i Ekrem (sav) vücudumun bir yanından tutarak şöyle buyurdu:

"Dünyada sanki bir garîb (gurbette olan yabancı), hattâ yoldan geçen bir yolcu imişsin gibi ol ve kendini kabir halkından (biri) say."

Daha sonra İbni Ömer (r.a.) sözüne şöyle devam etti:

"Sabaha çıktığın zaman kendine akşamın sözünü etme, akşama çıktığın zaman da kendine sabahın sözünü etme. Hastalığından önce sıhhatinden, ölümünden önce hayatından (istifâde edip tedbir) al. Çünkü sen, ey Abdullah! Yarın adının (mutlu mu, bedbaht mı) ne olacağını bilemezsin." (Tirmizi, Zühd: 25)

Gerçekten de, dünya hayatının fâniliğini bundan daha güzel anlatan bir söz olamaz. Çünkü, insanın elinde bulunan "ömür" ve sahip olduğu zaman, sadece bir "an"dır. Hiç kimse, bir sene, bir ay, bir gün, hattâ bir saat sonrasına kadar yaşayacağını garanti edemez. O halde bulunduğu ânı, en güzel bir şekilde değerlendirmeli, Allah'a hakkıyla kul olmalıdır.

 

Yorumlara Git

Trump’tan İran’a yapay zeka suçlaması

İran 12 saat ara verdi! Tekrar düğmeye bastılar

Mısır'dan ortak Arap gücü çağrısı!

Siyonistler saldırıyor! 200'den fazla hedefi vurdular

Kemalist Özlem Gürses'ten Siyonist seviciliği