AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Şeker sağlığımıza çok zararlı

Rafine şeker ve gizli adlar altında besinlere sokulan diğerleri de..

British Medical Journal’da yer alan bir makalede rafine şeker ve mısır şurubunun tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılık yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulması gerektiği belirtiliyor.

Aynı zamanda glikoz ve diğer tatlandırıcılar da aynı hatta daha fazla riskli deniliyor.

Bu rafine beyaz/kahverengi şeker diğer tatlandırıcı türleri öyle bir zehir ki her markette, bakkalda satılıyor.

Hatta çocuğumuzu sevindirmek, misafiri mutlu etmek için kendi elimizle ikram ediyoruz onu. Bütün diğer uyuşturucular gibi bağımlılık yapıyor ve haz duygusuyla birlikte vücuda zarar veriyor. Hatta bu beyaz zehiri anne babalar ödül diye, hediye diye çocuklarına yediriyor.

Gözünüzün önüne, yeğeninize, çocuğunuza “hediye ettiğiniz” çikolatalar, gofretler mi geliyor? İnsanı sigaraya, uyuşturucuya en yakınları alıştırır... Çocukları da “şeker isimli zehire” anne-babaları alıştırıyor en önce.

Şeker uyuşturucu gibi

Bu öyle bir zehir ki her markette, bakkalda satılıyor. Bütün diğer uyuşturucular gibi bağımlılık yapıyor ve haz duygusuyla birlikte vücuda zarar veriyor. Hatta bu beyaz zehir çocuklara yediriliyor.

Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine sebep oluyor.

Organlar bozuluyor

Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.

Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.

Her yerde “şeker” var

Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin bağımlılık yapan mısır şurubu şeklinde artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi..

Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu gıdaları.

Şekerli mamalar

Özellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine yol açıyor. Günümüzde artan aşırı şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker.. Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor! Reklamlar, annelere emzirmeyi bıraktırıp onları mamalara yönlendiriyor.

Mısır şurubu nedir?

Genetiğiyle oynanmış mısırdan “mısır şekeri” üretiliyor. “Nişasta bazlı sıvı şeker” de denilen bu “oynanmış” şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü.

Bu şeker türü çay şekerinden daha ucuz olduğu için gıda sanayinde yaygın olarak kullanılıyor. Mısır şekeri çok çabuk emildiğinden, daha çabuk acıktırıyor, daha çabuk metabolik sendrom oluşturuyor..

Yiyeceklerin “içindekiler” listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, ksilitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake.

Gıda sanayi son yıllarda çok kârlı bir alanı keşfetti. Gofretler, kolalar, boyalı meyve suları, şekerli ekşimeyen yoğurtlar ve büyüttüğü ya da zekayı geliştirdiği iddia edilen paketlenmiş yiyecekleri ile bütün çocuklarımızı şeker bağımlısı yaptılar.

Bermuda şeytan üçgeni

Televizyonlarda 3-4 reklamdan biri çocuklara yönelik. Şekerli gıdalar ile sürekli insanları beyinlerini yıkıyorlar. Çocukların nerdeyse hiçbiri bu yüzden doğru dürüst taze sebze ve meyve yemiyorlar. Onun için vitamin ve mineral yetersizlikleri çok yaygın.

Daha önce çocuklarda görmediğimiz Tip II diyabetin görülme yaşı 10’un altına indi.

Yaşlılarda görülen osteoporoz artık gençlerde görülüyor. Hiperaktivite-depresyon-otizm adeta Bermuda üçgenine dönüştü. İçine düşen zor kurtuluyor.

Yorumlara Git

Trump’tan Hark Adası için "tek kelime" tehdidi! "Her şeyi yıktık, boruları nezaketen bıraktık!"

Rusya'dan "felaket" uyarısı! Moskova silahları susturma çağrısını yineledi: "Diplomasiye dönün!"

İletişim Başkanı Duran'dan İsrail’e "Lübnan" muhtırası! "Bölgesel kaosun fitili ateşleniyor!"

Almanya'daki kiliseler 2025'te 1,1 milyondan fazla üye kaybetti İslamiyete dönüş

Bahçeli'den Mescid-i Aksa tepkisi