Kadın - Aile
Unutkanlık artıkça alzheimer yaklaşıyor
Yalnızca yaşlananlarda değil artık gençlerde de rastlanan bir sorun bu: Sizin de en samimi arkadaşınızın adını hatırlayamadığınız, buzdolabından çıkardığınız süt şişesini evrak dolabına koyduğunuz veya masanızın üstündeki eşyaları kaybettiğiniz zamanlar olmuyor mu?
Unutkanlık, başta komik gibi görünse de insanın moralini bozan bir durum. Hafızamız sayesinde, yıllar içinde biriktirdiğimiz anılar sayesinde, kim olduğumuzu biliyoruz. Başka bir deyişle, bizi biz yapan şey sahip olduğumuz hafızamız. Sabah uyandığımızda kim olduğumuzu hatırlayabiliyor ve hayatımıza kaldığımız yerden devam edebiliyorsak, bunu hafızamıza borçluyuz. Halbuki yaşadığımız çağda unutkanlık büyük bir hızla yayılıyor.
Hafızamızın zayıflaması, bizi biz yapan şeylerin zayıflaması anlamına geliyor. Daha da kötüsü yaşlılıkta kötü bir hastalığın; “Alzheimer”in yakamıza yapışacağı korkusunu yayıyor. Biliyorsunuz Ronald Reagan bile bu illetin maskarası oldu!
50’yi aşanlarda gözlüğü ters taktırır
Alzheimer hastalığının teşhis ve tedavisi için henüz yeterince klinik ve laboratuar testleri yapılmadığı için insanlık bu hastalığı yeterince tanımıyor. Doktorlar teşhis koymak için yalnızca belirtileri dikkate alıyorlar ve bu belirtiler ise yaşlılıkla ortaya çıkan ‘beyinsel hasar’ların giderek yaygınlaştığını gösteriyor.
2050 yılına gelindiğinde nüfusun %3 ile 4’ünün Alzheimer hastalığına yakalanacağı düşünülüyor. 50 yaşını aşan insanların ‘unutkanlık’ sorununu giderek artan bir ciddiyetle ele almalarında haklılık payı var.