AKİT MENÜ

Ekonomi

“İşlerinize bankaları değil dostlarınızı ortak edin”

AK Yapı Yönetim Kurulu Başkanı ve MÜSİAD Genel Başkanvekili Mahmut Asmalı, işadamlarının düşündüğü bir işle ilgili soluğu bankada almalarına dikkat çekerek, “İşlerini kredi alarak çevirmek yerine güçbirliğine gitmeleri onlara daha büyük faydalar sağlayacaktır” dedi. Asmalı işdünyasının ‘Yeni Türkiye’ sürecine bakışını ve yaşanan daralmalardan çıkış yollarını gazetemize değerlendirdi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin devreye girmesiyle birlikte işdünyasında da kabuk değişimi başladı. Daralan ekonomiden çıkış için işbirliğinin önemine değinen AK Yapı Yönetim Kurulu Başkanı ve MÜSİAD Genel Başkanvekili Mahmut Asmalı, “Ankara vatandaşın derdini çözmekle mükelleftir” dedi. Asmalı, Ekonomi müdürümüz Mehmet Canıtatlı’nın sorularını cevaplandırdı.

İş dünyası Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine tam olarak kendisini adapte etmiş değildir” diyen Asmalı, süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Belki böylesine önemli bir köklü değişikliğin daha uzun yıllara yayılması sürecinde hazırlıkların da uzun sürmesi bekleniyordu. Ama öyle olmadı. Ayrıca yaşanan değişikliğin bir rejim değişikliği olmadığını herkes görüyor. Asıl yapılan, devletin bürokrasideki hantallığını Kabine’nin, partinin hızına uydurma girişimidir.

Bu fark hemen kapatılmalı

AK Parti, 16 yıllık iktidarında böyle bir kanaate varmış olacak ki, böyle bir sürece girildi. Amaç, bürokrasideki çarkı hızlandırmaktır. Ankara’da gerçekleştirdiğim son ziyaretlerden birisinde atanan bir bürokrat bana, “Mahmut Bey, siz özel sektör olarak bizden daha şanslısınız. Ben, iki bin kişiden sorumlu yönetici olarak, kurumumda başarısız olan birisini kapının önüne koyamam, ancak odasını değiştirebilirim ya da ‘şu koltuk yerine bu koltukta otur’ diyebilirim” dedi. Oysa reel sektörde performansa dayalı değerlendirme öncelikli gelir. İşte bu farkın bir şekilde kapatılması için adımların hızla atılması gerekiyor.

Hantallıktan kurtulmalıyız

Nitekim geçtiğimiz günlerde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile vatandaşın derdini yanlış yere bildirmesi durumunda bile söz konusu sıkıntının aşılması için gerekli yere iletilmesi mecburiyeti getirildi. Yani topu taca atmadan vatandaşın işinin çözülmesi gerekliliği ortaya konulmuş durumda. Yani Ankara vatandaşın derdini çözmekle mükelleftir. Bu, oldukça sevindirici bir gelişmedir. Bana göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin en önemli argümanı da budur. Parlamentoda, bürokraside hatta iş dünyasında yavaş işleyen çarkları dünyadaki hızlı gelişmeye bağlı olarak yapılan her düzenleme bu ülkeyi şüphesiz bir adım daha ileriye götürür. Böyle bir düzenlemeye iş dünyası ne kadar hazırlıklı. İşte bu noktada, ben çok emin değilim. Biz bu sistemi dış ülkelerdeki muhataplarımıza anlatırken de zorluklar yaşadık. Finans dünyasından bir arkadaşım bana, “Aslında ekonomideki yurt dışı algısı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile değişmeye başladı. Kamuoyuna, ‘Bir tek adam yönetimi sistemi geliyor’, ‘Kuvvetler ayrılığı ilkeleri bir kenara bırakılıyor” algısı yayılmaya çalışıldı. İş dünyası da bundan etkilendi. Her birinin dışarıda gelişmeleri anlatırken, “...yasama, yürütme ve yargı erkimiz ayrı ayrı çalışıyor. Biz sadece hantal yapıyı işler hale getirmek için değişiklikler yaptık” demeleri gerekirdi.

Bazı bakanlar iyi ki dışarıdan atandı

Bakanların bazılarının parlamento dışından atanmalarını oldukça yerinde buluyorum. Geçmişten bu döneme kadar birçok Bakan gördük. Birçoğu seçim bölgesindeki düğün, dernek ve açılış törenlerine katılırken maalesef 80 milyonun derdine derman olacak zamanından çalıyordu.  Hepsinin üzerinde seçmen, bölge baskısı vardı. Ama yeni atanan bakanlarda böyle bir stres yerine sadece iş yükünden kaynaklanan bir stres var. Hepsi de, ‘Neyi nasıl yapayım da, vatandaşın işini kolaylaştırayım ve dolayısıyla memlekete yararlı bir iş yapmış olayım’ derdinde. İyi ki atamalar dışarıdan oldu.

Eylem planı kararlılığın göstergesidir

100 günlük eylem planının açıklanıp hayata geçirilmesi de Kabine’nin kararlılığının önemli bir göstergesidir. Seçimden sonra tebrik faslının çok uzun sürmemesi ve hemen planların açıklanıp icraata girişilmesi eylem boyutlu önemsenecek bir gelişmedir. Sonuçta, nerede bir aksama varsa hızlı bir şekilde aksiyon alınması bu milletin hayrına olmaktadır.

Fuara güçlü hazırlanıyoruz

21-24 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek 18. MÜSİAD EXPO fuarına güçlü bir şekilde hazırlandıklarını vurgulayan Mahmut Asmalı, “Fuarın lokomotif sektörü inşaat olacak. Bunun için ayrı hollerde planlarımız var. 30 bin metrekarelik alanı kullanacağız. Avrupa’dan ve diğer bölgelerden büyük ölçüde talep var. Finansa ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, birçok dinamiği barındıracak bu fuarı, öncelikle gayrimenkul üzerinden ülkemize fonları çekmenin bir fırsatı olarak görüyorum” dedi.

2019 dengeleme yılı olacak

Asmalı: “Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak Bey, Yeni Ekonomi Programını (YEP) açıklamadan iki gün önce tüm MÜSİAD Yönetim Kurulunu Beylerbeyi’nde kabul etti. Aynı gün TÜSİAD yönetimi ve akademisyenlerle de görüştü. Bizlere de, çok geniş bir manada görüşlerden istifade ettiğini dile getirdi. YEP’te yer alan orta vadeli planları son derece olumlu buluyorum. Enflasyon ve büyümeyle ilgili tahminler piyasa şartları ile örtüşüyor. yükseliş dönemine doğru ilerliyoruz

Büyümede yüzde 7’lerden yüzde 2.3’lere gerileme sürecinde tasarruf tedbirlerinin de devreye girmesi ile gelecek yıl ciddi bir kemer sıkma ve ardından toparlanma dönemine girileceğini düşünüyorum. Bu milletimizin ve ekonomi dünyasının hayrına olacak bir süreçtir. Sonuç alınacağı yönündeki umudumu da muhafaza ediyorum. Bana göre dip seviyesini gördük, şimdi toparlama ve ardından yükseliş dönemine doğru ilerliyoruz. Önümüzdeki sene için çok karamsar değilim, hiçbir şey yapmadan hemen her şey düzelecek diye iyimser de değilim. 2019 dengeleme, 2020 ise meyvelerin alınmaya başlandığı yıllar olarak kayıtlara geçecektir.

İnşaatta ayıklanma dönemindeyiz

Asmalı dikkat çekici şu tespitte de bulundu: “Geçmiş yıllarda her önüne gelen bizim sektöre denetimsiz bir şekilde girdi. Mevcut konjektörel duruma göre hareket etmediğimiz için bizler güzel işlere imza attık, inşallah atmaya da devam edeceğiz. Çıraklık ve kalfalık dönemlerini önemli tecrübeler yaşayarak ortaya koyup bugünlere gelmiş bir şirketin sahibi olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın geç kalmış olsa da yapacağı düzenlemeler ile inşaatçılara bir standart getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir berber dükkânı açmak için kalfalık belgesi gerekirken, yüzlerce insanın yaşayacağı bir binayı yapmak isteyen kişiler gidip inşaat şirketi kuruyor. Artık buna son verilmelidir. Bu dönemde ciddi bir ayıklanma olacağını düşünüyorum. Ana işi farklı olduğu halde inşaat işine girerek sıkışan ve ardından da konkordato ilanıyla gündeme gelen şirketleri görüyoruz.

Tem 34 ile 6 noktadayız

Sanayici ve girişimcilerin ihtiyacı olan depo ve imalathane kurgusunun hayat bulduğu TEM 34 projeleri ile İstanbul’un farklı lokasyonlarında konumlandıklarını söyleyen Asmalı, “İmalat aşamasından taşımaya kadar olan her safhayı düşünerek yaptığım projelerimiz ilgi gördü. Bugüne kadar 6 noktada geliştirme yaptık. Bunlar arasında Esenyurt, İkitelli ve Basın Ekspres öne çıkıyor. Son aylarda ise Emlak Konut GYO ile hasılat paylaşımlı modelle ilerlediğimiz Avcılar sınırları içindeki Tahtakale Mahallesinin Ispartakule ucunda yeni bir TEM 34 için kolları sıvadık ve inşaatına başladık. Toplamda 500 bin metrekarelik bir alan üretmiş olacağız. Hedefimiz üç yıl içerisinde bunu 1 milyon metrekareye çıkarmaktır. Konut projesi için de yeni sürprizlerimiz olacak” dedi.

Paylaşarak büyüdük

Biz, AK Yapı yönetimi olarak her daim ortak paydada buluşmaya önem verdik. Konvansiyonel bankalarla çalışmadık, katılım bankalarını tercih ettik. İnşaat alanında da birden fazla ortaklıklar kurarak sektöre değerli markalar kazandırdık. 20 yıllık geçmişimiz içerisinde ilk 10 yılımız taahhüt dönemi ile geçti. Fabrikalar ve sanayi siteleri inşa ettik. 10’ncu yıldan sonra Türkiye’de markalı konut projeleri üretiminde ön sıralarda yer alan firmalarla çalıştık. Sinpaş bunların başında geliyor. Son 5 yılımızda da gayrimenkul geliştirici rolümüzle öne çıktık. Makro İnşaat ile (Etra Holding) Başakşehir odaklı geliştirdiğimiz Mavera serisi önemli yer tutar. Ayrıca Eşbah ile de proje geliştiriyoruz. Hiçbir ortaklıktan pişman olmadık.

Farklı alanda girişimlerimiz var

İnşaatın yanı sıra tarım sektörüne de girdiklerini söyleyen Asmalı , “Geçen yıl BEHA Tarım İşletmeciliği adıyla 15 milyon lira değerinde bir şirket kurduk. Bu kapsamda Manyas’ta 800 başlık damızlık çiftliğimiz var. Yurtdışında damızlık düveler getirdik. Hamdolsun işlerimiz de iyi. Susurluk’ta da 420 dönüm arsa satın aldık. Oraya hayvancılık odaklı modern bir tesis kurma noktasında çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca yem bitkileri konusunda da bir girişimde bulunmayı planlıyoruz. Bunları yaparken bir bilene danışmanın gerekliliğini bilerek hareket ediyoruz. Bu alanlarda hizmeti olan MÜSİAD Genel Başkanımız Abdurrahman Kaan Bey’in görüşlerinden de istifade ediyoruz. Ortağım Kahramanmaraşlı Eşref Şeker ile inşallah hayırlı işlere imza atacağız. Bunların yanı sıra enerji alanında da (HES) yatırım düşüncelerimiz oldu ama yaptığımız fizibilitenin ardından vazgeçtik” dedi.

İşte bereketin formülü

Böylesine sarsıntılı geçen yaz aylarından sonra yoğurdu üfleyerek yemesi gereken ilk kesim inşaatçılar olmuştur. Açıkçası bizler ülke olarak geçmiş dönemde hak etmediğimiz bir zenginlik yaşadık. Halbuki bir zenginliği hak etmek için üretmek lazım. İhracata önem vermeniz, tasarrufa da dikkat etmeniz lazım. Yoksa bankalardan düşük faizli krediler alarak bununla makine parkımı büyüteyim, yüzde 50 kapasite ile çalışayım, oradan gelirlerle ilerleyelim gibi fikirler artık yaşayacak fikirler değildir. Bizim yapmamız gereken kapasitemizi yüzde 90 ve üzerinde zorlamaktır. Hatta sermayelerimizi birleştirme zamanı gelmiştir. Tüm arkadaşlarıma her zaman söylediğim bir şey vardır; “Arkadaşlar, kendinize bankaları değil sevdiğiniz dostlarınızı ortak edin. “Çünkü işin bereketi de buradadır. Arkadaşını işine ortak edenler, kâr ettiklerinde kazançlarını bölüşürler. Zarar edince de, işi nasıl yoluna koyacaklarını düşünürler. Bankalar ise işiniz rast gitmediğinde, ortaya koydukları katı kurallarla sizlerin yanında yer almayabilir. Hiçbir müteşebbis duvara tosladıktan sonra ortak aramaya kalmasın. Kazaya maruz kalmadan tedbirini alan her hangi bir ziyanla karşılaşmaz.

Ben olsaydım...

İyi ki yaptığım diyebileceğim bir konuyu söyleyerek başlayayım. 21 yaşında evlendim. 5 çocuğum var, 5 adet de toruna sahibim. Keşke 10 çocuğum olsaydı. Konu çocuklar ise onları ve diğer ailelerin çocuklarını daha iyi yetiştirebileceğimiz saadet odaklı ortamların oluşmasına vesile olacak girişimlerde bulunurdum. Anne ve baba duası almış bir işadamı olarak, evlatlarımıza olan ilgi ve sevginin devamlılığının bizlere işte başarı olarak döneceğini unutmamamız gerekiyor. Bizlerin her adımda ve her alanda birbirimizi dışlama lüksümüz yok. Ben, böylesine önemli bir kenetlenmeyi sağlamak için ne gerekiyorsa onu yapmaya hazır olurdum.

Yorumlara Git

Suriye'den açıklama: Ateşkes 15 gün uzatıldı

Öcalan’dan Bahçeli’ye sürpriz hediye!

İdamı getirin artık! Şişli'de çöpte başı olmayan kadın cesedi bulundu

İstanbul'da sıcak saatler yaşanıyor! MİT Başkanı İbrahim Kalın İsrail'in uykusunu kaçırdı

ABD'de kar alarmı! 10 bine yakın uçuş iptal edildi