Kadın - Aile
Kadınlar evinin hanımı olmalı
Eşimin çalışmamı istememesini ve "seni evimde istiyorum, akşam rızkımıza vesile olup geldiğimde kapımızı bana sen açasın istiyorum.." dediği günden beri kendimi hep imtiyazlı sayarım.
Beni alıp çok kıymetli bir yere "evimize" koymuştur. Narin bir kelebek, kırılgan bir gelincik çiçeğiymişim gibi hissederim kendimi… Çok değerliymişim, nadideymişim, zümrüt mü, elmas mı desem, ama çok değerli bir mücevhermişim, istiridyenin en gizli yerindeki zarif bir inciymişim gibi...
"(Evlerinizde oturun", evler ki en emniyetli barınaklardır. Hürriyetin en dorukta yaşanabileceği mekanlardır evler.
Ev kadına saray, kadın eve sultandır.
Evsiz kadın savunmasız, kadınsız ev yalnızdır. Evsizleşen kadınlar, kadınsızlaşan evler toplumların en büyük yarasıdır…
...
Oysa nice zamandır dışarda olmayan, evinde oturan, çocuk doğuran kadınların adı cahile çıkarıldı. İlle de dışarı çıkmalı kadın, bütün kapılar sokağa açılmalı, az çocuk doğurmalı, ekonomik özgürlüğü (!) elinde olmalı, kocaya asla güvenmemeli..
Ya bırakırsa?..
Ya terk ederse?..
Ya ölürse?..
Ya boşanırsa?..
Ya.. ya.. diyerek kadın hep tetikte bekletildi..
Artık kadınlar pek az oturuyor evlerinde. Kadınlar eve hasret, evler kadınlara hasret. Parasını kendi kazanıyor kadın.
"Muhtaç olmuyor kocaya.."
Sabahın ayazında düşüyor yollara, yavrucağızını bakıcıya yada kreşe bırakıyor.
Kadın, dişini tırnağına takıyor, yani biraz da erkekleşmeye zorlanıyor kadın...
Duraklarda otobüs bekleyen, soğukta tir tir titreyen kadınlar. Çok mu muhtaç, çok mu zor durumdadır? O saatte, o kadınları sıcak yuvalarından dışarı çıkaran nedir? Bir kadını haftanın 5 günü yılın en az 10 ayı çalışmaya mecbur eden nedir?
At yarışına sokar gibi çalıştırdığımız, sınavlara hazırladığımız kızlarımız hangi ideallerin, hangi hayallerin kurbanıdır?
Kızının sınavı kötü geçti diye ağlayan anne hangi modern baskıcının oyuncağıdır?
"Evlerinizde oturun" ayeti bugün birçok müslüman kadının dahi okumak, hatırlamak istemediği bir ayettir.
“Cahiliye kadınları gibi açılıp saçılmayın” emrine muhalif, evde oturmayı cehalet, çalıştığı işyerinde açılmayı modernlik, özgürlük diye tanımlayan bir garip fikir karmaşası…
Ne kadar paraya ihtiyaç duyduğunuz, gerçek ihtiyaçlarınızın ne olduğuna bağlı…
Ya lüks bir hayat için zor ve stresli bir çalışma hayatını tercih edeceksiniz.
Ya da evinizde oturup orta halli bir huzurlu bir hayatı seçeceksiniz. "Azıcık aşım, ağrısız başım.." diyeceksiniz.
Derdiniz kariyerse, yükselip önemli (!) bir yere gelmekse eviniz size sadece bir otel olur.
Eğer "Tek maaşla geçinirim. Orta halli yaşarım, lüks istemem, evim 10 yıl sonra da olsa olur, arabam daha vasat da olabilir, evimde otururum, çocuğumu da kimselere bırakmam kendim bakarım, eğitirim.." derseniz eviniz size saray olur.
Modern köleliğin adına ekonomik özgürlük diyorlar… Zulmü süsleyip püsleyip kadına olmazsa olmaz gibi gösteriyorlar. Kadının fıtratına ters olan, bedenine ağır gelen işi yapmayanları aşağılıyor, kınıyorlar…
"Evlerinizde oturun", çünkü kadın en çok evine yakışır.
Bir kadın ayrılınca evinden,
Evler ağlar kadınların ardından.
Çocuğun gözleri uzaklara mıhlanır..
O anne akşam dönene kadar
sevmeler, şefkatler öksüz kalır.
"(Vakarla) evlerinizde oturun."
Ahzab,33