Kadın - Aile
Tiroid nodülüne karşı dereotu
Tiroid nodülü olanların dereotu tüketimine özen göstermesi faydalı oluyor.
Tiroid şikayeti nodül biçiminde normalde 10 kişiden birinde oluyor. Ancak bu sayı son yıllarda arttı. O yüzden tiroid hastalığından korunmak için diyet önemli. Özellikle tiroid nodülü olanların dere otu tüketimine özen göstermesi faydalı oluyor.
Bazı hastalarda bundan dolayı nodüllerin küçüldüğü görüldü.
Tiroid bezlerinin iltihaplanmasına yani haşimatosu olanlara selenyum çok faydalı olduğu için badem, ceviz gibi yiyecekleri de bol tüketmesini tavsiye edilmekte.
Maalesef tiroid hastalıkları toplumda beklenenden artık çok daha fazla görülüyor. Normalde 10 kişiden birinde tiroid nodülü çıkma ihtimali var. Ancak bu bilinenden çok fazla. Yapılan incelemelerde %50 %60'lara varan nodül sorunu var.
Tiroid hastalığı nodüllü olabilir, nodülsüz zehirli guatr olabiliyor ya da tiroit iltihabı yani haşimato şeklinde olabiliyor.
Haşimato hastalığı denilen hastalıkta, normal vücudu koruyan antikorlar tiroid dokusunu tanımıyor ve oraya saldırıyor. Bir süre sonra tiroid hastalandığı için hormon üretememeye başlıyor. Sıkıntı nodüle yol açabiliyor ya da düşük ihtimal ama kanserleşme riski oluyor..
KANSER AÇISINDAN TİROİD NODÜLÜ
Bir tiroid nodülü kanser açısından çok daha fazla riskli.. Toplumun %10'unda görülme riski varken, bunların hepsinin kanser çıkma riski kötü.
O sebeple mutlaka nodülü olan bir hastada biyopsi şart.
İğne biyopsisi, ince bir iğneyle yapılan bir biyopsi. Yanlış bilinen bir önyargı var. Dokuya bıçak deyince kötüleşir diye. Oysa biyopsi dünyanın yaptığı bir şey. Burada bıçak falan da söz konusu değil.
ULTRASON YAPMADAN MÜMKÜN DEĞİL
Yapılmaya çalışılan şey o nodüldeki kanser riski ne kadar?. Kanser riski düşükse, iyi huylu olduğunu ispat edilmişse, hekimler nodülü takip edebiliyor.
Eğer yüksek ise ve şüpheliyle cerrahi müdahale gerekebilir.
Her nodül ameliyat demek değil ama her nodül riskli gözüküyorsa ultrasonda biyopsi yapmak gerekiyor.
Yine halk arasında yanlış bilinen bir konu da, benim kan tahlilime bakıldı, tiroid hastalığım yokmuş deniliyor. Bu da yanlış. Çünkü ultrason yapmadan tiroidde nodül var mı yok mu bilmek mümkün değil.
Toplumda çok fazla olduğu için mutlaka ultrason yapmak lazım. Nodül çıkınca da biyopsi yapmak kaçınılmaz olmakta..
Tiroid hastalığı ameliyatları, eskisi gibi korkulur bir ameliyat değil. Artık anestezi çok ilerledi, masada kalma diye bir şey yok.
İkinci endişe ise ses kısıklığı sorunuydu. Bunun için de özel aletler kullanılmakta. Bu sayede ses tellerinin yaralanma riski yüzde 1'lerden aşağı düştü. Kolay kolay ses kısıklığı olmamakta..
Hastalar 1 gece yatıyor ve normal hayatına dönüyor. Diyet önerileri çok önemli. Özellikle tiroid nodülü olanlara dereotunu hekimler ısrarla tavsiye ediyor.
Dereotunun nodüllerde küçülme yaptığı görülen hastalar var.
Haşimato ve nodülü olanlara lahana, turp, karnabahar, brokoli gibi yiyecekleri tüketmemesini söylüyorlar.
Haşimatosu olanlara yine selenyum çok faydalı, o yüzden bademi ve cevizi bol tüketmesi tavsiye ediliyor.
Nodül çok bağımsız. Genetik yapı çok önemli. Yediğimiz, içtiğimiz her şeyde hormon var. İlaç var. İlaçlama var. Raf ömrünü uzatma katkı maddeleri var.
Özellikle Çukurova Bölgesi'nde troid hastalığı çok fazla görülüyor. Tabii kanser vakaları da fazla.
Radyasyona maruz kalma yönünden yıllar önce olsa bile Çernobil'den dolayı Karadeniz bölgesi hâlâ ciddi derecede riskli.
Ayrıca radyasyon ünitelerinde çalışan kişilerde, radyoloji ünitelerinde çalışan kişilerde bu oranlar yükseliyor.
Önüne geçmek belki zor ama olduğunda korkmaya gerek yok.
Tiroid kanseri belki de vücudun en iyi kanseri ve çok rahat mücadele edilen kanser türlerinden.
Ameliyat oluyorsunuz, en fazla bir atom tedavisi alıp, kurtuluyorsunuz.
Geç kalınmazsa hiç değilse ölümcül seyretmiyor.
Bazen çok hızlı ilerliyor ve belki o zaman hasta kaybediliyor. Fakat bu tehlike sadece % 1 civarında. Yüzde 99 hasta ameliyatla kurtuluyor.