Kadın - Aile
Helal dairesi çok önemli!
Helal, bir Müslümanın hayat standardının olmazsa olmazı.. Doğumundan ölümüne kadar "helal dairesi" içerisinde yaşamak en önemli hedefi..
"Helâl lokma" deyimi hayatımızı, karakterimizi şekillendirir. Boğazımızdan geçecek her lokmanın hesabını Allah’a vermek zorunda olduğumuzun şuuruyla yaşarız.
Müslümanın yediği içtiği her lokmanın mutlaka helal olması şarttır. Baba helâl kazanç için evinden çıkar, evine o helal kazanç ile alıp getirdiklerini anne pişirir kotarır aile sofrasına koyar. Besmele ile açılan sofrada eller o helâl taama uzanır.
Maddi ve manevi hayatının sağlıklı ve feyizli devam edebilmesinin en önemli güvencesi bu helal lokmadır.
Helal ne demek?
Kainatın yaratıcısı ve sahibi olan Allah’ın izin verdiği, meşru kıldığı her şey, helâldir.
Aksi Allah’ın izin vermediği, yasakladığı ve meşru kılmadığı her şeydir ki, haram diyoruz!.
Helâlde iyilik, güzellik, temizlik ve sağlık vardır. Haramda ise çirkinlik, pislik, habislik, hile ve hastalık vardır. Çok az istisnalarla, tüm saf ve temiz şeyler helal kılınmıştır.
Müminlerin imanları doğrultusunda sakındıkları bazı haramların hikmetini bilim ilerledikçe insanlar yeni yeni fark eder olmuşlardır.
"Ne idüğü" paket altında
Geleneksel ev ekmeğimiz, ev yoğurdumuz, ev turşumuz vb. gıdalarımız bugün şehirleşme ile market raflarında, alışveriş merkezlerinde diğerlerinin iki katı fiyatları ile yerlerini ev tipi yoğurt, köy ekmeği, köy yumurtasına bıraktı maalesef..
Yüz yıl önce henüz Batı'nın, fabrikasyonu ile bugünkü kadar şekillenmemiş gıdalarımız, içi katkı maddeleri ile donatılmamıştı. Onların koruması kendine has şartlar içerisinde gerçekleşirdi. Süresi geldiğinde ekşir, bozulurdu veya kokardı. Bugün raflardaki yerlerini sentetik, doğala özdeş, yapay tatlandırıcılı, renklendiricili bir sürü kimyasal katkıyla birlikte alıyorlar.
Bu yüzlerce katkı maddesi birtakım kodlarla biliniyor. Kiminin zehirli, kiminin haram olduğu bir gerçek.
Özellikle son 50-100 yıl içinde doğal olmayan, işlenmiş ve katkı maddeleri konulmuş gıdalar, margarin gibi kimyasal yolla katılaştırılmıştır. Ayçiçeği yağı, mısırözü yağı gibi sıcak preslenmiş sıvı yağlar helal olsalar bile sağlığımızı desteklemiyor. Rafları dolduran paketlenmiş, "ne idüğü" paketin altında bir yere pertavsızla ancak görülebilecek şekilde yazılmış gıdalar tüketiyoruz.
Sonuç?
Şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, müzmin yorgunluk, kanser ve osteoporoz (kemik erimesi) gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalık..
Hele ki kanser..
Alzheimer..
Bu hastalıklardan korunmak istiyorsak mümkün olduğunca yıllar öncesine benzeyen helâl beslenmeye yönelmeliyiz. Mahallemizin fırıncısından yayılan mis gibi ekmek kokularını, eve götürürken kiloluk ekmeklerin kenarlarından kopartarak yediğimiz ekmeğin lezzetini artık hasret duyguları içerisinde hatırlıyoruz.
Kolaya kaçmamalıyız. Raftan alıp sofraya koyuvermemeliyiz.
Ne yediğimizi, ne içtiğimizi araştırmalı, soruşturmalı, biraz zahmete katlanmalıyız..