Kadın - Aile
Hunzalar 120 yıl yaşıyor!
Hunzalar (veya Buruşaskiler), Karakurum Dağları ve Hindukuş dağlarının birleştiği bölgedeki vadilerinde yaşayan tahmini 87 bin civarında nüfusa sahip bir Müslüman halk..
Hunzakutların ortalama 110 ile 120 yıl yaşadıkları kadınların 65-70'e kadar anne olduğu, 100 yaşında ölenlere genç öldü dedikleri söyleniyor.
Bulaşıcı hastalıklardan uzak kalmaları, şekerin olmaması, hareketli hayatları, işlenmiş ve rafine edilmiş yiyeceklerden uzak olmaları, izole-doğal kaynakları olmayan bir bölgede dış tehditlerin ilgi alanına girmeden stressiz yaşamış olmaları da Allah'ın takdiri ömür artıcı etkenler.
1951’e kadar yaşadıkları yerlere tekerlekli araba girmemiş, bütün taşımalar insan gücüyle ve hayvan sırtında yapılmış.
Hunza’da yetişen çok lezzetli olan kayısı yazın hem yeniyor hem de kurutuluyor, böylece kışın da yeniyor. Kayısının anavatanı burası..
Beslenme şekilleri incelendiğinde, yedikleri besinlerin iyi beslenenlerin bile yediklerinden neredeyse 200 kat fazla B17 içerdiği görülüyor. Eskiden paranın geçmediği bu bölgede insanların zenginliği sahip oldukları meyve ağaçlarıyla ölçülüyormuş. Bunlardan en değerlisi kayısı ağacıymış.
Kayısının anavatanı
Kayısı çekirdeği B17 bakımından en değerli meyvelerden biridir.
Misafirlerin kendilerine sunulan meyvelerin çekirdeklerini atmaları büyük ayıp olarak kabul ediliyor. Giden biri anlatıyor: “Bana taze toplanmış kayısı verdiler. Kayısı yedikten sonra çekirdeğini çıkarıp yere attım. Yaşlı bir amca eğilip çekirdeği aldı. Bir taşla ikiye yardı ve içini çıkarıp bana uzattı. En değerli yerini ziyan etmişim meğer.”
Kayısının yanı sıra elma, armut, badem ve ceviz ağaçları ve biraz da bağcılıkla uğraşmaktalar. Karabuğday, arpa, darı ve kabayonca ekmekteler. “Şapati” adını verdikleri mayasız bir yufka (şepit) ekmekleri..
Asırlarca yolu, izi olmayan, erişilmesi çok güç bir yerde yaşayan Hunzakutlar “Mir” dedikleri reislerinin ve ona danışmanlık yapan on iki kişiden oluşan bir İhtiyar Heyeti idaresinde yaşıyorlardı. Ancak Mirlik 1974'de kaldırıldı ve Hunzakutlar tamamen Pakistan yasalarına tabi oldular.
..Kalp teklemesi veya kanser nedir bilinmiyor
“Hunzakutlar öylesine dirençlidirler ki, yürüdükleri mesafe ve bulundukları irtifa ne olursa olsun, hiçbir zaman mola verme ihtiyacı duymamaktadırlar. Yürüyüş tarzları sıkıntısız, incelikli ve çeviktir; bedenleri dimdiktir; başları yukarıda ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar bu duruşu muhafaza etmektedirler. Yere çömeldiklerini ya da kendilerini saldıkları görülmemiş bir şeydir.” Bunlar da evvelce orayı ziyaret edenlerin ifadeleri.
Kol gücüyle çalıştıkları, çok yürüdükleri ve yiyeceklerini ölçülü yedikleri için fazla kilolu olmamaları, bunların da dinç olmalarını sağlamış olması gayet normal. Burada hiç kanser vakası yaşanmamış.. Sezyum ve potasyum olmak üzere mineraller açısından zengin, buz gibi, kontamine olmamış ph değeri zirvede olan su içip kendilerinin ekip biçtikleri organik yiyeceklerini yemeleri dikkat çekici.
Tereyağı baştacı
Hunzakutlarda kalp rahatsızlıkları da yok çünki doğal tereyağlarıyla ve hayvani yağlarla beslenen yörelerde kalp rahatsızlıkları asgari düzeyde oluyor.
Hayvanı kesip açık havada satıyor kasaplar.. Bir tane sinek uçuşmuyor!
Bu dağlar arasındaki vadilerde her şey doğal..