Kadın - Aile
Çalışan kadın meme kanseri riski altında
Meme kanserinin görülme sıklığı her geçen gün arttığı gibi görülme yaşı da giderek düşüyor. Durum, bütün dünyada olduğu gibi ülkemiz için de endişe verici boyutta.
Çalışan kadın, mutsuz kadın meme kanserinin hedefinde.. Artık 20 yaşındaki meme kanseri hastaları onkoloji kliniklerinde çare arıyor.
Eskiden meme kanserinin orta ve ileri yaş hastalığı olduğu düşünülürdü ancak artık hastalık “hayatının baharında” olanları da yakalıyor.
Meme kanserine yakalanma yaşı çok düştü, 20 veya 23 yaşlarında bile hastalar bile var.
“Bende olmaz’ demeyin, ya da herhangi bir kitle fark ettiğinizde ‘bu önemsiz bir şeydir’ diye düşünmeyin. Meme kanserini artık her yaşta görebiliyoruz. 50 yaşından sonra da sıklık çok artıyor.
Genetik yatkınlık, erken adet olmak (12 yaşından önce), geç menopoza girmek (55 yaşından sonra), doğurmamış ve emzirmemiş olmak, fazla kilo, hareketsizlik gibi etkenler meme kanserinde riski artıran faktörler arasında.
Hastalık, erken teşhis ile yani sıfır veya birinci evrede yakalandığında tam şifa ile tedavi şansı veren ender kanser türlerinden biri. Erken tehşhiste de düzenli mamografi ve doktor muayenesinin önemli rolü var.
Meme kanseri taramalarını diğer bütün kanser taramaları gibi devlet ücretsiz yapıyor.
Tedavideki gelişmeler sayesinde meme kanserinden ölüm oranlarında önemli ölçüde azalma var artık.
ÇALIŞAN KADIN HEDEFTE
Hastalığın artmasındaki en önemli etken ise hayat şartları. Kirlenen hava ve çevre, doğallıktan uzaklaşan besinler, ekonomik şartların sıkıntısı, radyasyon, kadınların artık daha çok strese maruz kalması ve daha çok çalışması bu etkenlerin en önemlileri.
Genetik yatkınlık, erken adet olmak ve geç menopoza girmek gibi meme kanserinde etkili olan faktörleri değiştirmek mümkün değil. Ancak alınabilinecek tedbirler de var:
Kilonuza dikkat edin
Vücut kitle endeksini 25’in altında tutun. Yani ağırlığınız, boyunuzun karesine bölündüğü zaman 25’i geçmesin. Kanser teşhisi aldıktan sonra da kilo almayın çünkü östrojen yağ dokusunda üretilir.
Hızlı hızlı yürüyün
Haftada toplam 5-6 saat mutlaka egzersiz yapın: Hızlı yürüyün, yani haftada en az 4- 5 gün hızlı tempoyla günde 1 saat yürüyüş yapın.
Beslenmeye dikkat
Çok doymadan sofradan kalkın. Ekmek yok.. Karbonhidrat yok, şeker yok, bal çok sınırlı. Yumurta yenebilir, haftada iki gün yağsız kırmızı et tüketin. Meyve ve sebzeyi mutlaka mevsiminde yiyin. Meyve tüketiminde aşırıya kaçmayın, ölçülü olun. İnsülin direnciniz varsa, kontrol altında tutun.
Gergin olmayın
Stresinizi kontrol altına alın. Takıntılarınızdan kurtulun. Bunun için iradi mücadele edin. İrade sahibi olmak kansere yakalanmayı önlemek kadar, kanseri yenmektede "hekim" kadar önemli. Bunu asla unutmayın. Vücudu bu etkilerden korumanın en iyi yolu da düzenli spor yapmaktır. Spor yaparken her şeyi unutursunuz.
Kaliteli uyuyun
Düzenli olarak günde en az 6-7 saat uyuyun. Karanlık ortamda ve huzurlu olarak uyumalısınız. Uyuyacağım diye sağa sola dönüp durmak yerine, yatma saatinizden yarım saat kadar önce ayran için. Sofranızda da ev yapımı yoğurdu eksik etmeyin.
Düzenli bir hayat
Yemek saatiniz, uyku saatiniz, spor saatiniz, evin işi gücü belli olsun. Bunları bir düzene soktuktan sonra iradenizi kullanarak bozulmasına izin vermeyin. Olur a, önemli bir konu için fedakarlık yapabilirsiniz. Bir iki gün içinde tekrar eski düzeninize dönün.
Ah şu gerginlik ve depresyon!
Stresin kanser oluşumundaki etkisi, tıp dünyasının tartışmalı konuları arasında. Bazı onkologlar, stresin kanseri tetiklediğine dair bilimsel çalışma bulunmadığını bazısı ise hem kanser oluşumunda rol oynadığı hem de hastalığın seyrini önemli ölçüde etkilediği görüşünde.
Özellikle majör depresyonun kanseri tetiklediğini gösteren bilimsel çalışmalar var.
Sizi mutsuz eden, strese sokan herkesten uzak durun, onları hayatınızdan çıkarın. Hak etmeyenlere hiçbir zaman değer vermeyin. Bunu yapamıyorsanız, çok seviyorsanız; fazla ciddiye almamaya çalışın. Gülümseyip geçin. Dert edinmeyin..
Erkeklere büyük görev düşüyor
Erkeklere derken, yani kocaya veya babaya hatta ailedeki ağabeye eşlerini, kızlarını, kız kardeşlerini sinsi meme kanseri illetinden korumak için büyük görev düşüyor. Düşen görev de ne? Yaratan Rabbimizin herkese nasib ettiği "şefkat" duygusu..
Şefkat hemen bütün hastalar için olmazsa olmaz bir ilaç. Fakat sadece meme kanseri olanlar için değil, meme kanserine yakalanmaması için kadınların kızların en fazla ihtiyaç duydukları şey şefkat.. Bunu gösterecek olan da babalar, kocalar, ağabeyler..
Çalışan kadını iş hayatının gerginliği riske sokarken, ev hanımlarını ve henüz evlenmemiş genç kızları ise "mutsuzluk" meme kanseri olmaya aday haline getiriyor.
Mutsuzluğun ilacı ise sevgi ve şefkat.
Öfke, sertlik, acı dil Allah'ın bir emaneti olan ve geleceğin annesi, ayağının altı öpülesi annesi olan kadını yıkıyor..