Kadın - Aile
Abartılan sevda şizofren yapıyor
Karasevdanın veya aşkın simgesi kalp ama, kalple ilgisi yok, her şey beyinde bitiyor. Beyin 'dopamin' hormonu salgılıyor, tabir yerindeyse 'ateş bacayı sarıyor'.. Aynı hormon şizofreni sebebi..
Aşırı dopamin salgılanması karasevdaya dönüştüğü gibi kişiyi şizofren yapıyor.
Karasevda veya aşk.. Bu aynen şizofreniye benziyor! İkisini de harekete geçiren beyin. Gerçi kalp aşkın, sevdanın simgesidir ama bunların tetiklendiği yer beynimiz.
Prof. Dr. A. Ertan Tezcan durumu özetlerken şöyle diyor: Şizofreni hastalığında beynin tetiklenmesiyle dopamin hormonu artıyor. Bu durum kişide yanlış düşüncelere sebep oluyor.
Aynı dopamin hormonu, kişi aşık olduğu zaman da beynin tetiklemesiyle artıyor. Karasevdaya, aşka düşmüş kişi tıpkı şizofreni hastalığındaki kişi gibi yalnız kalmak ister. Gözü başkasını görmez. Uyarılara, yapma, etme denilmesine tahammül etmez. Sorumluluklarını ihmal eder.
Bu bir tutkudur ve "ambivalans" etkisi vardır. Ambivalans ’sevmiyorum’ derken sevdiğini söylemektir. Sevdiğimiz kadar nefret ederiz. Sevdiğimiz kişiye duyduğumuz öfke fazladır. Ambivalans şizofrenide de vardır. Aşkı akılla yenmek mümkün değildir.
Prof. Dr. Ali Saffet Gönül ise dopamin için şöyle demekte:
"Aşkın temelinde de bu madde vardır. Ancak şizofrenideki artış; aşktakinden çok daha fazla ve düzensizdir. Ayrıca beyindeki hasar, dopamin salınımı ile sınırlı değildir."
Şizofreni, genç hastalığı. Erkeklerde 15-25 kızlarda 20-30 yaş arasında yoğun.
Prof. Dr. Ali Saffet Gönül şizofreniyi şöyle özetliyor: Şizofreni, her hastada farklı şekillerde başlayabilir. Hastalık, 'genç hastalığı' olarak bilinir; erkeklerde 15-25 yaşlarında, kadınlarda ise 20-30 yaş arasında başlar. Pek çok hastada, sinsi bir başlangıç olur. Önceleri hasta toplumdan uzaklaşır, insanlarla ilişkileri azalır. Daha sonra kişisel bakımında azalma ile birlikte okul veya iş performansında düşme gözlenir. Kendi kendilerine konuşup gülebilirler. Şüpheler ve endişeler bu tabloya eşlik edebilir. Bazen hastalık; şüphe ve halüsinasyonlarla aniden de başlayabilir.
DOKTORA BAŞVURU GECİKİYOR
Şiddetli ve ani başlayan tablolarda; aile doktora daha erken başvuruyor. Ancak sinsi tablolarda, başvurunun geciktiğini görüyoruz. Hastaların önemli kısmı ergenlikte veya üniversite öğrencisiyken rahatsızlanıyor. Aileler hastalardaki değişimleri genellikle ergenliğe yoruyor. Bu da başvuruyu geciktiriyor.
TEDAVİYLE YÜZDE 40'I KENDİNE YETEBİLİYOR
Bundan 100 sene öncesinin istatistiki verilerine göre; şizofrenlerin sadece yüzde 4'ünün hiçbir şey yapılmadan düzelmekteydi.
Bugün ise tedavi ile hastaların yüzde 10'unda düzelme olduğunu görüyoruz. Hastalık tedavi edilmez ise, hastaların hezeyan ve halüsinasyonları artıyor. Hayal sistemi güçlenecek ve toplumdan tamamen uzaklaşacaklardır.
GEBELİKTEKİ RİSK
Bebeğin anne karnında geçirdiği dönemin genellikle güvenli bir süre olduğu düşünülür. Ancak, anne karnındaki bebek; pek çok dış etkene maruz kalır.
Annenin yaşadığı stres de bunlardan biridir. Bu yoğun stres; ileride bebeğin şizofreni hastası olmasına neden olabilir. Ancak bu risk, oldukça düşüktür.
Anne karnındaki stres, şizofreniden daha çok; depresyon için risk faktörü taşıyor.
Diğer yandan annenin gebelikte yaşadığı ağır grip veya açlık; şizofreni için risk oluşturur.
Unutmamak gerekir ki, risk faktörünün olması, hastalığın olacağı anlamına gelmez."
Öte yandan şizofren hastaların yoğun şekilde sigara içtikleri biliniyor. Sigaranın yanı sıra kendisini alkole vuranlar hastalığın şiddetiyle orantılı..
Ne zaman biter?
Aşk, Mecnun'u delirtip çöllere düşürecek, Ferhat’a dağları deldirecek kadar da güçlüdür.
Peki ama neden o geçicidir de, sevgi kalıcıdır? Neden aşıklar bir süre sonra çok acı çekmek zorunda kalıyor?
Aşk insanda var olan sevme hissi ile sahiplenme arzusunun yer değiştirmesidir. Bir süre sonra “aşık olduğu insanı kaybetme korkusu” aşkın temel unsurlarının yerini almaktadır. Aşık olmuş insan için hayatta sevdiğini sandığı insandan başka kimse yoktur; onun için her yerde o vardır; her yerde onun aksini görür. Her yerde onunladır, onsuz bir dünya yoktur.
Aslında bu tür davranışlar içine giren insan bir süre sonra bunalıma girmektedir. Bundan sonra aşkın şizofrenisinin yerini, aşkın depresyonu alır. İnsan aşık olmak için birçok sebep bulur, kendince karşısındaki insanın güzelliğine çekiciliğine ya da kendince düşlediği bir sembole aşık olur. Bu sebepler ortadan kalkınca ya da kendi beyninde illüzyonlar kaybolunca, aşk da kendiliğinden biter!