AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Çikolatanın anavatanı neresi?

“Çikolata” yazıyoruz “çukulata” diyoruz. Sultan Hamid-i Sanî devrinde İstanbul'da yaygınlık kazanmış. “Çukulata” “çikolata” “çakulata” “çokolat” gibi yazıldığı var. “Çikolata” İtalyanca, “çukulata” ise İspanyolca söylenişlere yakın.


Çikolatanın anavatanı Orta ve Güney Amerika. Avrupalılar 15. yüzyılda istilaya başladıklarında Aztekler'de görüyorlar kakaoyu.. Aztekler kakao içinden çıkan çekirdekleri kurutuyor, mayalanmaya bırakıyor, öğütüp bir hamur haline getiriyor. Sonra hamuru, su, süt gibi sıvılarla seyreltiliyor, ayrıca bal, çiçek özü gibi katkılarla “içilebilir” hale getiriliyor.

Yoksa kakao hamuru çok acıdır. Sömürgeciler bunu Avrupa'da bal yerine şeker, tarçın, salep koyup bugünkü haline sokuyorlar.. Azteklerin acı biber katmasından hoşlanmıyorlar. Biliyorsunuz kakao hâlâ tatlandırılmış sıcak içecek olarak revaçta.

Avrupa’da kakao aristokrasiden halka ancak 19. yüzyılın sonlarında iniyor. Sıvı tatlandırılmış fincanlarda içilirken katı bir tablete dönüşüp, az çok herkes tarafından alınan ağız tadına dönüşüyor.

Bizde ise hemen hemen her yenilik gibi bu sıcak balla tadlandırılmış içecek Abdülhamid Han devrinde yaygınlaşıyor. Bu arada katı biçimi alıp başını gidiyor. Hem de eczanelerde çikolatalı ilaçlar bile satılır oluyor. Kırım Savaşı'nda tutulan hastane kayıtlarında ilaç olarak var. Düşünün bir ara Avrupa’da koleradan pekliğe kadar kullanılıyor ilaç diye.. Modern çağdaki savaşlarda askerlere kumanyaları ile birlikte çikolata tabletleri verilmesi artık her ordunun olmazsa olmazı..

Bu vesile ile bir keşfe de vesile oluyor çikolata. "Mikrodalga"ya..

Çikolata vücut direncini artıran bir takviye olarak görülüyor.. Yüksek enerji veren bir gıda. İhtiva ettiği flavonidlerden dolayı kalp-damar sistemine yararlı. Dişler için bile ilaca dönüştürülmüş. Bu sebeple Amerika’da yine eczanelere girdi.

Serotonin denen hormonunun mutluluk duygusu verdiği söyleniyor. Tadıyla bu hormon onda da var, bütün şekerlemelerde olduğu gibi..

İlk mikrodalga buzdolabı gibi

Percy Spencer isimli birisi radar dalgaları ile deney yaparken cebindeki çikolatanın erimesi ile mikrodalganın yiyecekleri ısıtabildiğini keşfediyor. Spencer, 1947'de bu buluşunun patentini alıyor ve ilk mikrodalga fırını buzdolabı boyunda ve 340 kg ağırlığında yapıyor. Bir başka anlatımda, savaştaki asker radyo dalgalarının cebindeki çikolatayı erittiğini anlatıyor, Percy Spencer bunun üzerine araştırmasını geliştirip mikrodalga fırını icad ediyor.

 

Yorumlara Git

CHP’nin provokatörleri davayı uzatıyor! Ekrem için herkesi yakıyorlar

İran, ABD üsleri ve kritik noktaları 17 gündür vuruyor Görüntü var ses yok 4 bin saldırı sıfır zayiat

Türk mühendisler ittifakta kilit rol üstlendi! NATO'nun kritik yazılımına Türkiye imzası

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Birileri bizi köklerimizden koparmak istiyor

O yazar, siyonist saldırganları değil İran’ı suçladı! “Normal bir ülke olsa teslim olurdu”