AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Evlilikte bu hataları yapmayın!

"Gözü dönmüş koca" "Çatal dilli kadın" Yuva yıkan iki karakter: Eşinin ne dediğini anlamadan, saldırganlaşmak "akıllı" kişinin yapacağı davranış değildir. Herkes zeki olamaz. Şart da değil, fakat basiretli düşünüp "akıllı olmak" elinizde..


Dilinden utan karşındaki kocan, yumruğundan utan karşındaki bir kadın

Büyük umutlarla, hayallerle kurulan evlilik "kadının çatal dilli" veya "erkeğin gözü dönmüş" olmasıyla kâbusa dönüşebiliyor.

İki ayrı kişilikte ve kültürde insan bir süre sonra, tartışmalara, kavgalara başlıyor ve evde olumsuz bir atmosfer oluşuyor.

Hayret verici şekilde, kadın sussa, içine kapansa "gözü dönmüş (maganda) erkek" daha bir saldırganlaşabiliyor.

Veya erkek sussa lâhavle çekse bile "çatal (sivri) dilli kadın" daha bir aklına geleni bağırıp çağırıyor.

Facia, "geliyorum!" diyor sanki..

Birbirini dinlememeye, anlamamaya çalışmak ve ön yargılarla hareket etmek, kendini yeterince ifade edememe devreye girdiğinde sorun karmaşık hale geliyor.

Bu ortamın oluşmasında kişilerin öncelikle karakterleri, davranış biçimleri, alışkanlıkları, inançları, korkuları, bağımlılıkları, kompleksleri ve beklentileri rol oynuyor.

Kadınlar genellikle kendine yakın sandığı, oysa kendisi bir türlü mutlu yuva kurmayı başaramamış hemcinslerinin tuzağına düşebiliyor, kullanılıyorlar. Eskiden "cadı" denilen bu tipler, şimdi "çağdaş özgür kadın" etiketle geziyor.

Dandik derneklerde vakit öldüren bunlar, kocasız yaşayıp, başka yuvaları yıkmaktan sinsi bir zevk alıyorlar.

Geçen hafta öz fidanlarını uykudayken katleden cahil babanın yakalandıktan sonra "yakınlarımın dolduruşuna geldim" diye ağlaması "Gözüdönmüş"ün vicdan kanatıcı örneği değil miydi?

İlişki bozulunca zaten araya mesafeler girer. Sürekli kavga, üzüntü, bir noktada çiftleri sessizliğe ve kendi dünyasına iter.

Dedikodular, vehimler, içten içe kurmalar başlar.

"Tatlı dille konuşmak" yerini davranışlardan anlamlar çıkarıp ön yargılara bırakır. "Hah yine kızdın. Susmandan belli. Senin niyetini çok iyi biliyorum! Bana her şeyi çok görüyorsun!." v.s

Sürekli geçmişi gündeme getirme:

Herkesin evliliğinde geçmişte yaşadığı olumsuz hatıralar vardır. Aile kavgaları, kırgınlıklar, ihanetler, küçük düşürülmeler, hayal kırıklıkları gibi.. Geçmişte yaşanan kötü günleri sürekli, her kızgınlıkta kusmak sıkıntı doğurur ve sorunların pekişmesine sebep olur.

"Senin hasta olduğunu biliyorum. Seni kitap gibi okudum ben.. Tedaviye ihtiyacın var, beni dinlesen doktora falan da gerek olmaz!" gibi bağırmalar, aralara sokuşturulmuş hakaret sözcükleri olmasa bile taraflardan birinin aşağılanması anlamını taşır. Bağıranı çirkinleştirmekten başka işe yaramaz.
İnsanlar, "çirkin ama huyu güzel" diye severler ama, "çirkinleşenleri" asla sevemez, onlara katlanamazlar.

ZEKİ OLMAYABİLİRSİNİZ AKILLI OLMAK ELİNİZDE

Önemli olan eşini sabırla, "anlayarak" sonuna kadar dinlemektir. Dinlemek, anlamak ve sonra kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla edeble dinlemek, ses tonunu yükseltmemektir.

Eşinin ne dediğini anlamadan, saldırganlaşmak "akıllı" kişinin yapacağı davranış değildir.

Herkes zeki olamaz. Şart da değil.. Zeki olmayabilirsiniz ama, basiretli düşünüp "akıllı olmak" elinizde..

 

 

Yorumlara Git

Barış Yarkadaş'tan Özgür Özel'e yaylım ateşi! "Kendi vekilleri bile iddialarına itibar etmedi!"

ABD ve NATO arasında büyük çatlak! Trump'tan zehir zemberek sözler

Bilal Erdoğan'dan korkutan sözler

Hakan Fidan’dan Kanada ile ortak deklarasyon! "Gazze durmadan Orta Doğu’da huzur hayal!"

Bakan Kacır'dan Rize'de "Teknoloji" muştusu! "Neyi esirgedilerse daha iyisini yaptık, yerli ve milli devrim bitmeyecek!"