İSLAM
Ashabın Efendimize aşkı..
İşte ashabın Peygamber Efendimiz (sav)'e olan aşkını anlatan olaylar...
•Abdullah bin Zeyd’in sevgisi öyle idi ki, Rasulullah’ın huzurundan ayrılıp evine gittiği zaman evde duramaz, geri gelip mübarek cemalini seyrederdi.
evban r.a., bir gün mahzun ve boynu bükük bir vaziyette Allah Rasulü’nün huzuruna girdi. Rasul-i Kibriya Efendimiz, “Neyin var senin?” diye sordu. Sevban:
“Ey Allah’ın Rasulü! Ben sizi kendimden, çocuklarımdan, ailemden ve malımdan çok seviyorum. Evimde otururken sizi hatırlıyorum, duramıyorum, hasretinizden ölecek gibi oluyorum. Derhal koşup sizi görmeye geliyorum” dedi ve ağladı. Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz niçin ağladığını sordu. Sevban (r.a.) şöyle dedi:
“Sizin ve benim vefat edeceğimizi düşündüm. Siz ahirette peygamberler ile yüksek makamlarda bulunursunuz. Ben cennete girsem bile aşağı makamlarda bulunurum, sizi göremem. Bunun için ağlıyorum.”
Efendimiz (s.a.v.) sükût etti. Biraz sonra, Cebrail (a.s.) şu ayeti indirdi:
“Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse, işte onlar ahirette Allah’ın kendilerine özel ihsanlarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olacaktır. Onlar ne güzel arkadaştır! Bu Allah’tan bir ihsandır. Her şeyi bilici olarak Allah kâfidir.” (Nisa, 70)
Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz ona, “Müjde sana, sevin” buyurdu.
•Tabiûn’dan Halid b. Ma’dan (rh.a)’in kızı şöyle anlatır:
“Babam yatağına yattığı zaman Rasulullah (s.a.v.)Efendimiz’e olan şevkiyle onu hatırlar, Muhacir ve Ensar’ı zikreder ve şöyle derdi:
‘Onlar benim aslım ve her şeyim. Kalbim onları özlüyor. Onlara kavuşma şevkim çoğaldı. Ya Rabbi canımı tezden al da beni Sana ve onlara kavuştur.’ Uykusu gelene kadar böyle inlerdi.”
•Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz, önceleri Mescid-i Nebevî’de hutbe okurken, mescidin içinde minber yerine bir hurma kütüğüne dayanarak hutbe okurdu. Daha sonra bir minber yapıldı. Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz kütüğü bırakıp minbere çıktı. O anda kütük inlemeye başladı. Öyle ki mescitte olan herkes kütüğün iniltisini işitti.
Âlemlere rahmet Efendimiz minberden inip hurma kütüğünün yanına geldi, elini üzerine koydu, onu kucakladı. Hurma kütüğü sakinleşti, sustu. Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz:
“Allah’a yemin olsun, eğer gelip onu kucaklamasaydım benden ayrılmaya dayanamaz, kıyamete kadar inlerdi” buyurdu. Daha sonra emretti, hurma kütüğü oradan çıkarılıp minberin altına gömüldü.
•İmam-ı Azam Ebu Hanife (rh.a.), Ravza-i Mutahhara’yı ziyaret ederken yaptığı münacatta Efendimiz’e olan muhabbetini şöyle dile getirmiştir:
“Duyduğum zaman ancak senden hoş sözleri duyuyorum, baktığım zaman da ancak seni görüyorum.”