Kadın - Aile
Bu iş, iş değil başınıza iş açar!
Her aklınıza estiğinde antibiyotiklere sarılmamalısınız.
Durmadan, her "ah yine hastayım!" derdemez kullandığımız antibiyotikler, bağırsaklardaki iyi bakterilerin de çoğunu öldürüyor. Buna karşılık kötü bakteriler çoğalmak için fırsat buluyor.
Hangi yaratılanda yok ki, diyeceksiniz, evet doğru bağırsaklarımızda da mükemmel kurgulanmış bir biyolojik denge var. Bilim adamları buna “Mikrobiyota” bakteriyel/mikrobik bir denge demekteler.. Hayranlık ve ibret verici..
Bağırsaklarımızda iyi ve kötü bakterilerin birbirini kollayarak dengede yaşadığı bir ortam var. Gelgelelim her konuda yaptığımız gibi biz bilerek ya da bilmeyerek o mühim dengeyi sık sık bozuyoruz.
Mesela boğazımızdaki farenjiti, akciğerimizdeki bronşiti ya da idrar kesemizdeki sistiti tedavi için kullandığımız, yani oralardaki zararlı bakterileri öldürmek için yuttuğumuz antibiyotikler sadece o zararlı bakterileri yok etmiyor. Etse ne iyi!
Fakat aynı zamanda gidip bağırsaklardaki iyi bakterilerin de çoğunu öldürüyor. Bağırsaklardaki zararlı bakterilerin çoğalması için bu durum vesile oluyor.
Dikkat siz boğazınızdaki zararlı bakteri için alıyorsunuz antibiyotiği, tamam onu öldürüyor ama gidip bağırsaklarınızdaki faydalı bakteriyi de öldürüp, orada zararlı olanların ortamı ele geçirmesine meydan veriyorsunuz!
Bu bağırsaklardaki zararlı bakteriler için "fırsatçılar" tabiri kullanılıyor tıpta. “Clostiridyum dificile” diye adlandırılıyor. Bu zararlı bakteriler bağırsakta çoğaldığında iltihaplandıran toksinler üretiyor ve ishale sebep oluyor.
Antibiyotik ishali genelde antibiyotik kullanılmaya başlandıktan sonraki 4-9 gün aralığında görülse de ilk 48 saatte başlayanlarına da rastlanabiliyor. Belirtiler ise şöyle: Kötü kokulu bir gayta, karında ağrı ve gerginlik, ishal ve elbette yanı sıra ateş!
Peki çare ne? Öncelikle aklınıza her her estiğinde antibiyotik almamak. Her ateş yüksekliğinde antibiyotik yutmamak.
İkincisi antibiyotik yazan doktora “Acaba tedavim antibiyotiksiz olamaz mı?” diye sormak.. Bunu sormaktan çekinmek, başınıza iş almak demektir. Doktor bilakis böyle bir soru soran bilinçli bir hasta ile karşılaşmaktan memnun olacaktır.
Çok elzem ise hekim ishal yapma ihtimali minimum olan bir antibiyotiği seçecektir.
Ve yine gerekiyorsa sizi ek probiyotiklerle de destekleyebilir.
Haplara takıp kalmayın, bu doğal antibiyotikler sizi bekliyor
Kış geldiğinde insanlar daha sık hastalanıyor. Hastalanmak ve hastalığa şifa aramak insana özgü. Virüsleri ve bize zarar veren bakterileri yaradan yüce Rabbimiz şifasını da ilacını da yaratmış.
Önleyici tedavi ve hasta olmamak için gayret etmek ve hastalık halinde doğru gıdaları tüketmeye çalışmak. Bu minvalde sizlerle paylaşacağımız 10 adet doğal antibiyotik.. Kışın değerli meyveleri elbette mevcut ama meyve katagorimizde greyfurt var. Kuru gıdalardan zencefil, tarçın ve zerdeçal, fazla tüketemediğimiz sarmısak, arıların tıbba armağanı propolis ve polen..
Herkesin bildiği paça çorbası, Konyalıların bildiği arab aşının baharatlısı zemzem çorbası ve tarhana.
Greyfurt
Hem suyundan hem kabuğundan hem de çekirdeğinin yağından faydalanılan değerli bir narenciyedir. İyi bir obezite kontrol desteğidir. Günde içilecek iki bardak greyfurt suyunun size faydaları: üst solunum yolları enfeksiyonları, gribal vakalar, idrar yolları enfeksiyonları, damar sertliği ve kolestrole iyi gelmektedir. Tadından dolayı çok fazla tükettiğimiz söylenemez ama keyifli bir içecek tarifi isterseniz greyfurt suyunu nane ve zencefille tatlandırmanızı tavsiye ederiz.
Greyfurt C vitamini, lif, potasyum, pektin gibi maddelerin önemli bir kaynağıdır .
Sarımsak
Sarımsak binlerce yıldır kullanılan bir baharat ve çeşni. Pekala sarımsağın sağlığımız için faydalarına ne kadar vakıfız. Sarmısağın düşük kan basıncı tansiyon sorunları kolestrol sorunlarına olan katkısı onlarca defa klinik araştırmalarla zaten kanıtlanmış.
Sarmısağın Türkiyede en çok yetiştilen yerin Kastamonu Taşköprü olduğunu birçok insan bilir ama üretimin büyük bir bölümünün ilaç firmalarına antibiyotik yapılması için satıldığından muhtemel haberimiz yoktur. Bize de Çin ve Hint sarmısakları kalıyor yemek için!.. Yerli olmasına özellikle dikkat edin deriz. Sarmısağın çiğ hali veya yağı mikro organizmalar üzerine antibiyotik etkiye sahiptir. Bu da bizim işimize çok yarıyor. Özellikle çiğ sarmısak ezilip yoğurtla ve üzerine biraz pul biber atılarak yendiği zaman çok ciddi bir antiseptik vazife görür ve grip, nezle, ses kısıklığı, bademcik iltihabı, öksürüğe ve alerjik astım bronşite fayda verir.
Zencefil
Özelikle kış aylarında zencefilin bal veya pekmezle tüketilmesi ciddi anlamda bir şifadır. Karışık kış çaylarını da tercih edebilirsiniz.
Zerdeçal
Zencefilin kardeşidir zerdeçal. En etkin ve yaygın kullanılan antioksidanlardan biridir Üst solunum yolları, astım, bronşit ve sinüzite çok iyi gelir. Günde bir tatlı kaşığı tüketmenizi tavsiye ederiz.
Tarçın ve polen
Her gün kullanılan bal ve tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virüs saldırılarına karşı korur. Bu arada arı polenini de hatırlatalım..