Kadın - Aile
Böyle nasıl kıyar ki insan yavrusuna?
"Hadi bebişim, konuş babişle, alo de bakim.." Ya da "aman biraz nefes alayım, ayağımın altında dolanmasın!" düşüncesiyle insan nasıl kıyıp da oturtur ekran oyunlarının karşısına yavrusunu?
Maalesef hepimiz, herkes yapıyor bunu.. Bu çağın oyuncaklarınının tehlikelerini hep duyuyor, okuyor, konuşuyoruz amma, "N'olacak, bir iki dakikacık, bişi olmaz!" diyerek gafletimize yenik düşüyoruz.
Cep telefonu, wireless internet ve evlerimizde olan telsiz telefon gibi cihazlar artık öyle bir hayatımıza girdi ki; bunlar yokken biz nasıl yaşıyorduk, nasıl işlerimizi hallediyorduk diye hayretle düşünürüz bazen. Ancak şunu da çok iyi bilmek gerekir ki; hayatta hiçbir şey bedava değildir.
İlk hedef beyin
Ülkemizde cep telefonlarıyla 1990’ların ortasında tanıştık ve yeniliklere kolayca ayak uyduran bir toplum olarak onu çok benimsedik. İnternet ise o dönemlerde daha yeni, yeni adından söz ettiriyordu ve birkaç yıl sonra ADSL ve wireless bağlantı ile karşılaştık.
Bu cihaz ve sistemleri kolayca kabullendik ancak zararının olup olmadığını biliyor musunuz? Elektromanyetik dalgalar yayan bu cihazlar çocuklarımızın sağlığına herhangi bir bedel ödetecek mi?
Baş ağrıtıyor
Cep telefonları her yöne mikrodalgalar yayarak çalışır. Yapılan araştırmalarda bu dalgaların kemik ve yumuşak dokudan birkaç santimetre ilerlediği ve enerjisinin de orada yani beyin ve sinir dokusunda emildiği gösterilmiştir.
Uzun süreli telefon konuşmalarının (ki bunun tanımı altı dakika ve üzerindeki konuşmalardır) kulak ve beyin dokusunun ısısını artırdığı ve baş ağrılarına neden olduğu, bizlerin kolayca hissedebildiği etkileridir.
Çocuklar dokularının daha ince ve yumuşak olmasından dolayı bu elektromanyetik dalgalara daha kolay maruz kalıyor. Beyin dokusu da 20 yaşa kadar gelişmeye devam eden bir dokudur; yani inşaat o zamana kadar devam etmektedir. İnşaat esnasında katlar çıkarken sürekli depremler gerçekleşirse o zaman o yapının sorun çıkarma ihtimali mantıken artmakla birlikte sağlamlığı tartışılabilir.
Dna hasarı %40
Bu düşünce aslında birçok çalışma tarafınca desteklenmektedir. İnsan vücudunda her gün kanser hücreleri oluşmaktadır ancak bunlar bağışıklık sistemimiz tarafından tespit edilip, yok edilirler.
Oysa İsveç bilim adamları tarafınca yapılan bir araştırmada 20 yaşından önce cep telefonu kullanan kişilerde beyin tümörü (gliom) ve işitme kaybına yol açan kanser (akustik nörom) gelişme oranı tam dört misli artmaktadır. 20 yaşından sonra kullananlarda ise iki misli artmaktadır. Bu da bu dalgaların gelişmekte olan bir beyne etkisinin daha çok olduğuna işaret etmektedir. Çalışmayı yürüten bilim adamları 12 yaş altında çocukların cep telefonu kullanmamalarını söylerken 12 yaş üstündeki çocukların daha çok kısa mesaj ile iletişim sağlamaları gerektiğini belirtmiştir.
Hindistan’da yapılan bir başka bilimsel çalışmada kanser hücrelerini belirleyip yok eden bağışıklık sisteminin bu elektromanyetik dalgaların bulunduğu ortamda tam randımanlı çalışmadığını göstermiştir.
Cep telefonu kullanmayanların vücudunda %4 oranında DNA hasarı bulunurken, kullananlar arasında ortalama %40 oranında DNA hasarı bulundu. Yani gelişen kanser hücrelerinin daha çok sayıda oluşup, kolayca büyümeye devam ediyor.
Dostça tavsiyeler
Elektromanyetik ışınlar saçan bu tarz cihazlardan bebek ve çocuklarımızı, en azından 12 yaşında gelene kadar uzak tutmamız gerekiyor.
13-20 yaş arası dönemde de kullanımın mümkün olduğu kadar kısıtlanması, mutlaka kullanılacaksa da kısa mesaj ile kullanım sağlanması gerekiyor.
Wireless modemlerinizi evde o anda kullanmıyorsanız kapatın ve komşularınızdan da bunu yapmalarını isteyerek ortak bir karar alın.
Cep telefonlarınızı bebek ve çocuklarınızdan uzak tutun. Aranızda “ama o telefonu çok seviyor” diyenler olabilir ancak şunu biliyorum ki ebeveynin kararlılığı birçok konuda olduğu gibi bu konuda da esastır. Çocuk görmediği şeyi isteyemez.
Bazı ürünler cep telefonu radyasyonunu azalttığını iddia eder ancak bunlar henüz söz sahibi kurumlar tarafınca çare olarak onaylanmış değil..