Gündem
Suriye ve Irak’ta sıcak çatışmalara taraf olmayız
Türkiye’nin, IŞİD’in elindeki Musul’un geri alınmasına yönelik operasyonda tavrının ne olacağı ile ilgili bir soru üzerine, “Türkiye Irak’ta ya da Suriye’de sıcak bir çatışmanın tarafı olmaz. Musul’a desteğimiz olur ama doğrudan çatışmayız. Türkiye’ye bir saldırı olursa anında cevap veririz” dedi.
HASAN KARAKAYA / LİZBON / NEW YORK - Başbakan Ahmet Davutoğlu, bir dizi resmi temaslarda bulunmak için New York’a giderken uçakta aralarında gazetemiz Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya’nın da bulunduğu gazete yöneticilerine önemli açıklamalarda bulundu. Gazete yöneticilerinin sorularını cevaplandıran Davutoğlu, sadece CHP ile Vatan Partisi’nin Esad’la görüşmeye gittiğini söyleyerek, “Belki de Perinçek CHP liderliğine oynuyor. O zaman tam taşlar yerine oturur, Baasçılar CHP’ye el koymuş olur” dedi.
HER ŞEYDEN ÖNEMLİSİ SİYASİ İSTİKRAR
l Cumhurbaşkanı faiz indiriminde ısrar ediyor bu konudaki görüş ayrılığı aşılabildi mi?
- G20’de Almanya’nın enflasyon duyarlı ekonomik modeli ile ABD’nin kalkınma ve yatırım odaklı ekonomik modeli arasında ciddi bir fark var. Türkiye’de de bu konular tartışılıyor. Enflasyon ile mücadele ederken kalkınma hedefleyen bir ülkeyiz. Bu faiz konusundaki tartışmayı iki farklı kutup gibi görmek doğru değil. Türkiye’de daha entegre, daha bütüncül bir ekonomi politikası gerekiyor. Enflasyon ile mücadele eden Merkez Bankası’nın enflasyon öngörüsü mesela tutmadı. Bunun sebebi tarım sektöründeki problemler. Hedeflerin tutmamasını veya tutmasını tek bir değişkene bağlayamayız. Faiz tek parametre olarak görülmemeli. Para Politikaları çok dikkatli belirlenmeli ama bu konuları dünya da tartışıyor, Türkiye de tartışmalı. Her şeyden önemlisi siyasi istikrar. Son bir yıl içinde çok ciddi değişimler oldu. Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı değişti ve bu çok sağlıklı bir şekilde oldu. Bu süreçlerde bir kriz olsaydı faizler yukarı çıkardı.
YATIRIMCILARA CAZİP BİR ÜLKE OLDUĞUMUZU ANLATIYORUZ
l ABD programınızda neler var?
- Avrupa ekonomisi durgunluk içinde. Bugün görüştüğümüz Portekiz Başbakanı ekonomiyi toparladık diyor ve sadece % 1 kalkınma bekliyor. Avrupa ekonomisi ciddi bir durgunluk içinde. İşte böyle bir ortamda yabancı yatırımcılara Türkiye’deki ekonomik dinamizmi anlatacağız. Hem finans sektörüne, hem reel ekonomiye yatırım bekliyoruz. Bizim tercihimiz kalıcı yatırımdır. Gelip buralarda fabrika kurmalarını destekliyoruz açıkladığımız teşvik paketleri hep bu direkt yatırımı almak için.
l Ekonominin gidişatını yabancılara nasıl anlatacaksınız?
- Dünyada en cazip yatırım imkânını araştıran bir sermaye var. Biz Türkiye olarak yatırımcılara cazip bir ülke olduğumuzu anlatıyoruz. Dünyanın en önemli AR-GE şirketleri bize gelsin istiyoruz. AR-GE için teşviklerimiz var. Ekonomide birbiri ile çelişkili gibi görünen hedeflerin optimizasyonu çok önemli. Siyasiler bunun için var. Ben gayet iyimserim enerji giderlerimiz düşüyor. AB merkez bankasının para arzından en fazla yararlanacak ülke Türkiye olacak. Japonya’daki rezerv fazlasını TR’ye çekmeye çalışıyoruz.
3 YIL ÖNCE EĞİT-DONAT İLE DESTEKLESEYDİK DEAŞ BUGÜN BU NOKTAYA GELEMEZDİ
l Suriye’de rejimle Özgür Suriye Ordusu arasındaki mücadelede son durum nedir?
- Suriye’de uluslararası toplum, dediğimize 3 yıl sonra geldi. Suriye konusunda yaptığımız uyarıları uluslararası toplum yanıtsız bıraktı ve bugün gelinen noktada Suriye’de olup bitenler ulusal güvenliğimizi tehdit ediyor. Biz Eğit-Donat’ı 3 yıl önce söyledik Uluslararası toplum bizim dediğimize 3 yıl sonra geldi ve bu 3 yıl içinde DEAŞ bölgede yerleşti. 3 yıl önce Suriyeli ılımlı muhalifleri eğit-donat ile destekleseydik DEAŞ bugün bu noktaya gelemezdi. Biz Suriye’de 3 seçenek mümkün diyoruz. Suriye halkını rejim barbarlığı ile DEAŞ barbarlığı arasında bir seçim yapmaya zorlamadan, ılımlı muhalifler ile Suriye yeniden inşa edilmeli tezini savunuyoruz.
IRAK’TA 4 TEMEL POLİTİKAMIZ VAR
l Musul’u IŞİD’den almak için operasyon hazırlığı var. Türkiye’nin bu konudaki politikası nedir?
- Irak’ta 4 temel politikamız var. Merkezi hükümet ile çok sıkı bir şekilde görüşüyoruz. Onları çeşitli yardımlarla destekliyoruz. Irak’ın istikrarı için merkezi hükümete büyük önem veriyoruz. İkinci olarak Kuzey Irak Kürt Bölgesi’nin istikrarını önemsiyoruz. TSK Peşmerge’yi eğitiyor. Üçüncü olarak Türkmenlerin güvenliğini temin edecek şekilde onlara destek veriyoruz. Son olarak Musul’da Sünni-Şii çatışmasına engellemeye yönelik bir politika yürütüyoruz.
MUSUL’A DESTEĞİMİZ OLUR AMA...
l Türkiye sıcak çatışmaya girer mi?
- Türkiye Irak’a ya da Suriye’de sıcak bir çatışmanın tarafı olmaz. Musul’a desteğimiz olur ama doğrudan çatışmayız. TR’ye doğrudan saldırı olursa anında cevap veririz buna potansiyelimiz de kudretimiz de var. Halktan destek alan yapılara desteğiniz olur. Seçilmiş Musul vali Nuceyfi bizim için hâlâ Musul’un valisidir.
SURİYE’DE ILIMLI MUHALEFETİ GÜÇLENDİRECEĞİZ
Suriye’de ılımlı muhalefeti güçlendireceğiz. Rejim ve DEAŞ’ın barbarlığıyla Suriye toplumunu sıkıştırmayın. Halep ne DEAŞ’ın, ne de rejimin eline düşsün. Her iki durumda da Türkiye’ye yeni bir mülteci akını olacaktır. Sınıra yakın yerlerde istikrar unsurlarının varlığını önemsiyoruz. Örneğin, Erbil düşseydi bizim için ulusal güvenlik sorunu çıkardı. Sınıra yakın bölgede terörist tehditlerin olmaması lazım. DEAŞ çekilince Şii milisler gelmemeli. Musul’da böyle bir tehlike var. Burada Sünni ordu birlikleri olmalı. TR’nin Suriye’ye ilişkin kaygıları koalisyondan farklı. Bizim için, DEAŞ çıkınca ne olacak sorusu önemli. DEAŞ’ın boşalttığı yere Suriye’de rejim girmemeli, Irak’ta da Şii milisler girmemeli. Koalisyon işte bunları bir öncelik olarak görmüyor. Biz ise bir adım ötesini görecek şekilde koalisyona destek vermek durumundayız. Koalisyon “DEAŞ’ı temizleyelim sonrasına bakarız” diyor. Bu yanlış bir strateji. Ateş bizim sınırımızda yanıyor ve en çok da bizi yakıyor. Biz sınırımızda risk azalsın istiyoruz. Bazı istihbarat örgütleri de bu çatışma ve kaos ortamının devamını istiyor. Onları da takip ediyoruz. Bir tarafta Rusya’dan silah destekli rejim var, diğer tarafta ise yani DEAŞ’ın elinde ABD ve Irak’tan ele geçirilmiş silahlar var. Ilımlı muhalefetin elinde sadece hafif silahlar var.
SALDIRI OLSAYDI O BÖLGEYİ KONTROLÜMÜZ ALTINA ALIRDIK...
l Süleyman Şah operasyonundan sonra Türkiye’nin bölgedeki hareket kabiliyeti arttı mı?
- Askerlerimize ateş açılsaydı o bölgeyi tamamen kontrolümüze alacaktık. Ordumuza bir ay önce Süleyman Şah operasyonu ile ilgili yazılı talimatı verdik. Plan aynen çalıştı. Ve herkese şu mesaj verildi: TR isterse Suriye’de 40 km içeriye anında girer. Eğer tek bir saldırı olsaydı. O bölgeyi sınırdan Süleyman Şah Karakolu’na kadar askeri kontrol alanı yapacaktık. O bölgenin tamamı kontrolümüz altına alınacaktı. Bu bizim B planımızdı. Eğer Suriye rejimi o esnada bizi tehdit etse ve bir tek kurşun sıksa idi Suriye rejimi hedefimiz olurdu. Şimdi Eşme bizim toprağımız. Süleyman Şah nerdeyse bizim toprağımız orasıdır. Suriye’de sular durulunca Caber Kalesi’nin yakınına Süleyman Şah’ı tekrar taşıyacağız.
l İmralı ile Kandil arasında bir kopukluk var. Çözüm sureci ile ilgili Nevruz’da daha ileri bir adım bekliyor musunuz?
- Demokratik siyaset yapmanın önemine inanıyoruz. Silahlı yöntem pek çok acıya sebebiyet verdi. Sorunun çözümünde silahlı yöntemler artık terkedilmeli. Bu ortam bazılarını rahatsız ediyor. Bu çatışma ortamı ekonomik sektör oluşturuyor bunun değişmesi ihtimali pek çok çevreyi rahatsız ediyor. Sadece içerde değil, yabancı istihbarat ve bazı dış odaklar da rahatsız oluyor bir barış ortamının başlamasından. Elinde silah olanlar “ barış olursa ben ne yapacağım” diyor. Bundan başka Kürt ve Türk Ulusalcılar rahatsız oluyor. Baasçı Ulusalcılardan bahsediyorum. Bu durumun düzelmesi, bu Baasçıların elindeki argümanları aldı.
ÇEVRE İSTİKRARSIZKEN BU SORUN ÇÖZÜLÜYOR
l Selahattin Demirtaş’ın tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz siyasiler güçlü olsun isteriz. Ama siyasiler de “siyasi” olmalı. Demirtaş ‘neden 7 ay önce bu çağrı yapılmadı’ diyor. Çünkü sen bir Tweet attın halkı sokağa döktün. 6-7 Ekim’de provokasyon ile yapılan şey bu işin 7 ay önce yapılmasını engelledi. Ama halk artık bu olaylarda devlete döndü. Çünkü artık eski devlet yok. “Senin hakların gasp ediliyor” denilince halk buna prim vermiyor. Herkesin nihai sonucu düşünmesi ve provokasyondan kaçınması lazım. Tüm dünyada etnik, linguistik, mezhep temelli bölünürken Türkiye 30 yıllık bir sorunu çözüyor, çevre istikrarsızken bu sorun çözülüyor. Diyarbakırlı anne dağdan inen çocuğunu evlendiriyor, düğününe beni de davet etti. Bu düğüne katılmayı çok isterdim. Ne zaman dağda öleceği belli olmayan bir çocuk dağdan indi ve bir düğünle evleniyor. İnşallah bir dönem kapanır.
ESED DOSTU PERİNÇEK CHP LİDERLİĞİNE OYNUYOR
- Çözüm sürecini seçim yatırımı olarak kullandığınız söyleniyor ne diyeceksiniz?
- Çözüm sürecinden her parti kazanır. Seçim yatırımı olarak düşünsek başka alanlarda yapardık. Çevredeki ülkelerde seçim yapılamadığı için sorun var. Siyasi istikrar ve seçimler çok önemli. Kazancımız ne bizim burada? İstikrar! Seçime suhuletle barış içinde gitmekten başka bir kazanç olmaz. Kılıçdaroglu sandığa değil, sokağa çağırıyor. Basiretsiz devlet adamının tipik bir yaklaşımı bu. Siz muhalefetsiniz, sizin “biran önce sandığa gidelim” demeniz lazım. Kılıçdaroglu % 35 oy oranı hedefliyorum demiş. Türk siyasi hayatında böyle zillet görmedim. Paralel yapı “AK Parti % 35’e düşecek” diyordu. Paralelcilerin bizi en fazla düşürdüğü yer CHP’nin nihai hedefi olmuş. CHP’nin 11 ilde aday adayı yok. Kimse milletvekili olmak için başvurmamış. Üç büyük ilde (Erzurum, Van, Mardin) ise sadece birer kişi aday adaylığına başvurdu. Çünkü vatandaşların CHP’den umudu yok. CHP halkın gündeminden çok uzak. Baasçı bir zihniyetleri var. Bakınız sadece iki parti gitti Esad’a, CHP ve Vatan Partisi. Belki de Perinçek CHP liderliğine oynuyor. O zaman tam taşlar yerine oturur Baasçılar CHP’ye el koymuş olur.