AKİT MENÜ

Gündem

Olmayan örgüte üye icat ettiler

Mevcut yasalarda Hizb-ut Tahrir üyelerinin cezalandırmasını öngören hiçbir maddenin olmamasına rağmen 29 kişinin halen cezaevinde tutulması ‘hukuk skandalı’ olarak niteleniyor. 65 yıl boyunca eline hiçbir silah almayan Hizb-ut Tahrir’in “silahlı terör örgütü”ne dönüştürülüp, hayali örgüt üyeliğinden sindirilmeye çalışılması ise yaşanan vahameti gözler önüne seriyor.

Güncelleme Tarihi:

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından hiçbir şiddet olayına karışmadığı tespit edilen, Yargıtay üyelerinin ve Yüksek Mahkeme’nin terör örgütü olarak tanımlamadığı Hizb-ut Tahrir’e üye olduğu iddiasıyla yüzlerce kişi hem yargılanıyor, hem hapis cezası alıyor. Mevcut yasalarda Hizb-ut Tahrir üyelerinin cezalandırmasını öngören hiçbir maddenin olmamasına rağmen 29 kişinin halen cezaevinde tutulması ‘hukuk skandalı’ olarak niteleniyor. 65 yıl boyunca eline hiçbir silah almayan Hizb-ut Tahrir’in “silahlı terör örgütü”ne dönüştürülüp, hayali örgüt üyeliğinden sindirilmeye çalışılması ise yaşanan vahameti açıkça ortaya koyuyor.

Terör örgütü kabul edilemez

İslami bir fikir hareketi olan Hizb-ut Tahrir'in terör örgütleri listesinde olmadığına ilişkin onlarca resmi yazı ve mahkeme kararı bulunuyor. Akit’in ısrarlı haberleriyle kamuoyunun gündeminde tuttuğu Hizb-ut Tahrir davalarıyla ilgili Anayasa Mahkemesi emsal teşkil edecek bir karara imza atarak, Hizb-ut Tahrir’in terör örgütü olmadığını vurguladı. Yargıtay ve mahkemelerin Hizb-ut Tahrir'in silahlı bir terör örgütü olarak kabul edilmesine ilişkin karar gerekçelerinin “yeterli” olmadığına hükmeden AYM, Yılmaz Çelik ile ilgili verdiği hak ihlali kararın gerekçesi 26 Ekim günü Resmi Gazete’de yayımladı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin ceza yağdırdığı Hizb-ut Tahrir’e yönelik “terör örgütü” suçlamasına itiraz eden Yargıtay Üyesi Mustafa Kurtaran ise, 19 Temmuz 2017 tarihli şerhinde, Hizb-ut Tahrir’in terör örgütü olmadığını, Hizb-ut Tahrir’in kuruluşundan bu güne kadar ülkemizde veya başka bir ülkede şiddet olayına karışmadığını savundu.

Savcı: Tutuklamalar yasaya aykırı

26 Mart 2015 tarihinde Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Hizb-ut Tahrir’e üye olduğu iddiasıyla yargılanan sanıkların beraatine karar verdi. Hizb-ut Tahrir’in terör örgütü tanımına girmediğini belirten mahkeme heyeti, sanıkların terör örgütüne üyelik suçu işlemediğine hükmetti. 10 Ekim 2007’de İstanbul Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç, “Örgüt silahsızdır. Hizb’ut Tahrir üyelerinin tutuklanması yasaya aykırıdır” dedi. Savcı Saraç, Hizb-ut Tahrir davasında yargılanan sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirdi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Saraç, mahkemenin 24 Eylül tarih, 2007/107 esas ve 2007/384 sayılı kararına itiraz etti ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na temyiz başvurusunda bulundu. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Nuri Düzgün ise Saraç’ın itirazını reddetti.

Cebir ve şiddet bulunmuyor 

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bilgi talep ettiği Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Tokgöz, 6 Temmuz 2005 tarihli yazısında, Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. maddesi anlamında bir “örgüt”ün “terör örgütü” niteliği kazanabilmesi için üç unsurun aynı anda bulunması gerektiğine dikkat çekti. Tokgöz’ün yazısında, “Hizb-ut Tahrir örgütünün Terörle Mücadele Kanunu’nun 4928 sayılı kanunla değişik 1. maddesi kapsamında tarifi yapılan 'terör örgütüne' ideoloji ve örgüt boyutları itibarıyla tipik olarak uyduğu ancak cebir ve şiddet boyutu itibarıyla uymadığı kanaati hasıl olmuştur” ifadeleri yer aldı. Dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Er, 8 Aralık 2003 tarihinde İstanbul 2. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda, örgütün bugüne kadar herhangi bir silahlı eylemine rastlanılmadığını kaydetti.

Adana 2. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi 29 Aralık 2003 tarihli kararında ise Hizb-ut Tahrir Örgütü’nün 3713 Sayılı Kanunu’nun 1. maddesindeki terör tanımına göre terör örgütü tanımına girmediği şeklinde karar verdi. Tüm resmi kararlara rağmen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile Ergenekon Terör Örgütü’nün (ETÖ) kumpasları sonucu yargılanan Hizb-ut Tahrir’e yönelik hukuk gaspının durdurulması, AYM’nin hak ihlali kararının cezaevindeki mazlumlar için emsal teşkil etmesi bekleniyor.

Kararlar ortadaysa mazlumlar niye içeride!

Emniyet ve MİT tarafından hiçbir şiddet olayına karışmadığı tespit edilen, Yargıtay üyelerinin ve Yüksek Mahkeme’nin terör örgütü olarak tanımlamadığı Hizb-ut Tahrir’e ilişkin alınan kararlar şöyle:

26 Ekim 2018 tarihinde, AYM: “Hizb-ut Tahrir terör örgütü değil

19 Temmuz 2017 senesinde Yargıtay Üyesi Mustafa Kurtararan: “Hizb-ut Tahrir terör örgütü değildir

26 Mart 2015 tarihinde Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi: “Terör örgütü tanımına girmiyor

10 Ekim 2007’de İstanbul Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç, “Örgüt silahsızdır. Hizb’ut Tahrir üyelerinin tutuklanması yasaya aykırıdır.”

6 Temmuz 2005 senesinde, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Tokgöz: “Hizb-ut Tahrir’in cebir ve şiddet boyutu bulunmuyor”

29 Aralık 2003 tarihli kararda, Adana 2. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi: “Hizb-ut Tahrir, terör örgütü tanımına girmiyor”

8 Aralık 2003 tarihinde, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Er: “Herhangi bir silahlı eylemine rastlanılmadı.”

 

 

Yorumlara Git

Türkiye'nin F-35 hamlesi Atina'yı karıştırdı!

İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney Meşhed’de toprağa verildi

İletişim Başkanı Duran'dan NATO açıklaması! Türkiye'nin etkin rolü ortaya kondu

Katil Netanyahu'dan Arjantin ve Messi açıklaması! Dünya Kupası'nı bile kirlettiler

Dışişleri’nden Avrupa Parlamentosu’na sert tepki! Alçakça ve akıl dışı