Kadın - Aile
Keçe işi
Veysel Karanî, Saidi Rabbanî gibi keçeciliğin pîri sayılan mübarekler, devrimizde, keçenin hanımların elinde girdiği kılığı görselerdi acaba ne derdi..
Keçe; yün, kil ya da pamuğun ıslak ortamda çiğnenip dövülmesiyle binbir zahmetle yapılırdı. Artık makine ile yapılmakta. Top top rengarenk kumaşlar gibi satılmakta..
Keçe bir zamanlar kavuk, sonra fes olmuştu. Kavuklar; biçimlerine göre külah, kılansuva, üsküf, börk, kallavi, mücevveze, takke, kalpak gibi isimler almıştı. Vezirin kafasından askerin kafasına herkesin “serpuş”u idi.
Şimdilerde ise hazır makine keçelerini alan hanımlar, onları kesip biçerek, bazen yapıştırıp, bazen dikerek envai çeşit süs eşyası yapıyorlar. Bebek patiklerinden tutun da, çiçek vazolarına, sofra örtülerinden yastıklara keçenin rol almadığı yer bırakmadılar.
KEÇE EV
Keçe asırlardır özellikle göçer yörük ve Türkmenlerin “topakev” tabir ettikleri yuvalarının asıl malzemesiydi. Halâ öyledir, Türkmenistan’dan bu tarafa.. Altı, üstü, yanı hatta döşeği keçedir bu evlerin.. Yazın sıcağı, kışın soğuğu geçirmez. Yağmura-fırtınaya-ayaza bana mısın demez.. O evlerde namaz seccadeleri bile keçedendir..
Keçenin tabii en yaygın olarak kullanıldığı yer dağdaki çobanın sırtına aldığı, yatarken içene büzüldüğü “kepenek”tir..