Kadın - Aile
Mutsuz evlilik hipertansiyon yapıyor
Birçok hastalığın temelinde psikolojik ve ruhî, daha doğrusu insanın nefsi ve egosuyla ilgili sebepler bulunmaktadır.
Doktora gittiğimizde birtakım sorularla karşılaşırız. Hastalığın veya rahatsızlığın türüne göre soruların tipi de değişmektedir. Eğer yüksek tansiyon rahatsızlığımız var ise; “Kilonuz nedir?”, “Başınız ağrıyor mu?”, “Tuzlu, yağlı hamur işi çok yer misiniz?”, “Egzersiz yapıyor musunuz?” türünden sorulara muhatap oluruz.
Ancak, genelde sorulan sorular, hep fizikî hayatımızla, bedenimizle ilgili olmakta; ruhî yapımız ihmal edilebilmektedir. Bunu en evvel kendimiz yapıyoruz. Oysa artık biliyoruz ki, birçok hastalığın temelinde psikolojik ve ruhî, daha doğrusu insanın nefsi ve egosuyla ilgili sebepler bulunmaktadır.
Bir araştırmaya göre mutsuz ve problemli evlilikler, insanda hipertansiyon sebebi olabilmektedir. Bilindiği gibi hipertansiyon, modern dünyada en çok öldüren hastalıklar listesinin en başında yer almaktadır. Dr. Brian Baker'e göre insanlarla iyi ilişkiler kurulması ve insanlardan gelen sosyal destek, kan basıncını düzenlemektedir.
Kalp damar sistemi başta olmak üzere insan vücudu, sosyal destek konusunda çok hassas olup, anında ve doğrudan cevap vermektedir.
Hipertansiyonunuz varsa, kendinize sorun:
Eşinizle veya işinizle sorunlarınız var mı?
Ailenize yeterince zaman ayırıyor, onlarla hoş vakit geçiriyor musunuz?
Çocuklarınızı öpüyor musunuz?
Akraba ve eş dost ziyaretlerini ne kadar sıklıkla yapıyorsunuz? Veya ihmal mi ediyorsunuz?
Sadece aileniz fertlerine değil çevrenizdeki insanlarla hediyeleşiyor musunuz?
Birine en son ne zaman hediye aldınız veya size en son ne zaman bir hediye verildi?
Hiç tanımadığınız insanlara hayırda bulundunuz mu?
En son ne zaman sadaka verdiğinizi hatırlıyorsunuz?
Bu tarz soruları uzatmak mümkün. Bazılarımız belki de bu soruları özel bulabilirler. Ancak Amerika'da “evlilik danışmanlığı veya hakemliği” (Marital Counselling) denilen bir hekimlik türü sadece bu gibi konularla ilgilenmektedir.
Psikolog Daniel Goleman'a göre stresli insanlar sakin insanlara nazaran iki kat daha fazla gribe yakalanmakta, karamsar ve inatçı insanların hayatlarında astım, ülser ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski 3 kat daha fazla olmaktadır.
Ayrıca depresyon, kansere zemin hazırlamaktadır. Uyluk kemiği kırılan yaşlılar neşeleri yerinde ise üç kat daha hızlı iyileşebilmektedir. Hastalığını kabul edip problemleri hakkında konuşan kanser hastaları da, hastalığını kabullenemeyen ve konuşmayanlara nazaran daha çabuk iyileşmektedirler.
Doktor Charles Miner'e göre kızdığımız zaman tansiyonumuz 6 derece artar. Bunun kalbimiz üzerindeki zararlı tesiri oldukça yüksektir. Kalbimiz, karşılaştığımız insanlar arasında, duygularını kontrol edebilen neşeli ve huzurlu olanlardan hoşlanır.
Zaten hırçın, her şeye hiddetlenen, inatçı insanlardan kim hoşlanır ki, kalbimiz hoşlansın?!
Burada sevindirici bir hususa işaret edip geçelim. Batı'da ve Amerika'da aile müessesesi çok darbeler alıp zedelendiği için bu tip hekimlik alanları ortaya çıkmıştır. Ülkemizde ise aile yapısını dinamitleyen çok faktör olmasına rağmen, dinimizin bu müesseseye verdiği çok büyük önemden dolayı bu tip kurumlar nisbeten azdır.