Kadın - Aile
Yürüyün, yürümekle yollar aşınmaz!
Kaslarda oluşan insülin direnci’ne karşı en iyi çözüm bu...
Gerçek çehresi 28 Şubat’la anlaşılan bir politikacı bir tarihte sokak gösterileri yapanlara dönük olarak “Yollar yürümekle aşınmaz” demişti. Siyasetçi hele şöyle dursun, gerçekten yürümekle yollar aşınmaz ama eğer siz temiz bir havada düzenli yürüyüşler yaparsanız sağlığınıza en olumlu katkıda bulunursunuz. Hatta hiçbir ilacın yapamayacağı katkıyı.. Uzmanlar haftada en az, toplam 150 dakika yürünmesi gerektiğini söylüyor.
İnsülin direncinin oluştuğu yerlerden biri kaslarımız. Kas hücresi normal şartlarda ihtiyacı olan glikozu, insülin sayesinde kullanabiliyor. İnsülin, şekerin kaslara girmesini kolaylaştırıyor. Kaslarımızda adeta bir sigorta sistemi var. Bu sigorta sistemine göre, kaslar glukoz ihtiyacı olmadan da insülini kullanıyor. Ancak bu sigorta sistemini harekete geçirmek için egzersiz yapmak gerekiyor. Yürüyüş yaparsanız kaslarınız için gerekli olan egzersizi yapmış oluyorsunuz. 45 dakika kadar süren tempolu yürüyüşün olumlu etkisi 48 saat sürüyor.
Böylece insülin direncine karşı önemli bir avantaj sahibi oluyorsunuz. Kilo vermek de insülin direncini düşürüyor. Bir taşla iki kuş vurmak da bu oluyor galiba.. Yürüyüşlerle hem kaslarınızın ihtiyacını karşılıyorsunuz, hem kilo veriyorsunuz, hem kilo vererek kaslarınızdaki insülin direncini bir kere daha düşürüyorsunuz.
Fakat insülin direncinin sadece şişmanlarda olacağı sanılmamalı.. Zayıflarda da olabiliyor.
İnsülin direnci, dünyada ve Türkiye’de yaygın görülen bir sorun. 40-45 yaş arasındaki erkeklerde yüzde 40’lar civarında görülüyor. Kadınlarda ise en sık görüldüğü dönem; 45-50 yaş arası.
İNSÜLİN DİRENCİ NASIL OLUŞUYOR?
İnsülin pankreasta salgılanan ve kandaki glukoz seviyesini düzenleyen bir hormon. Glukoz ise besinlerden alınarak kana karışan basit bir şeker. Kandan hücreler aracılığıyla alınıyor ve enerji olarak kullanılıyor. Kandaki glukoz seviyesinin artması, pankreastaki bazı hücrelerin insülin salmasına sebep oluyor. İnsülin, kandaki glukozu çeşitli dokulara taşıyan ve kan şekerinin düşmesine bir nevi aracılık yapıyor. Ancak insülin direncinde hücreler, insüline karşı duyarsızlık geliştiriyorlar. İnsülin direncinin olduğu durumlarda ise salgılanan insülin yeterli gelmiyor. Vücut 2-3 kat daha fazla insülin salgılamak zorunda kalıyor.
İnsülin direnci mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durum. Tedavi edilmeyen kişilerde diyabet gelişme riski oluşuyor.
İNSÜLİN DİRENCİNİN ÖLÇÜSÜ
İnsülin direnci olup olmadığını anlamak için çeşitli ölçüler var. Ama öncelikle basit bir kan testi yaptırmak gerekiyor. Kişi, açken kanındaki şeker ölçümü yapılıyor. Bu testte, kan şekeri ve insülin ölçümü yapılıyor. Normalde bir kişinin açlık kan şekerinin 100’ün altında olması gerekiyor. Kan testinde taranan kan şekeri 100’ün altında kalırken insülin yüksek bulunuyorsa, direnç kazanıldığını söylemek mümkün.
Mesela kan şekeri 90, insülini ise 15 çıkmış ise insülin direnciniz vardır. Ancak kan şekeri 105, insülin 30 ise, bu kez ciddi bir insülin direnci var demektir.