Okur Postası
Atatürk ile İnönü’nün iktidar mücadelesi
Gazetemiz okurlarından Mustafa Kaplan, "Atatürk ile İnönü’nün iktidar mücadelesi" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.
Mustafa Kaplan
Atatürk ile İnönü arasında yıllarca süren bir iktidar mücadelesi olduğu bilinir. Hatta bu mücadeleyi Atatürk’ün kazandığı, bunun için de İnönü’nün öldürülmesini istediği, bundan dolayı resmi vasiyetinde onun çocuklarına da tahsilleri için pay bıraktığı söylenir.
Bu husus doğru mudur? Yoksa sadece bir söylenti mi? Araştırmalar bu hususun doğruluğunu göstermektedir. Biraz gerilere Milli mücadelenin başlangıcına gidelim. İstanbul’un işgalinden sonra, miralay İsmet, ülkenin durumundan ve kurtuluşundan ümitsizdir. Bunu yakın çevresine ve arkadaşlarına da söyler. Hatta Kazım Karabekir Paşa’ya yazdığı bir mektupta – Kurtuluşumuz ümitsiz Kazım, bırak bu işleri birer çiftlik alalım sen Kazım Ağa ben de İsmet Ağa olalım der. (İstiklal Harbimiz K. Karabekir)
TBMM toplandıktan sonra, arkadaşlarının ikna etmesi sonucu, milli mücadeleye katılır. Atatürk önceki fikirlerini bildiği için bir müddet İsmet İnönü’ye aktif görev vermez. Daha sonra ortak dostları araya girer ve aktif olarak görevlendirilir. İnönü’nün Milli mücadeledeki çalışmaları bilinir. Bu çalışmalarda Atatürk hep yanında ve arkasında olmuştur. Hatta ona desteğinin olmaması halinde verilen görevleri layıkı ile yapamayacağını da yakın çevresine söyler. (Atatürk-İnönü kavgası)
Şahsiyet ve devlet adamı olarak Atatürk, kök özelliklerine ve kültürüne bağlı milli ve inkılâpçı sentezci, karma ekonomici bir karakter çizerken, İsmet İnönü, din karşıtı sol fikirlere açık Batı yanlısı ve devlet yönetiminde statükocu ekonomide de devletçidir. Bu iki karakterin devlet idaresinde gizli ve açık çatışmalarının olduğu da doğrudur. Özellikle Atatürk’ün mason localarını kapatmasından sonra, masonlar Atatürk karşısında İsmet İnönü’yü ön plana çıkarma gayretleri içine olurlar. Bazı özel meclislerde Atatürk’ü kastederek, onun yönettiği şekilde devletin yönetilemeyeceğini söylerler. Bunu İnönü de söyler. Yani gardlar alınmıştır. (Atatürk İnönü kavgası Temellerin duruşması, Ahmet Kabaklı)
Bir gün, Atatürk ünlü akşam sofralarına başvekil İsmet Paşayı da davet eder. İsmet Paşa, işleri nedeni ile geç gelir. Bir köşeye oturur günlük gazetelere bakmaktadır. Konuşulan konu İngiltere’nin Atatürk’e vereceği Kraliyet nişanı’dır. Konuya ilgisiz kalan İsmet paşayı biraz konuya çekmek için Atatürk – Duydunuz mu paşa, İngiltere bana en büyük kraliyet nişanını verecekmiş der. Bunun üzerine İnönü, gayet kısık bir sesle – Nişanı sizin neyinize vereceklermiş demez mi. Salonda buz gibi bir hava eser. Atatürk sofrayı tatil eder. O gün sofrada olmayan Fevzi Çakmak paşa’yı çağırtır ve onunla görüşür. Ertesi gün Anadolu ajansı 13 haberlerinde, hükümetin istifa ettiğini, yeni hükümeti kurmak için de İktisat vekili Celal Bayar’ın görevlendirildiği bildirilir. Böylece İsmet paşa görevden uzaklaştırılmıştır. Güç gösterisinde güçlü yine Atatürk’tür (Güneş Ülkesi, Arslan Bulut).
Evet, 15 yıl başbakanlık yapan, Garp Cephesi komutanı artık sade bir milletvekilidir. Atatürk ölünceye kadar da öyle kalır. Hatta Atatürk’le karşılaşmamaya ve göz göze gelmemeye özen göstererek adeta inziva hayatı yaşar. Dolmabahçe sarayında hasta yatmakta iken, İnönü’nün öldürülmesine karar verilir. Bu işi de yaveri Salih Bozok yapacaktır. İnönü Dolmabahçe’ye davet edilir. Ancak bu planı bilen Atatürk’ün çevresinden biri, Dr. Refik Saydam vasıtası ile durumu İnönü’ye bildirir ve gelmemesini söyler. İnönü de saraya gelmez. Plan işlemez. Atatürk de kısa süre sonra ölür. Atatürk’ün ölümünden sonra Salih Bozok, intihara kalkışır. Atatürk’ün ölümünden sonra askerin de desteği ile Cumhurbaşkanı olan İnönü, Başbakan olarak da Refik Saydam’ı atamıştır.