Kadın - Aile
Dünyadaki cennet hanede saadet idi, lakin...
Esra Rana hanımefendi güzel bir yazı kaleme almış. Başlığı “Koca Karşılama Sanatı”. Hayli duygusal ve bizim dünkü sayfamızda işlemeye çabaladığımız konuya sanki eşdeğer.
Şöyle diyor: Akşam olmuş, adam eve gelmiş. Gün boyu helalinden rızık kazanmanın derdinde çalışmış. Masa başı ya da saha. Neticede evden çıkınca her yer dışarı. Kapıyı anahtarı ile açıyor. İçeriden bir yerlerden ses geliyor, hanım telefonda sohbet ediyor. Mutfaktan koku gelmiyor, ışığı da kapalı. Çocuklar ya TV başında ya da internet. Bir de karanlık koridorda bırakılan terliğe basıp sendeliyor. Hay gelmez olaydım! mı diyor beylerimiz?
Bey, efendi, beyefendi.. Onları böyle isimlendirdikçe onlar da öyle olacaklar. Onlar beyefendi oldukça biz de hanımefendi olacağız. İsimlendirmelerin önemini bir sonraki yazıya bırakıp, yukarıdaki adamcağızı yeniden karşılayalım.
Akşam olmuş, beyefendi eve gelmiş. Gün boyu helalinden rızık kazanmanın derdinde çalışmış. Olsun, evime helal lokma götüreyim de çoluk çocuğun dünyası da ahreti de heba olmasın demiş. Kapının ziline basmış. Hanım güler yüzü ile kapıyı açmış. Zilin sesini duyan çocuklar kapıya koşmuşlar. Mutfaktan gelen sıcak mis gibi çorba kokusu çocukların şen seslerine karışmış. Hepsi birden derlenmiş, toplanmış, hanımının gamzesine konmuş sanki. Yorgunluk, keder, tasa, dünyanın pis kokusu kapıdan dışarıda kalmış. Kuş gibi etrafında cıvıldaşan çocukları dinlemiş önce. Okulda ne yaptılar, oyunları nasıldı, eve gelen ödev ne… Sonra en küçüğü kucağına alıp mutfağa gitmiş. Hanımının halini hatırını sormuş. Küçüğü ona bırakıp, üstünü değiştirmiş. Aynanın önünden bir de güzel koku sürünmüş. Yemeğe oturmuşlar. Yemekten sonra ödevlerle meşgul olmuş. Sonra hanımla sohbet, ufaklıkla bir iki oyun… Peygamberimiz ne de haklı diye düşünmüş içinden… Dünyada cennet, hanedeki saadet…
Efendim, ben bile duygulandım bu satırları yazarken. Sanki pembe bir ekrandan izleyip de yazdım bu sahneleri. Fakat ekrana değil bize lazım bu sahneler. (Çocuk ve Aile)
Ailenin sofra başında buluşması Efendimiz’in öğüdü
Doç. Dr. Sefa Saygılı, “Sofra başına ailece oturmak, kişileri birbirine bağlar, evde sıcak ve sevgi dolu bir ortam oluşmasına yardım eder. Peygamber Efendimiz’in ümmetine tavsiyelerinden biridir” diyor ve ekliyor:
Çünkü yemekte bir araya gelmeyen, gelseler bile hiçbir şey konuşmayan bir aile; bütünleşme, yemek zamanını canlı duygular ve manalarla zenginleştirme gücünü kaybeder.
Ailece sevdiğimiz yemekler, bizi bütünleştirir ve fiziki, hissi ve ruhi bakımdan güçlendirir. Yemek vakti gelince topluca sofraya oturmamız veya dostlarımızla, sevdiklerimizle beraber olmamız, Peygamber Efendimiz’in ümmetine tavsiyelerinden biridir.
Birlikte yemek yiyen ailelere mensup çocuk ve ergenlerde ruh sağlığı problemlerine daha seyrek rastlandığı, bu çocukların kendine güvenlerinin daha fazla olduğu bir gerçektir. Çünkü, ailece sofraya oturmak, ruh sağlığını koruyan, birleştirici ve aile hayatı için düzenleyici bir mekanizmadır.