Ekonomi
Dev projelerin adresi olduk! Enerji daha da öne çıkacak
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’den önemli açıklamalar... Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2019 yılında gerçekleştireceği icraat planında yatırımlar büyük yer tutuyor. Bakanlık olarak MTA, BOREN, TAEK, NDK dahil EPDK hariç olmak üzere 2019’da 2 milyar 863 milyon 608 bin lira bütçelerinin olduğunu söyleyen Bakan Fatih Dönmez, geçmiş dönem icraatları ve geleceğe dönük planladıkları atılımlar konusunda Ekonomi Müdürümüz Mehmet Canıtatlı’nın sorularını cevaplandırdı.
Enerji yatırımları konusunda Türkiye’nin son yıllarda büyük adımlar attığını söyleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, vatandaşları ilgilendiren ve Türkiye’nin gelecek dönem enerji politikalarında önemli yer tutan projelerle ilgili sorularımızı cevaplandırdı.
-Elektrik ve doğalgazda indirim devam edecek mi?
Yılbaşından itibaren elektrik fiyatlarında, konutlarda yüzde 10 indirim başlıyor. Aynı şekilde konutlarda ve küçük orta ölçekli işletmeler ile ticarethanelerde kullanılan doğal gazın fiyatında da yüzde 10’luk bir indirime gidilecek. Yapılan yüzde 10’luk son indirim gelecek yılki döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki projeksiyonlara göre oluştu. 6 ay sonra bu fiyatlar böyle giderse doğalgaz fiyatlarına indirim yönünde yansıyabilir diyebiliriz. Burada gazın kendi cinsinden fiyatını konuşuyoruz, ama elektrikte ve doğalgaz tarafında ayrıca dağıtım giderleri, diğer yatırımlar ve işletme giderleri var.
-Doğalgaz, 81 ilden sonra tüm ilçelere ne zaman ulaşmış olacak?
Aralık 2018 itibariyle doğalgazı 81 ilimize ve 474 ilçemize ulaştırmış olduk. 2023’e kadar ilçe sayısını 600’ün üstüne çıkarmayı hedefliyoruz. Doğalgazın gittiği yerlerde bir dönüştürücü, değiştirici bir özelliği de var, sadece hava kalitesi açısından bakmamak gerek. Doğalgaz; elektrik üretiminde yüzde 39, mesken-hanelerde yüzde 32, sanayide ise yüzde 29 oranında kullanılıyor.
-Nükleer projelerde son durum nedir?
Akkuyu Santralinin inşaatında temel bu sene atıldı. İnşallah ilk üniteyi 2023’te işletmeye almayı planlıyoruz. Sinop’ta ise Japon hükümetiyle yaptığımız anlaşma çerçevesinde fizibilitelerini Türk tarafına sundular, değerlendirme çalışmaları da devam ediyor. Yani her şey belirlenen yol haritasına göre devam ediyor. Üçüncü nükleer santralin konumuyla ilgili de Trakya lokasyonu üzerinde çalışıyoruz. Orada da Çinlilerle müzakereler devam ediyor. Tabi bu tip, nükleer projelerde hakikaten hazırlık dönemi uzun sürüyor. Normalde bizim piyasada bir santralin lisansından işletmeyi almaya kadar geçin süre ortalama dört yıldır. Büyük güçlerde daha da fazla olabilir. Ama nükleer dediğinizde bunu tabi en az iki ile çarpmak gerekiyor. Çünkü lisansla birlikte yerin seçimi, kriterlerin tutulması, ÇED raporu, kamulaştırma gibi inşaat öncesi hazırlıklar var. Bir de bu işin finansman boyutu var. Sonuçta bunlar ekonomik ömrü uzun santraller. Sonuç olarak diyebiliriz ki; 50 yıldır bu memlekette çok tartışıldı ama artık bir hayali daha gerçekleştirme imkânı var. En azından tünelin ucunda ışık gözüktü. Bunu da rahatlıkla söyleyebilirim.
-Rafineri sayısı artacak mı?
Şu anda TÜPRAŞ’ın elinde 4 rafineri var. Bu yıl özel sektör rafinerisi olarak 10 milyon ton kapasiteli Star da işletmeye girdi. Onun dışında bir de İç Anadolu’da lisans alınmış ama henüz inşaatı başlanmamış olan var. Sonuç olarak 6 lisans var ama beşi şu an da faaliyette. Petrol piyasası artık daha serbest piyasa mantığıyla yürüyor.
-Tasarruf genelgesine her kurum uyuyor mu?
Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan genelge ile tüm kurumlarımızda gereksiz bazı harcamaların yapılmaması yönünde bir sonuç doğdu. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile kamu kurumlarının 2019 yılı bütçe hazırlıkları kapsamında da belirlenen kıstaslara uygun olarak biz de yatırım ve işletme bütçelerini hazırlayıp Meclisten geçirmiş olduk, ona uygun da hareket etmek durumundayız. Zaten Hazine ve Maliye Bakanımız da söylediği gibi sıkı mali politika uygulamalarının devamı için kamu harcamalarında bir azaltmayı öngören bir bütçeyle gidildi. Ben, bu uygulamaların 2019’da ilk neticelerini alacağımızı düşünüyorum. Zaten son çeyrek girerken daha rahat girdik, inşallah 2019’da ilerleyen dönemler itibariyle de hakikaten dengelenme olacağını öngörüyorum. Açıklanan son veriler de onu gösteriyor.
-Havadan yapılan jeofizik taramasından bir sonuç alındı mı?
Havadan jeofizik görüntülemesi çalışmaları kapsamında iki uçak Türkiye’nin yüzde 80’ini taradı. Maden rezervleri hakkında bilgi almak için adeta bir röntgen çekiliyor. Jeologlarımız ve maden mühendislerimiz sonuçları yorumlayacak. Bizler de emarelere göre sondaj yapacağız. Geçen yıl Maden Teknik Arama Kurumu ile bir milyon metre sondaj yapmıştık, bu sene inşallah 1,5 milyonu bulacağız. Bunlar tarihi rekorlardır. Yapılan sondaj işi vücudun bir yerinden biyopsi almak gibi bir şey.
-100 milyar dolarlık kaynak bulunduğu bilgisi doğru mu?
Meclis’te bakanlık bütçesinin görüşmeleri sırasında yaptığım açıklamada son iki yılda karadan ve havadan yapılan taramalar sonucunda yaklaşık değeri 100 milyar dolara ulaşan doğal kaynakların varlığından söz ettim. Bu konu kamuoyuna farklı yansıtıldı. 2017 ve 2018’de ortaya çıkarılan madenlerde 3.3 milyar ton kömür rezervi, 1,5 milyar ton tenardit, yani kurşun, çinko, bakır, altın gibi maden varlıklarına da rastlandı. Şimdi tabi bunlar ilk keşifler, ekonomik karşılığı olması lazım, yani işletilebilir rezerv farklı bir şey. Sırf son iki yılda bu yeni madenlerin toplamı değeri 100 milyar doların üstünde. Fakat bunu deyince bir-iki gazete de artık paraya ihtiyacı yok gibi başlık yapmış. O, 100 milyar doları bir yılda, iki yılda elde etmeyeceğiz.
Madencilikte en az 3-4 yıl süren bir hazırlık dönemi var. Sahanın 20-30 yıllık bir işletme dönemini de eklediğimizde bu ekonomik değer belki ortalama bir 20-25 yılda ekonomiye kazandırılmış olur. Bizim maden sektörümüzün büyüklüğü 22 milyar lira ve Türkiye gayrisafi milli hasılasının da yüzde 1 civarında.
-Borda tarihi rekor kırılmasının ekonomik karşılığı nedir?
Borda da hakikaten gayet iyi neticeler alıyoruz. Eti Maden Genel Müdürlüğünden aldığımız son bilgiye göre bu sene borda ihracat 2 milyon 440 bin tona çıktı ve Türkiye tarihi rekorunu kırdı. Geçen sene 2 milyon 250 bin ton idi, bu sene onu 200 bin ton daha artırdık ve 1 milyar dolar sınırını aşmış oldu. Bu arada ocak ayı içinde Eti Maden’in yeni temizlik ürünü piyasaya çıkacak.
-Elektrikte kayıp kaçakla mücadele ne durumda?
Bu konuda çalışmalar devam ediyor. Bu yolla Türkiye ortalamasında yüzde 20’lerden yüzde 14’e kadar gerileme oldu. Kayıp kaçak oranı batı illerinde daha az. Güney ve Güneydoğudaki illerimizde de gerileme olsa da biz mücadelenin devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Zaten Türkiye ortalamasının her yıl bir puan azalması yönünde hedef belirlerdik. Bu hedefi tutturmaya çalışıyoruz.
Kurulu güç yaklaşık 89 bin MW
2002’de 32 bin megavat olan elektrik kurulu gücümüzün bu yıl 88 bini aştığını dile getiren Bakan Dönmez, “Neredeyse 2,5-3 kata yakın bir kurulu güç artışı oldu. 89 binlere doğru gidiyoruz. Bu dönemde yapılan yatırımların büyük bir kısmı özel sektör eliyle yapıldı. Hem termik santrallerde ciddi bir kuruluş artışı oldu, hem de yenilenebilir de. 2002’den önce yenilebilir sadece Fırat-Dicle havzasındaki hidrolik santrallerimiz gibi yapılar mevcuttu. Yenilebilir enerji kaynaklarının desteklenmesiyle ilgili kanundan sonra 10 yıl süreyle alım garantisi de verildi. Bugün itibarıyla baktığımızda, üretilen elektriğin kabaca üçte birini yenilenebilir kaynaklardan elde ediyoruz, üçte birini doğalgazdan, üçte birini de kömürden. Kömürün de yarısı yerli, yarısı ithal gibi düşünebilirsiniz’’ şeklinde konuştu.
Fatih sondaj gemisinden müjdeli haber var mı?
Enerjide yerlileşme hamlesinin en büyük adımıyla kendi gemimizle derin deniz sondajını gerçekleştiriyoruz. Antalya’ya 100 Alanya’ya 60 km mesafede Alanya-1 kuyusu adı verilen alanda sondaj çalışmasına ekim ayında başladık, 150 günlük bir programımız vardı, şu anda iki ayı doldurduk, birkaç ay içerisinde netice almayı ümit ediyoruz. Ayrıca, şimdi bizim ikinci gemimiz de yolda. O da şubat ortası gibi inşallah Akdeniz’de olacak. Her iki gemiyle de Akdeniz’de, Karadeniz’de sondaj yapılacak. Bir de Mersin açıklarında başlattığımız bir sığ deniz operasyonumuz var, o ayaklı bir sistem. Ondan sonra da Adana-Karataş mevkiine geçecek.