AKİT MENÜ

Yaşam

Bebekler makyajlı anneyi istemiyor: Ay anne bu koku senin kokun mu?

2012'de Hürriyet gazetesinde yer alan bu haberde modacı olduğu belirtilen bayan Saraçoğlu böyle övünüyordu. Ama makyaj bebeklerin anneyi reddetmesine sebep oluyor. O da bu durumu biliyor olmalı ki, bebek kendisine verilmek istendiğinde 'sonra alırım' dediğini söylüyor. Yine de makyajlı haliyle fotoğraf çektirmekten kendisini alıkoyamamış.

Geçenlerde değerli yazar Yağmur Mirzayeva soruyordu: "Domestoslar, yumuşatıcılar, yağ çözücüler sadece temizlik işini yapan masum birer hijyen malzemesi mi sanırsınız?" diye.. Sonra da gayet haklı olarak hemcinslerine uyarılarda bulunuyordu. Daha önemlisi bebeklerin makyajlı anneleri kokularındaki değişiklikten dolayı emmeyi reddettiklerini hatırlatıyordu.  Sizlere özetlemeliyiz.

Hanımlar, annelerinin kalıp sabunlarını, limon tuzlarını, sirkelerini bıraktılar güya daha iyi temizlik yapabilmek için uluslararası sanayicilerin albenili paketler ile sunduğu deterjanlara sarıldılar.

Oysa, deterjanlar nasıl mikrobu, organik ve inorganik maddeleri eritiyorsa aynı şekilde kadının sağlam hücre ve dokularını da eritiyor ve yok ediyor!

Yağ çözücü kullanıyorsunuz ama o yağ çözücü sizin doku ve yağlarınızı da eritiyor!

Nefesiniz ile bu kimyasalı çeker akciğerlerinize kadar indirirsiniz. Orada bu kimyasallar kanınıza karışır. Temizlenmek için akciğerlere gelen kan, toksinleri / zehirleri yüklenir, bedeni dolaşmaya çıkar! Tabii beyine de gider bu zehirli kan. Beyni dış etkiden uzak tutan dokuyu/zarı eriterek beynimize dahil olur.

Beyninizin doku ve damarları harap olmaya başlar.

Peki sonra ne olacak?

Olanı hep görüyor, şahid oluyorsunuz. Bu yüzden hemen her kadın kansızlık çekiyor, her kadın ruhî problemler, bunalımlar, stresler yaşıyor.. Herkes nodüllü guatr hastası, şeker, tansiyon, kolestrol hastası.. Troid bezi hastası hanımlar yer yer kapıldıkları öfke ile aile hayatını hem kendilerine de eş ve çocuklarına zehir ediyor.

Yeter ki setüstü ocağımız yağ tutmayıversin.. Yeter ki her metalimiz ayna gibi parlasın.. Beyin dokularımız zedelenmiş, iliklerimize işleyen klor kan üretimimizi durdurmuş ne önemi var!

Anne doğum yapıyor. Bebek anneyi emmeden hemen hemşire tebessüm ile hastaneye sponsor olan mama markasını getiriyor..

Bebek dünyanın en muhteşem antibiyotiği olan anasının göğsündeki Allah’ın ikramı bağışıklık sistemini güçlendirecek “ağız sütünden” mahrum kalıyor.

Anne memnun, göğüsleri güzelliğini kaybetmedi!

Peki Allah subhan ve Teala’nın bu muhteşem yaratılış kaidesindeki içgüdüsel olarak emme haliyle doğan bir bebek nasıl olur da annesini emmez..

Ah anne bu koku, senin kokun değil!

Çünkü Anne,  günler öncesinden bebeğin ve kendisinin çamaşırlarını en hijyenik (!) deterjan ile yıkamış, en güzel kokan yumuşatıcı ile de durulamıştır..

Bebek yumuşatıcı kokusundan, anasının kokusunu alamıyor malesef ve çoğu yavru bu sebeble sütten kesiliyor. Ne kadar acı değil mi?

Ayrıca annenin yüzü kozmatik ve makyaj dolu.. O koku ve kimyasalın içinde koku ile hareket eden bebek, anneyi bulamıyor ki göğsünü bulsun da emmek istesin..

Evde ayrı facia!

Bir de bu bebek eve getiriliyor ki vay haline.. Bulaşıklar bile çamaşır suyuna batırılıyor..

Bakın bu çok korkunç bir durum! Çünkü en ufak bir kaşıktaki o kimyasalın çözülmesi için ortalama 30 litre su ile durulanması lazım!

Düşünebiliyor musunuz hanımlar bununla hangimiz uğraşırız?

Dolayısı ile içine konulan yemekle veya sıvı ile bu kimyasallar çözülüyor ve bebeğimize şifa olsun diye yemek yedirirken aslında zehir yediriyoruz farkında değiliz..

Sonuç? Gelsin bronşit, gelsin astım, gelsin erken yaşta görme bozuklukları, gelsin ciğer hastalıkları.

Yorumlara Git

Yolsuzluk tutuklusu kendini nimetten saydı: Benim katılamadığı seçim…

Göç idaresinin teslim ettiği Özbek alim cezaevinde can çekişiyor!

İslam karşıtı Feyza ve şürekası böyle susturuldu ‘Ülkemde siyonist istemiyorum’

"HDK'ye yabancı destek olmasaydı savaşı bitirirdik" Sudan'dan Türkiye'ye destek teşekkürü

Suriye ordusu 3. kattan atmıştı! Keskin nişancı teröristin ölümü Fransızları da çok üzdü