Medya
Asgari ücretin altında emekli aylığı olur mu?
Enflasyon rakamlarıyla birlikte emekli aylıkları hakkında değerlendirme yapan Gazeteci Yazar Abdülkadir Özkan "Asgari ücretin altında emekli aylığı olur mu?" diye sordu.
Milli Gazete yazarı Abdülkadir Özkan "Asgari ücretin altında emekli aylığı olur mu?" başlıklı yazısında "Milyonlarca emeklinin alacağı maaşın asgari ücretin altında kaldığına dikkat çekmek istiyorum." sözleriyle emekli aylıklarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
İşte o yazı:
Aralık ayı enflasyon rakamının açıklanmasının ardından memur ve emeklilere yapılacak zammın miktarı da ortaya çıktı. Açıklanan enflasyon rakamının ne kadar gerçeğe uygun olduğu ayrı bir konu. Çünkü bu hususta TÜİK’in açıkladığı rakamın gerçeği yansıtmadığını ileri sürenlerin sayısı az değil. Buna rağmen bir devlet kurumu yıllık enflasyonu yüzde 20.30 olarak açıklamışsa bütün hesapların buna göre yapılması gerekir. Aksi halde devlet kurumlarına ve devlete güven zedelenir. Bu bakımdan açıklanmış enflasyon rakamının tartışılmasının fazla bir anlamı kalmıyor. Çünkü insanların alım gücünün zayıflamasının tek sebebi fiyat artışları değil. Hayatımızın her noktasında karşımıza çıkan vergilerdeki artışlar zaten gelirlerde ortaya çıkacak artışı çoktan alıp götürdü. Yani, insanımızın hayatına yansıyan fiyat artışları açıklanan rakamların çok üzerinde. Aslında bu konuyu tartışmaktan çok son olarak açıklanan asgari ücret rakamının 2 bin liranın civarında olduğu düşünülerek özellikle emeklilerin enflasyon farkının yansıtılması anlamına gelen yeni ayarlamadan sonra bile milyonlarca emeklinin alacağı maaşın asgari ücretin altında kaldığına dikkat çekmek istiyorum.
Olayın bir başka boyutu ise son olarak belirlenen asgari ücretin de açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarının altında kaldığıdır. Bu hususa dikkat çektikten sonra, mademki açlık ve yoksulluk sınırının altında bir asgari ücreti işçi, işveren ve hükümet birlikte belirlemiş olduğuna göre o zaman emekli aylıklarını hiç olmazsa bu asgari ücret seviyesine çıkarmak gerekmez mi? Bu noktada bazıları, ‘Hükümet var da mı vermiyor?’ diyebilirler. Böyle bir yaklaşımı doğru bulmak mümkün değil. Bütçede bu yıl için faiz ödemelerine ayrılmış rakama bakıldığında iktidar sahipleri para babalarına verilecek parayı bulabiliyorlar ama nedense sıra emekliye geldiğinde bulunamıyor. Kaldı ki, iktidar mevkii şikâyet değil, sorunlara çözüm bulma mevkiidir. Eğer bir yandan ekonomi söz konusu olduğunda bütün olumsuzluklara rağmen pembe tablolar çizilebiliyorsa, özellikle emeklilerin derdine çözüm bulunması gerekir. Eğer, buna bir çözüm bulunamıyor, ulusal ve küresel para sahiplerini memnun etmek öncelik alıyorsa o zaman söylenenlere rağmen ekonominin iyi gitmediğini söylemek gerekir. Yok eğer, sorumluluk mevkiinde bulunanlar ekonomik bir krizin olmadığını söylüyorlarsa toplumun bu çelişkiyi görmemesi mümkün değil.
Elbette sorumluluk mevkiinde olanlar olumsuzlukları ilan etmekten özellikle kaçınırlar, kaçınılmaları da doğaldır. Tüm bunlara rağmen bir çalışanın geçimi için en az ücretin 2 bin lira olarak belirlenmesinin hemen ardından yapılacak zamlara rağmen asgari ücretin altında maaş alan emekliler kalıyorsa, bunun hiçbir mazeretle izahı mümkün değildir. Sorumluluk mevkiinde bulananlar buna çözüm bulmak durumundadırlar. Kendileri bulamıyorlarsa o zaman nasıl bulunabileceğine dair belirtilen görüşleri dikkate alması gerekmez mi?
Ayrıca, AK Parti iktidarı emeklilik yaşını yükselterek sosyal güvenlik kurumunun zorlanmaması ve 20 yıl çalışarak emekli olan bir işçinin 30 yıl maaş almasını önleyen düzenlemeyi hayata geçirmişti. Bu düzenlemenin gerekçesi de kurumu sıkıntıdan kurtarmak, emeklilere hayatlarını rahatça sürdürmelerini sağlayacak bir maaş bağlanabilmesi olarak izah edilmişti. Aradan geçen bunca zamana rağmen, hâlâ özellikle işçi emeklileri açlık ve yoksulluk sınırının altında maaşa mahkûm durulmadalar. Hem de 16 yıldan beri bu ülkeyi tek başına yöneten bir iktidarın varlığına rağmen olumsuzluk devam ediyor. Bu bakımdan ekonominin ne kadar sağlıklı ve ülkemizin ne kadar güçlü olduğu söyleminin gerçek olduğunu gösteren husus öncelikli olarak sadece zenginlerin değil dar ve sabit gelirlerin insanca yaşamasını sağlayacak adımların atılmasıdır.