Gündem
Bunların ipi kimin elinde
Karanlık STK’lar hayra engel olup, şerre öncülük ediyorlar... Ülkemizde faaliyet gösteren karanlık STK’lar ve meslek örgütlerinin samimiyetsizliği gözler önüne serildi. “Biz kadının sesiyiz” diyen sözde kadın dernekleri, son dönemde başörtülü kadınlara yönelik artan şiddet haberlerine sessiz kalırken, hastanelerde uygulanmak istenen mahremiyet politikalarına karşı çıkan Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise kadın hastaların mahrem yerlerini ifşa eden sapkın doktor karşısında üç maymunu oynadı.
Kadın dernekleri sus pus
Başlarındaki Türk ibaresi dışında Türklük ve Türk toprağıyla hiçbir aidiyetleri olmayan meslek örgütleri ve STK’ların, son günlerde gerçekleşen olaylar karşısında sergiledikleri pasif tavır tepkilere neden oldu. Kadın haklarını savundukları iddiasıyla her türlü provokatif faaliyeti gerçekleştiren ve aile mefhumunu yerle bir etmek için olağanüstü bir gayret gösteren kadın dernekleri söz konusu başörtülü kadınların yaşadıkları mağduriyet olunca dut yemiş bülbüle döndü. Sanatından ziyade sansasyonel eylemleriyle gündeme gelen Deniz Çakır’ın, başörtülü bir grup kadına yönelik ‘Burası Arabistan mı?’ diyerek sözlü hakaret etmesi ve akabinde fiziksel tacizde bulunması Mor Çatı ve TKDF’yi rahatsız etmedi. İstanbul ve Ankara’da başörtülü kadınlara yönelik gerçekleştirilen organize saldırılar karşısında da hiçbir açıklama yapmayan kadın dernekleri, dertlerinin ‘kadın’ olmadığını da ispatlamış oldu.
TTB yokları oynuyor
Kendilerinden başka hiç kimseye yaşama hakkı tanımayan ve kendilerinde olmayanın mağduriyetlerine kulak tıkayanlar toplum vicdanında yargılanmaya başladı. Olur olmaz her konuda açıklama yapan, terör örgütü PKK’ya destek niteliğinde bildirilen kaleme alan ve eli kanlı hainlerin öldürdüğü doktorlara yönelik tek bir açıklama yapmayan Türk Tabipler Birliği de (TTB) İzmir’deki olay karşısında takındığı tavırla, ‘bu kadar da olmaz’ dedirtti. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nda görevli bir doktorun, muayene ettiği kadınların mahrem görüntülerini ifşa etmesi kamuoyunda rahatsızlığa sebebiyet verirken TTB’nin kılı bile kıpırdamadı. Hastanelerde uygulanmak istenen ‘mahremiyet’ politikalarına karşı çıkan TTB’nin, sapkın doktor karşısında sus pus olması, ‘suçluluk psikolojisi’ olarak yorumlandı.
Hak ihlalini görmezden geldiler
Avukatlık mesleğinin sorunlarından ziyade ideolojik zihniyetlerinin bayraktarlığını yapan barolarda da aynı tavır dikkat çekti. Sapkın homoların ‘komisyon’ adı altında Ankara Barosu’nda örgütlenmesine göz yuman baro yöneticileri, Ankara’da meydana gelen başörtülü kadınlara yönelik saldırılara duyarsız kaldı. LGBTİ’lilerin ‘komisyon’ kurmasına izin verenlerden biri olan İzmir Barosu da, Dokuz Eylül Hastanesi’ndeki mahremiyet ihlaline yönelik açıklama yapmadı.
Karahasanoğlu da dikkat çekti
Gazetemiz yazarı Ali İhsan Karahasanoğlu da dün kaleme aldığı yazısında TTB’nin, sapkın doktora yönelik duyarsız tavrını eleştirdi. TTB’nin daha önceki skandal açıklamalarına atıfta bulunan Karahasanoğlu söz konusu yazıda şu ifadelere yer verdi: Bu pisliğe imza atan doktor hakkında niçin tek kelimelik bir açıklamanız yok? Savcılığın yapacağı işlemleri kolaylaştırıcı nitelikte bir destek beyanınız yok?