Dünya
ABD’li gazeteciden şaşırtan sözler: Bizde tecavüz kültürü...
Bir şarkıcı hakkındaki korkunç cinsel istismar iddialarını araştıran ABD'li gazeteci Jim DeRogatis, ülkesinde tecavüz kültürünün olduğunu söyleyerek öz eleştirilerde bulundu.
yeniakit.com.tr Ömer E. Keçeci 2000 yılından itibaren Amerikalı şarkıcı R. Kelly hakkındaki korkunç cinsel istismar iddialarını araştıran Amerikalı gazeteci Jim DeRogatis, geçtiğimiz günlerde şarkıcı hakkında yeni ortaya çıkanlar üzerine çarpıcı açıklamalar yaptı. DeRogatis, Amerika’da “tecavüz kültürü” olduğunu söyleyip yargıdan topluma yapısal sorun olduğuna işaret etti.
Chicago’nun bir kısmındaki neredeyse tüm kadınlara zarar vermiş!
Amerikalı müzik eleştirmeni gazeteci Jim DeRogatis, hayranı olduğu R. Kelly aleyhindeki ithamları soruşturunca korkunç şeylerle karşılaştı. Suçlamalar rüşde ermemiş kızlara cinsel suçlar işlenmesinden çocuk pornografisine kadar türlü çirkinlikler ihtiva etmekteydi.
R. Kelly hakkındaki suçlamalar geçtiğimiz hafta onu suçlayanların konuşturulduğu ve kendi hakkında çekilen bir belgesel ile aniden ve bu sefer esaslı olarak patlak verdi. 2000’de çıkan iddiaların peşine düşen DeRogatis bundan kısa süre evvel de, 2017’de, Kelly’nin tam 6 kadını bir “seks kültü” içinde alıkoyduğunu haberleştirmişti. Bildirildiğine göre Kelly, kendi iç dairesindeki kadınların ne yiyip ne giydiklerine kadar her şeylerini kontrol ediyordu. Bu genç kızların ebeveynleri ise çocuklarına ulaşamadıklarından dehşete kapıldılar.
Amerikalı şarkıcıyla alakalı lağım patlamışçasına ortalığa saçılanlar üzerine onu 17 senedir takip eden DeRogatis ile Amerikan ünlü haber sitesi Vox röportaj yaptı.
DeRogatis, “Benim midemi bulandıran şey Chicago’da, Güney ve Batı tarafı müzik topluluklarında R. Kelly hakkında hikâyesi olmayan 10 insan bulmanın, yahut onlardan da Kelly ile alakalı hikâyesi olmayan bir kuzenleri veya kız kardeşleri bulunmayan birilerini bulmanın imkânsız oluşudur” ifadesini kullandı. Bu suretle Chicago’nun belli bir kesimindeki hemen her kadına yıllardır cinsel saldırı yapmak gibi müthiş bir fecaat ve rezaletten sorumlu olduğu korkunç gerçeğini vurguladı.
15 yaş altı kızlara musallat olmuş
2000 yılında DeRogatis, isimsiz aldığı bir faksta Kelly konusunda “genç kızlar” ile olan probleme bakınması için teşvik edildi. DeRogatis o zaman bunu masasının bir köşesine atsa da iddialar kendisini sıktığı için Chicago cinsel suçlar birimini arayıp baş müfettiş adını öğrendi ve ounla görüşüp R. Kelly hakkında endişeli olduğunu söyledi. Aldığı cevap “Sonunda birisi tam zamanında bunun için aradı. Seninle konuşamam” sözleri ve telefonun yüzüne kapanması oldu.
Bundan sonra ise genç bir Chicagolu kadının açtığı davayı buldular. Anlattığına göre iddialar korkunçtu. Amerikalı şarkıcı Kenwood Academy’de koro dersine girdiği 14 yaşındaki bu kızla ilişkiye girdi. Fakat bununla da kalmayıp kızın arkadaşlarından üçlü cinsel ilişki partisi düzenletti. 2 yıl sonra ilişki bittiğinde kız bileklerini keserek intihar etmeye çalıştı.
Kelly ayrıca Aaliyah adlı bir kızla evlenmişti. DeRogatis araştırmalar sonucu, belgede sahtekârlık yapılarak kız 18 yaşında gösterilse de aslında evlenirken 15 yaşında olduğunu tespit ettiklerini de açıkladı.
DeRogatis’e bundan 1 yıl sonra, yani 2001’de Kelly’nin bir seks kasedi ulaştı bu sefer. 26 dakika 39 saniyelik videoda Kelly, 14 yaşında bir kızla ilişkiye girip kızın ağzına işerken görülüyordu. O zaman çocuk pornografisi yapmakla suçlandı. Kızın arkadaşlarından akrabalarına düzinelerce kimse bu kızın o olduğu konusunda şahidlik yaptılar lakin kız polisle asla işbirliği etmedi. Ve işte Amerikalı gazeteciye göre bu, “klasik tecavüz kültürüdür; kurban olmadığı için suçlu da yoktu.”
“Tecavüz kültürü var! Yargı, gazetecilik, eğlence sektörü, fanlar hepsi ama hepsi sorumlu!”
“Neden bu iddialar ve çocuk pornografisi suçlaması mahkumiyet sonucu getirmedi?” sualine DeRogatis’in cevabı çarpıcıydı:
“FBI’nın cinsel saldırılarla alakalı istatistiklerini yoklayın. Bu tecavüz kültürüdür. Çok fazla kadın ortaya çıkmakta gönülsüzdür zira adalete vasıl olma sürecinin nasıl bir şey olduğunu bilirler. Kayda geçmiş kadın sayısı aslında saldırıya uğramış kadın sayısının bir kısmıdır. Tıpkı tutuklanan sayısının da dosyaya kaydedilen sayısının küçük bir kısmı olması gibi. FBI’ya göre cinsel saldırı tutuklamalarının %90 kadarı mahkumiyet görmemektedir.”
DeRogatis ayrıca, R. Kelly tarafından hayatları mahvedilen Afrika kökenki Amerikalı kızların onlarca olduğunu söyledi.
Ayrıca meslektaşı birçok gazetecinin işini baştan savma yapan kimseler olmasından da sitem eden DeRogatis, mesele 17 yıllık olduğu üzerine gerektiği gibi gitmediklerini söyledi. Bilhassa The Chicago Tribune ve The Los Angeles Times’ın hiçbir şey yapmadıklarını kaydederek Amerikan medyasının haline dikkat çekti.
Yaşanan şu durumda sorumlunun ne olduğu sualine üzerine ise Amerikalı gazeteci, “hukuk sistemi, gazetecilik, eğlence sektörü ve hatta şayet iddiaların farkında oldularsa R. Kelly’nin fanlarını” topyekûn sorumlu tuttu.
Batı’yı batıran batık usuller bize de batar
Amerika geçtiğimiz yılı #MeToo hareketi çerçevesinde müthiş derecede kadınların hayatlarındaki bir noktada tecavüze uğradığı itirafları furyası ile geçirdi. Holywood’daki Harvey Weinstein skandalı ile Amerika’dan çıkıp umum Batı gündemine giren bu durum, sayısız gösteriler, televizyon tartışmaları, programlar ve sair aktivitelere konu oldu.
Lakin tüm bu zaman dilimi içinde devamlı surette yeni tecavüz vakaları patlamaya devam etti, hem de böyle iğrenç ve pek şiddetli şekilleriyle birlikte. Şu halde net bir şekilde görülmektedir ki, bütün toplantılar, programlar, bağırıp çağırmalar ancak boş bir teneke gürültüsü hükmünde kaldı ve felaket durum ciddi surette varlığında berdevam oldu.
Açıktır ki ve tüm tarih boyunca insanlar arası ilişkiler ve yapıları göz önüne de getirilirse belki milyonlarca örnek de ispatlamaktadır ki; sorunun esası sosyal yapıda, kadın-erkek arası ilişkinin sınırlarının tayin ve tespitinde, ahlaki kodlarda ve bunları şekillendiren eğitim sistemindedir.
Şu halde, Batı’daki bu dehşet tablo gözümüzün önünde daha da korkunçlaştığı ve türlü felaket ve rezillikleri bizim memleketimizde de ciddi surette görülürken daha hala toplumsal ilişkiler ve hepsinden önemlisi eğitim sistemimizi hangi akıl mantıkla onlarınkinin aşağı yukarı bir kopyası halinde sürdürebiliriz? Daha ne tür bir anlayış ile hala Batı’dan devşirme projeleri tatbik sahasına koyarak millet ve memleketin hayrına bir netice bekleyebiliriz? Daha ne kadar kadim, muhkem, asırlar boyunca sağlamlık ve reçete oluşunu ispat edegelmiş dini ve ahlaki kaynaklarımıza sırt çevirip, onları eğitim sistemi ve müfredatında ya hiç gözükmeyen ya da ikinci plana güç bela giren bir zelil halde bırakabiliriz?
Avrupa ve Amerika’daki bu son derece dehşetli ve giderek bizde de artarak görülmekte olan sorunlar, şüphesiz mevzubahis hususları düşündürüp temel bir dert edindirmelidir.