Gündem
BİA Platformu'ndan Ankara Barosu'na sert tepki: Tarih asla affetmeyecek!
Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi tarafından düzenlenen feminizm yanlısı 'süresiz nafaka çalıştayı'na tepki gösteren ve "Dertleri nafaka tahsilatı" ifadesinde bulunan İlknur Birsel Büyükakça; "Aileleri parçalayan bu yasaya destek olanları tarih asla affetmeyecek" dedi.
Taha Emre ÖZDEMİR ANKARA
Yoksulluk nafakasının sınırlandırılmasına ilişkin yasal çalışmalar devam ederken, Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi, uzmanların katılımıyla düzenlediği çalıştay sonrasında sonuç bildirgesi yayınladı. Bildirgede, yoksulluk nafakasının süresiz olduğu yönündeki iddianın doğru olmadığı belirtildi.
"Bizim için yok hükmünde"
Ankara Barosu tarafından açıklanan sonuç bildirgesine tepki gösteren, Boşanmış İnsanlar ve Aile (BİA) Platformu Başkanı İlknur Birsel Büyükakça Yeniakit.com.tr'ye açıklamalarda bulundu. Ankara Barosu tarafından düzenlenen çalıştayın kendileri için yok hükmünde olduğunu belirten Büyükakça; "Yayınladıkları 'Çalıştay sonuç bildirgesi' belli ki sadece 'Nafaka Tahsilatları' için yapılmıştır. Mağdur kitlenin, binlerce mağdurun temsilcisi BİA olarak soruyoruz: 'Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezinin söz konusu bildirgesi tüm Ankara Barosunu bağlayıcı mıdır?' Sayın baro başkanının bu çalıştayın nasıl yapıldığından haberi var mıdır? Baroya bağlı tüm avukatlar bu raporu onaylıyor mu?" dedi.
"30 yılda milyonu aşmış mağdurları yok sayıyorlar"
Baro tarafından yapılan açıklamaların gerçeklikten kopuk olduğunu vurgulayan Büyükakça; "Bildirgenin neresinden tutsanız insanın elinde kalıyor. Tek yönlü, 30 yılın milyonu aşmış mağdurlarını yok saydığı gibi araştırılmadığı için bilgi eksiklikleri, yanlışlarla dolu, gerçek yaşamdan son derece soyut, kemikleşmiş ezberleri ifade eden, algılarla oynayan bu raporu hazırlayanlar, okuyanı yanlış yönlendirmek için özel bir çaba harcamışlar. Son zamanlarda bu çevrelerde dönen tartışmalar "kadına nafaka verilsin mi, verilmesin mi?" durumuna getirilip insanların algılarıyla oynanmaktadır. Asıl konu "Nafaka süresiz mi olmalı, süreli mi olmalı?" şeklindedir. "Ölene kadar nafaka doğru mudur?" dendiğinde de "Süresiz nafaka yoktur" gibi saçmalık öne sürülüyor. Yine raporda; '399 nolu Aile Komisyonu Raporu' 2016 yılında çıktığı zamandaki gibi taşlanıyor, baltalanıyor. Acaba o rapor okundu mu? Nafaka ile ilgili kısmı okunmuş olsaydı oradaki 'süreli nafaka' önerisinde süre sonunda kadın gerçekten mağdursa devlet tarafından bir fondan ödenmesi önerisini de bilirlerdi. BİA Platformu olarak biz bu komisyona katıldık. Tüm çalışmalarını adım adım takip ettiğimiz komisyon hakkında '399 nolu rapor' çıktığı andan bu yana sürekli algı operasyonları yapıldı, bu rapor hep çarpıtıldı ve halen devam ediyor" ifadelerini kullandı.
2 milyonu aşan mağdurlar 'tekil'miş
Ankara Barosu tarafından yapılan açıklamadaki 'Örnekler tekil' ifadesine de tepki gösteren Büyükakça; "Süresiz Nafaka 30 yıllık bir yasa ve bu yasanın yıllar boyu birikmiş milyonlarca mağdurundan tekil örnekler diye bahsediliyor. Adalet bakanlığı boşanma verilerine hiç mi bakılmadı? Her yıl açılan nafaka arttırma davalarına, icra davalarına hiç mi bakılmadı? Nafaka hapsi cezalarına hiç mi bakılmadı? Yargıtay 2.Başkanına hiç mi sorulmadı? Ömer Uğur Gençcan yıllardır bu yasa süreli olmalıdır diye boşuna mı söylüyor? 'Change.org' imza kampanyamızda şu an itibariyle 12 bin imza oldu. Bunlar hangi tekilden bahsediyorlar. Buradakilerin hepsi mağdur, mağdur eşleri, anneleri ya da kız kardeşleridir. Ankara Barosu Bu kadınları kadından saymıyor mu?" şeklinde konuştu.
Süresiz nafakanın iptal koşullarına değinen BİA Başkanı şunları söyledi:
1-Kadın evlenirse nafaka iptal olur. Kadın evlenmediği takdirde nafaka ömür boyu devam eder. Bir çok kadın nafaka almak için resmi nikahsız yaşam sürmektedir. Geçtiğimiz hafta Malatya Aile Mahkemesinde 29 yıldır nafaka ödeyen üyemizin nafaka arttırma davası vardı. Boşandığı kadınla 10 gün evli kalmış ve çocukları yok. Şu anki eşinin ve iki çocuğunun rızkı olan 2080 lirayı her ay bu kadına yatırıyor. Bu kadın sürekli, her yıl 'nafaka arttırma' davası açmış. Bu binlerce örnekten sadece birisi
2-Kadın yoksulluktan kurtulursa nafaka iptal olur. "Asgari ücretle çalışmak kadını yoksulluktan kurtarmıyor" şeklindeki Yargıtay kararı yüzünden bu güne kadar nafaka iptali olmadı. Asgari ücret üzerinden maaş verip resmiyette asgari ücret gösteren iş yerleri çok sayıdadır. Genç,sağlıklı çocuksuz kadına bile "Beş yıldır nafaka alıyorsun, ayakta durmak için ne yaptın, iş aradın mı?" diye soran çıkmıyor. 'Nafaka arttırma' ya da 'Nafaka azaltma' davası açılabilir ancak kadın evlenmedikçe veya Asgari ücretin üzerinde gelire sahip olmadıkça 'süresiz nafaka' mağdurun önünde her zaman kocaman bir duvar olarak kalacaktır. Bu duvar her iki tarafı da kayıtsız çalışmaya itiyor. Her iki tarafında iş yaşamında gelişmesini engelliyor.
3-Kadın veya erkekten herhangi biri vefat ederse nafaka haliyle sonlanır.
4-Erkek kadının haysiyetsiz hayatını kanıtlayabilirse ve belge olarak mahkemeye sunabilirse nafaka iptal olur. Yasa; kadının haysiyetsiz ya da nikahsız yaşadığının tespitini boşandığı eşe bırakıyor. Yani devlet erkeğe; "Kadının peşine düş, takip et, haysiyetsiz hayat yaşadığını kanıtla" diyor. Düşünün ki 'Süresiz Nafaka' borcundan defalarca cezaevinde kalmış adam bu görevin sonucunda son derede acı, travmatik sonuçlar yaşıyor. Üstüne defalarca uygulanan nafaka hapsi de eklenince meydana gelen acı olaylar medyada 'Basit kıskançlık cinayetleri' gibi anlatılıyor. Kimse arka planda neler oluyor, sorgulamıyor.
Mahkemeler erkekler aleyhine karar veriyor
'Süresiz nafaka' zulmünden kurtulmak yukarıdaki koşullar gerçekleşmediği takdirde imkansızdır. Kemikleşmiş ve genelleşmiş erkek algısından dolayı mahkemelerde erkek aleyhine işliyor.
Mesela erkek kadını takip etmese bile sözlü beyanla; '6284' devreye giriyor.
'Tarih onları affetmeyecek'
İlknur Birsel Büyükakça sözlerine şöyle devam etti:
"Adalet Bakanlığı'nın 'Süresiz Nafaka' yasa tasarısı çalışmasına 'Boşanma evde otur' yasası diyen ve konuya sadece kadına şiddet ve boşanamamak olarak bakan zihniyetler, tüm boşanma olaylarını sadece kadına şiddete bağlamaktadır. Genel algılar oluşturarak her boşanmanın günah keçisi olarak erkeği ilan eden zihniyete en başta şunu söylemek isteriz ki; 'Eşinden sürekli şiddet gördüğü için canına tak edip boşanan kadınlar zaten korkutulup sindirilmiştir ve bu kadınlar nafaka istemeye korkan, yeterki kurtulayım diyen kadınlardır. Gerçek kadın mağdurlar işte bu kadınlardır.
Kaldı ki parası olmadığı için defalarca hapse atılan, ömür boyu ekonomik, psikolojik şiddete maruz kalan normal bir insan bunları yaşadıktan sonra ne hale gelebilir? Hem eşitliği savunup hem de kadını aciz bırakarak ömür boyu boşandığı eşinin cebine mahkum eden, kadını kayıtsız çalışmaya, nikahsız yaşamaya teşvik eden ve nafaka iptali için ömür boyu boşandığı eşi tarafından özel yaşamının takip edilmesine neden olan, erkekleri evlilikten soğutan bu ilkelliği savunanları insanlık ve tarih affetmeyecektir"
"Ömür boyu nafaka demek ömür boyu husümet demektir. Cinayet vakalarında artış demektir. Boşanma olaylarında şiddetin önlenmesi için öncelikle yasalara adil bir denge getirilmelidir. Şiddetin nedenleri sorgulanarak ortadan kaldırılırsa sorun büyük ölçüde çözülecektir"