AKİT MENÜ

Gündem

Mehmet Selim Kiraz'ın katilleri bellidir

Yeni Şafak Yazarı Cemile Bayraktar bugün kaleme aldığı yazısında ülkemizde son günlerde yaşanan hadiselerin ışığında, akıllara takılan soruları gündeme getirdi.

Güncelleme Tarihi:

İŞTE O YAZI:

Yazılarımı birkaç kez okuyan biri dahi, komplo teorilerine, mevzuları magazinleştirmeye, mübalağaya meyyali olmayan yazılar olduğunu görür. Bunu akılda tutarak okumaya devam…

Önce tüm Türkiye'de elektrikler kesildi. Hayatı kısmen felç eden bu gelişmenin akabinde DHKP-C terör eylemlerine başladı. Elektrik kesintilerinin sebebi henüz net bir şekilde ortaya konmamış olmakla birlikte, Enerji Bakanı Taner Yıldız, teknik ekiplerin Gaziantep'ten başlamak üzere, 4 santralin arka arkaya durma sürelerini anlık olarak hesaplayıp ortaya koyduğunu belirtti. Santrallerin birkaç salise aralıklarla durduğunu belirten Taner Yıldız, bunun 84 bin 600'de bir ihtimal olduğunu ifade etti. Ayrıca 33 yıldır kullanılan mevcut altyapının bugüne kadar böyle bir arıza vermediğini de belirtti.

Elektrik kesintisi ardından bir terör eylemi gerçekleştirildi. Berkin Elvan davasına bakan, bu dava için geceli gündüzlü, hafta sonları dâhil çalışan savcı Mehmet Selim Kiraz, teröristlerce katledildi. Henüz bu terör saldırısı olmadan evvel, paralel taifenin isimlerinden biri olan bir şahıs, elektrik kesintisi üzerinden olacak cinayetlerin müsebbibi iktidardır diyordu. Peki, olaydan iki saat evvel bunu nereden biliyordu?

Terör olayıyla birlikte içlerindeki niyet ve nefreti tereddüt etmeden kusan bazı gazeteci ve medya organları, terör örgütünün propagandasını yapan görseller, ifadeler paylaştılar. Özellikle Doğan Medya çalışanları, teröristlere terörist dememeye özen göstererek eylemci dediler. “Birgün” isimli gazete neredeyse terörist propagandası yapan başlıklar kullandı. Merhum savcı Mehmet Selim Kiraz'ın, terör örgütü bayrakları fonda olmak üzere ellerinin ve ağzının bağlandığını gösteren fotoğraflar, haberlerde düşüncesizce çarşaf çarşaf kullanıldı.

Tabi mesele bununla sınırlı değil; tüm ülkeyi yasa boğan bu elim olay sonrası Mümtazer Türköne, Ergun Babahan gibi kime ve neye hizmet ettikleri artık malum olmuş olan şahıslar,henüz savcı toprağa verilmişken iktidarın oy oranlarını hesaplamaya başlayan yazılar yazdılar.

Elbet mesele bununla da sınırlı değil; teröristlerin pazarlık (ölüm ve yaşam pazarlığı) sırasında görüşmek istedikleri isimlerden biri de CHP'li Sezgin Tanrıkulu idi. Tanrıkulu, olayı duyar duymaz, telefonlarını kapatır ve tabiri caizse ortadan kaybolur. Olaydan sonra açıklama yapan Tanrıkulu meğer partisi zarar görür diye arabulucu olmak istememiş. Oysa kendi ifadeleri insan hayatının siyaset üstü olduğu yönündeydi.

Diğer bir soru: Teröristler neden CHP'li Tanrıkulu'nu aracı olarak seçtiler? Gezi darbe girişimi sonrası, bir takım terörist girişimlerde bulunan vandalları alnından öpen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sebebiyle olmasın? Demek ki neymiş, kimin alnından öpeceğini bilecekmişsin!

Sorular bitmiyor…

Teröristlerin, avukat cübbesiyle adliyeye girdiği görülüyor. Bu avukatların suçu değil ancak, bu teröristlerin içeriden yardım almış olması olası… Bu olasılığı, bir takım avukatların adliyeye girerken, aranmamak için –savcı katledildikten sonra bile- arbede çıkardığı, bağırıp çağırdığı, sırt çantalarıyla adliyeye girdiği de biliniyor. Bu sorumsuzluğu ne ile açıklarsınız?

Bu acı olay sonrası, telaffuz dahi etmek istemediğimiz, teröristleri savunma niyetli olduğu aşikâr olan bir soru soruldu: Savcıyı kim vurdu? Çok üzülerek yazıyorum ki, resmi rapora göre savcı başına aldığı, teröristlere ait silahtan çıkan üç kurşun yarasıyla hayatını kaybetmiş. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı: "Cumhuriyet savcımızın odasından peş peşe silah seslerinin gelmesi üzerine güvenlik güçlerimiz yasal müdahalede bulunmuşlardır. Bu esnada teröristler de içeriden güvenlik güçlerine silahla karşılık vermişlerdir" ibaresi bulunan basın açıklaması yayımladı.

Bir diğer soru ise, teröristlerin internet yayının neden kesilmediği yönündeydi, buradan hareketle bir takım ithamlarda bulunuluyordu. Cevaplayayım; teröristlerin internet ve ulaşım ağları kesildi, bu iki terörist ulaşımları kesildiği anda, içeriden “Namlu savcının ağzında, ulaşımı açın, yoksa vuracağız.” diye bağırıyordu, bu nedenle savcıyı hayatta tutabilmek için ulaşım ağları açılmak zorunda kalındı.

Şimdilik yalnızca iddia özelliği –dikkat “iddia” diyorum- taşıyan bazı durumlar da mevcut. Deniyor ki; savcı, Berkin Elvan davasında çok ciddi bir takım belgelere ulaştı, bu belgeler davanın seyrini değiştirecekti, Berkin Elvan cinayetinin gerçek müsebbipleri ortaya çıkacaktı. Buna bağlı olarak, Berkin Elvan cinayetini siyasi bir araç olarak kullananlarca, savcı öldürüldü.

Diyeceğim o ki; kimin hangi amaçla yaptığı belli olan bir terör cinayetinin savunucuları, dün Gezi darbe kalkışmasına girişirken, bugün teröristleri desteklerken aslında bu darbe girişimleri ve cinayetin fiili olmasa dahi fikri müsebbipleri oldular. Bu fikriyatın, komplo teorilerine ihtiyaç duyulmaksızın çıkardığı kaos ortadadır, bu ülkeyi hedef almışlardır, gün gelir Dolmabahçe Sarayı'na yürürler, gün gelir görevi başında bir savcıyı öldürürler, gözlerini bile kırpmazlar, vicdanları zerre sızlamaz, bunlar bu ülkenin toprağına basar, suyunu içer ama bu ülkeye en derin nefreti duyarlar, hemen hemen her on yılda bir biz bunları görür, biliriz. Bu kez, halkın iradesi ve mevcut hükümet kendilerine bu ülkeye olan sevgileriyle geçit vermiyor. Ama yine aynı nefret ve ihanet direnciyle deneyecekler, teyakkuz halinde olmalı, fırsat verilmemeli.

Şehit –“şehit” kavramını çok dikkatli kullanırım, bilerek, şahitliğinde olarak kullanıyorum- savcı Mehmet Selim Kiraz'ın ailesi başta olmak üzere, tüm ülkeme sabır, felah ve rahmet dilerim.

Yorumlara Git

İstanbul depremi için ezber bozan açıklama!

En düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükseliyor

ABD'de resmi ku klux klan'a doğru! ICE polislerine evlere baskın izni

Bill Clinton ve eşine, Epstein soruşturması şoku

Ortalık kan gölüne dönecek: 1000 İHA ile saldıracaklar