Dünya
Soğuk savaş yeniden hortladı!
Nükleer anlaşma bitti, dünya yeniden şekillenecek... Amerika’nın ardından Rusya’nın da Nükleer Kuvvetler Antlaşmasını (INF) askıya almasıyla yeni bir soğuk savaş dönemi başladı. Güvenlik Uzmanı Ağar, “Bu olay, dünyanın yeniden şekillenmesine, tarafların yeniden oluşmasına sebebiyet verebilir. Bu durum sonucunda dünya nükleer bir savaşa da girebilir” dedi.
Oğuzhan Gültekin Ankara
Amerika ve Rusya’nın birbirini suçlayarak art arda Nükleer Kuvvetler Antlaşması’nı (INF) askıya alması, dünyayı şok etti. Akit’e konuşan Güvenlik ve Terör Uzmanı Abdullah Ağar, “Bu anlaşmanın iptal edilmesi Soğuk Savaş’ın hortlaması anlamına geliyor” dedi.
Ağar, “Anlaşmanın bozulması iki devlet arasında çok büyük bir gerginliğe sebebiyet verecek. Önceden nükleer silahların sayıları kontrol altındaydı ve belliydi. Antlaşmanın bozulmasıyla bu silahların sayılarında kontrolsüz bir yükselme meydana gelecek. Dolayısıyla dünyanın ‘Soğuk Savaş’ yıllarına geri dönmesi söz konusudur. Şimdiye kadar bu iki ülke arasında belli bir gerginlik vardı ama bir soğuk savaş olabilir denilmiyordu. Ayrıca bu gerginlik sadece ABD ve Rusya arasında kalmayacaktır. Eksenler arasında da bir gerginlik söz konusu olacaktır. Bu olayda dünyanın yeniden şekillenmesine, tarafların yeniden oluşmasına sebebiyet verebilir. Bu durum sonucunda dünya nükleer bir savaşa girebilir” dedi.
Türkiye dengeleyici olur
Türkiye’nin bu süreçte ABD ve Rusya arasında dengeleyici bir güç olduğunu vurgulayan Ağar, “Türkiye’nin bu süreçten sonra önemi daha fazla artacaktır. Türkiye, Rusya ve ABD arasındaki rekabetin tam ortasında kalacaktır. Bu durum çok riskli. Türkiye olarak ‘Jeopolitik önemimiz arttı, bu durumdan karlı çıkabiliriz’ dersek yanlış yaparız. Bu durumda daha akıllı bir siyaset izlememiz gerekiyor. Çünkü bu süreç çok zor bir süreçtir. Türkiye artık hem Rusya ile hem de ABD ile işbirliği yapmak zorundadır. Burada ülkemiz iki ülke arasında barışı tesis edebilecek, dengeleyici bir rol oynayacağı gibi düşmanlığında artmasına neden olan çok ciddi bir rol oynayacaktır. Türkiye bir yandan da kendisini koruyabilmek için kendi caydırıcı gücünü de hızlı bir şekilde geliştirmesi gerekiyor. Yerli silah sistemlerini daha da geliştirmelidir” diye konuştu.