Ekonomi
Raf haracıyla hem üretici hem tüketici soyuluyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "halkı sömüren" diye tanımladığı organize örgütü marketlerde bir ürünün raflara yerleştirilmesi için astronomik rakamlar telaffuz ediliyor.
Türkiye’de bir ürünün markete girme bedeli 10 bin dolardan başlıyor, 60 bin dolara kadar çıkıyor… Eğer birkaç marka sokmak isteniyorsa, o zaman bedel de aynı ölçüde artıyor.
Yeni ürünleri olan bir firmasınız mesela ve falan perakende zinciri "market"le görüşme yapıyorsunuz. “Ürünlerinizi kabul eder, raf yeri veririz” diyor ve ekliyorlar: “Bunun karşılığında yılda 250 bin dolar vermeniz gerek!.”
Halkın boynuna dolanan "perakende market zincirleri"
Siz raftan bir ürün satın alıyorsunuz ama, geride bir başka alım satım var yani: O metal raflar santimetrekare hesabıyla üreticiye satılıyor! Market hem sizden, hem üreticiden tabir yerindeyse "tokatlıyor"!
Hatta, "yeterli satışınız" olmamış ise, market rafa daha fazla veren öteki üreticinin malını koyabiliyor ve sizin 250 bin dolar havaya uçuyor!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bile dikkatini çeken bu üreticinin ve tüketici halkın boynuna dolanan "perakende market zincirleri", konuyu "rekabet" diye açıklayıp "Bütün dünyada bu böyle!" diye gülüyorlar.
Yani "perakende market zincirleri"ne uymayan, listeleme bedellerini ve ekstraları ödeyecek sermaye gücüne sahip olmayan üreticiler yokolmaya, onlardan alışveriş yapan tüketiciler de kaz gibi yolunmaya mahkûmlar..
Önemli bir kanalın Türkiye "perakende market zincirleri", araştırmalarına göre, 100 milyar dolar büyüklüğünde bir hacme sahip.
Avrupa’da 1 milyon kişiye ortalama 15 hiper market ve 150 süper market, Türkiye’de ise 1 milyon kişiye 5 hiper market, 50 süper market düşüyor. Peki neden bu rakamları verdik?
Direnenler 2-3
Raf satmayan, raflara kendi denetimindeki firmaların ürünlerini koymayı tercih eden, büyük AVM'ler yerine mahalle aralarına kadar inip mütevazı mağazalarıyla halka ulaşmaya çalışan perakende zincirleri de var. Sayıları 2-3 olsa da bunlar "büyük soygun"u kısmen engelliyor. Fakat bunların da bazı bazı "büyük firma"(!) mallarına yer verdikleri görülüyor.Sorduğunuzda şöyle diyorlar:
"Çaresiz kalıyoruz. Yoğun reklamları ile beyin yıkıyorlar. Maalesef niye satmıyorsunuz diye halkımız bizi suçluyor. Ya direnip ürünü mağazaya sokmayacaksınız, ya da halkın baskısına boyun eğeceksiniz.."
Dahası var bu toplumun boynuna dolanan "perakende market zincirleri" üreticiden 4-6 ay vadeyle domates alıyor 24 saatte nakde çevirerek paradan para kazanarak domatesle repo yapıyor!
Üretici ve tedarikçiyi "ya raf dışısın ya saf dışı" tehdidiyle soyanları "Rekabet Kurumu" görmeli artık!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "halkı sömüren" diye tanımladığı ve "izin vermeyiz" dediği fırsatçılığın organize örgütü marketlerden ve fahiş etiketlerle suç mahalli haline gelmiş süpermarket raflarından söz ediyoruz. Halkımız da bunlara karşı uyanık olmalı..