Gündem
Erdoğan: Güvenli bölge bizim denetimimizde olmalı
Soçi temasları dönüşü uçakta gazetecilere konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Trump’ın Suriye’den çekilme kararı ve güvenli bölgenin bir an önce kurulması talebi gerçekten samimi bir kararsa o takdirde bu karara ABD’deki kimi bürokratların gölge düşürememesi gerekir. Bunu Sayın Obama döneminde biz hep dile getiriyorduk. Güvenli bölge Türkiye’nin kontrolünde olmalıdır” dedi.
"Kürtlerin hukukunu biz koruduk"
“ABD’nin Suriye’den çekilme kararı bazı belirsizliklerin yaşandığı bir süreç olarak karşımızda duruyor” diyen Cumhurbaşkanı şunları aktardı: “Bazı yavaşlatma çabaları da inkar edilemez, o da maalesef var. Bunları da dikkatle takip ediyoruz. Arkadaşlarımız özellikle ABD’li mevkidaşları ile de görüşmelerini sürdürüyorlar. Hakan Atilla ve Halk Bankası ile ilgili görüşmeler de ilgili bakan arkadaşlarımız tarafından sürdürülüyor. Trump’ın Suriye’den çekilme kararı ve güvenli bölgenin bir an önce kurulması talebi gerçekten samimi bir kararsa o takdirde bu karara ABD’deki kimi bürokratların gölge düşürememesi gerekir. Bizim bu süreçte tespit ettiğimiz bazı kritik noktalar var. Bunlardan bir tanesi söylendiği gibi güvenli bölge. Bunu biliyorsunuz Sayın Obama döneminde biz hep dile getiriyorduk. Güvenli bölge Türkiye’nin kontrolünde olmalıdır. Olmazsa bu demektir ki, bizim Türkiye olarak güvenliğimiz her an yine tehdit altında olmaya devam edecektir. İkincisi ise güvenli bölgenin PYD/YPG için bir tür koruma kalkanı olmasına müsaade edemeyiz. Burada tabii özellikle Suriye Kürtlerinin güvenliği için de buna ihtiyaç var. Fakat bizi üzen şey şu, ikide bir karşımıza Kürtler-Türkler meselesinin getirilmesidir. İkide bir Kürtlerin hukukundan bahsediyorlar. Kürtlerin hukukunu bugüne kadar YPG/PYD mi korudu? Neredeydi bu YPG/PYD? Bunların ömrü ne kadardır ? Ortaya çıktıkları dönem ortada. Bizim Esed ile aramızdaki hukukun iyi olduğu dönemlerde, Esed bunlara kimlik vermiyordu, kimlik. Biz kendisine diyorduk ki, 'Bunlar senin vatandaşın, ver kimliklerini'. Yani oradaki Kürtlerin hukukunu biz koruma mücadelesini verdik. Benim ülkemde de Kürtler var. Benim ülkemdeki Kürt vatandaşlarımıza karşı bizim en ufak olumsuzluğumuz söz konusu mu? Onların hukukunu, yaşam koşullarını en güzel şekilde koruyan biziz. Tavsiye ederim son zamanlarda Diyarbakır, Şırnak, Hakkari, buralara gitmediyseniz, buralara gidin, nereden nereye geldi bu illerimiz görün. Batı illerinden farkı var mı, yok mu görün. Kaçak binalar ve gecekonduların yıkılıp kentsel dönüşümün nasıl yapıldığını görün. Burada Mehmet Özhaseki kardeşimin çok büyük emeği var. Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak oralardaki adımları atan, o şehirlerin yeniden imarını mümkün kılan oydu. Mehmet Bey’in bu başarısı onu Ankara büyükşehir belediye başkan adayı olarak göstermemizde çok etkili oldu. Mehmet Bey’in göreve geldiği takdirde Ankara’nın kentsel dönüşümünü başarıyla yapabileceğine inanıyorum. Aynı durum Nihat Bey için de geçerli. Onun da belediyecilik geçmişinin olması ve kaçak yapıların olduğu yerlerde kentsel dönüşüm yapmış olması o bölgeleri sıfırdan şehir haline getirdi. İzmir’in Karabağlarını ancak Nihat Bey gibi bir belediye başkanı çözer. İzmir’in su sorununu büyükşehir çözmemiştir, biz DSİ olarak çözmüşüzdür. Bunların vatandaşlarımıza çok iyi anlatılması lazım ki, bu tür yanlışlar devam etmesin.”
“Güvenli bölge PYD/YPG için koruma kalkanı olmaz”
Erdoğan, “Güvenli bölge konusuna dönersek, güvenli bölgenin PYD ve YPG için bir koruma kalkanı olmasına müsaade etmeyeceğiz. Bunun altında yatan gerçek de budur. Biz güvenli bölgeyi Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde de ele alıyoruz. Ruslar güvenli bölgeye olumlu bakıyor. Burada önemli olan durum var. İçeride adeta ılımlı muhalefet mi diyeceğiz, terör estiren örgütler mi diyeceğiz bu konudaki hassasiyet de önem arz ediyor. Bizleri de sıkıntıya sokar. Başta MİT Başkanlığımız yoğun bir çalışma içinde. Burada bunlara fırsat vermemenin gayreti içindeler. İdlib’deki askeri gözlem noktalarımız kritik görev icra edecekler. Oradaki hassasiyetler başta Savunma Bakanlığımızca yürütülüyor” ifadelerini kullandı.
“Bir diğer konu da mültecilerin güvenliği ve gönüllü şekilde geri dönüşlerinin sağlanmasıdır” vurgusunu yapan Erdoğan, “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerine şu ana kadar 310 bin kişi geri döndü. Birlikte hareket ettiklerimiz, kendi yaptıklarından bahsediyorlar, 20 bin kişiden bahsediyorlar. 20 bin kişi ile 310 bin kişi kıyaslanmaz. Türkiye nasıl bir aşamaya geldi? Diğerleri nasıl bir aşamada? Bunların da bilinmesi lazım” şeklinde konuştu.
Yerel seçimler ve miting
Yerel seçimlerle ilgili “Cumhur İttifakı’nın genişletilmesi ve 20 ilin değerlendirilmesi söz konusu mu?” sorusuna ise Cumhurbaşkanı, “Bunların hepsi Ak Parti’nin önünü kesmeye yönelik adımlardır. Bizler üzerimize düşeni yapacağız, onlar da kendilerince kurnazlıklarını yapacaklar. Şu anda adaylarımız çalışıyorlar. Cumhur İttifakı olarak çalışmayı sürdüreceğiz. İnşallah halkımızın bize olan güveni ile çok önemli neticeler alacağımıza inanıyorum. Kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Ankara’nın bazı ilçelerini dolaştım, İstanbul’un da ilçelerini dolaşacağım. Bütün büyük şehirleri tarama hedefim var. Merkez ilçe sıfatındaki illeri arkadaşlarımıza vereceğiz. Teşkilatımı iyi görüyorum. Çevreci kampanya yürütüyoruz. Kenevirden dokunmuş bez torba ve içinde keyif çayı var” karşılığını verdi.