Gündem
Kadını yücelten anneliktir
Kadını aileden kopartarak metalaştırmaya çalışan zihniyet ‘8 Mart dünya kadınlar günü’ zırvasına sarılırken, akit’e konuşan uzmanlar, “Kadına yapılacak en büyük kötülük, mutluluğun nesnelere indirgenmesidir. Kadına değer katan en büyük vasıf anneliği ve iyi bir eş olmasıdır. Erkek ile kadın bir birinin rakibi değil, ekibidir” dediler.
Anneliği yaşayamayan kadın hiçbir bağ kuramaz
Akit’e konuşan Psikolog ve Kişisel Gelişim Uzmanı Ayşe Yardımcı, “8 Mart gibi özel günler kadınlara ödül gibi görünüyor ama arkasında çok büyük sıkıntılar getiriyor” dedi. Mevcut sistemin kadınları bir taraftan özgürleştirmeye çalışırken diğer taraftan isteklerini artırdığını belirten Ayşe Yardımcı, kadının en büyük değerinin anneliğinde olduğunu söyledi. Psikolog Ayşe Yardımcı, “Kadını değerli yapan şey annelilktir. Ona cennetin vaad edildiği husus da anneliğidir. Çocuğumuzun, eşimizin değil en çok bizim ihtiyacımız olan şeydir annelik. Şahsen söyleyecek olursam ben insan olduğumu anne olduğumda fark ettim. Ama anneliği sağlıklı şekilde yaşayamıyorsak, yıllarımızı dışarıda, çalışma hayatında kendi evimizin dışında geçiriyorsak o bağı yakalayamayız. Hem bizim anne olarak, hem de çocuğumuzun bir tarafı eksik oluyor” diye konuştu.
Sistem ‘maddeyle mutlu ol’ diyor
Zararı anneler ve çocuklar görüyor
Kadını tek taraflı güçlendirme odaklı girişimlerin yanlışlığına vurgu yapan Yardımcı, “Kadınlara dik durmayı öğretmeye çalışırken diklenmeyi öğrettik. Aileleri dinlerken en çok karşılaştığımız sıkıntı da budur, kadını çalışma hayatına attığımızda ister istemez ilk zarar gören anneliği ve eşliği oluyor. Bu sefer de dağıttığımızı toplamaya çalışıyoruz. Bunun için apayrı alanlar türedi, aile terapistliği çıktı, psikolog ve pedagoglara ihtiyaçlar arttı. Kendi saygınlığını eşinden göremiyorsa eşi ona hoş gelen belki o kısmı oluyor. Dışarının albenisi, orada ona bir vasıf verilmesi, bir saygınlık kazanması başta hoşuna giderken tek tek elinden değerlerini kaybettiğinde aslında onun da kullanılabilirlik ömrü bittiğinde gerçekle yüzleşiyor. Geriye baktığında hiçkimse kalmıyor” dedi.
Kadın fıtratından uzaklaştırılıyor
Sosyolog Mine İzgi ise, kadını fıtratından uzaklaştırma tehlikesine vurgu yaptı. “8 Mart söylemleri karşısında ‘biz eşitlik istemiyoruz hakkaniyet istiyoruz’ diyoruz” ifadelerini kullanan Mine İzgi, “Kadınlardan aldıkları hakları geri versinler. Ezdiler ve ezdikleri kadınların haklarını geri verelim diyorlar. Bıraksınlar artık. Sezar’ın dediği gibi, gölge etmesinler başka ihsan istemiyoruz”
İzgi şöyle devam etti: “Bizler olgun ve kamil manada insan ve toplum oluşturma noktasında kadın ve erkek olarak birbirimize ihtiyacımız var. Birbirimizin rakibi değil ekibiyiz. Aynı geminin içerideyiz ve bu gemiyi limana götürecek olan ekibiz biz. Kur’an’ın emrettiği gibi olgun ve kamil insan olma duruşumuz önemlidir. 8 Mart Dünya Kadınlar günü olsun, toplumsal cinsiyet, feminizm gibi olgulara baktığınızda hepsinde ezilmişlik var. İslam’a baktığınız zaman ezilmişlik modeli göremiyorsunuz. Ezilen kadın yok çünkü. Peygamber Efendimiz’in soyu bile bir kadından, Hz. Fatıma’dan devam ediyor. Böyle bir değerin verildiği dinde kadının ezilmişliği olmadığı için, yok kadın ön plana çıksın, yok kadın şunu yapsın, bu noktada yer alsın gibi bir söylem yok. Her iki cins de birbirinin rakibi değil ekibidir.”
________________________________________________
FARUK ARSLAN