AKİT MENÜ

Ekonomi

Kimse inşaatta kriz tellallığı yapmasın! Dibi gördük, artık yön yukarıya doğru

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devreye girmesiyle birlikte Türkiye’de çevre ve şehircilik alanında yeni bir sayfanın açılmasında rol alan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, var olan dinamiklerle gayrimenkul sektörünün içinde bulunduğu durumu aşacak güçte olduğumuzu vurguladı. Kurum, hafta içinde Fransa’nın Cannes şehrinde gerçekleştirilen MIPIM Fuarı’nda, Ekonomi Müdürümüz Mehmet Canıtatlı’ya açıklamalarda bulundu.

Güncelleme Tarihi:

Sözlerine gayrimenkulün sektörünün zaman geçse de öneminden bir şey kaybetmeyeceğini belirterek başlayan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, insanların ihtiyaçları arasında önem arz eden barınmayla ilgili mekânların inşası ve kamuoyunun beklentilerine dönük bakanlığının hizmetleriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Sektörün temsilcileri de değişen ihtiyaçlar ve kendilerine gelen talepler doğrultusunda yeni projeler üretmek durumunda” diyen Kurum, “Bu noktada tabii ki yerel yönetimlerle merkezi idarenin de güncelleştirmeler yapması gerekiyor. Özellikle çarpık kentleşmeden kaynaklı sorunların çözümü noktasında gayretimizi artıracağımız bir döneme girdik” dedi. Son 16 yılda gayrimenkul alanında yapılanların yeni düzenlemelerle Türkiye’nin büyümesine pozitif etkiler yaptığını vurgulayan Bakan Murat Kurum, Ekonomi Müdürümüz Mehmet Canıtatlı’ya merak edilen konularda şu açıklamaları yaptı:

Elimiz boş dönmedik

Bugüne kadar inşaat sektörüne ilişkin önemli düzenlemelere imza attık. Bundan sonraki süreçte de yapmamız gerektiği noktada hepsi yapılacaktır. Biraz daha açacak olursak bu sürece harçlar, vergi indirimleri konusunu da katabiliriz. Sağolsunlar, Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak ile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sektörümüzün düzenlemeler konusundaki taleplerini dikkate aldılar ve onların yanında oldular. Biz, ne talep etti isek, açıkçası elimiz boş dönmedik. Bundan sonraki süreçte de aynı anlayış ile yürütülecek çalışmalar olacaktır.

Yükseliş sürecine girdik

Açıklanan büyüme rakamlarına bakılırsa, piyasaların beklentileri çerçevesinde bir sonuç gördük. Artık dibi gördük ve dipten yukarı doğru yükseleceğimiz sürece de girdik. Sektörümüz başta olmak üzere gerçekten bu konuda önemli bir savaş verdik. Artık kimse inşaatla ilgili kriz tellallığı yapmasın. Çünkü 31 Mart seçimleri ile kriz tellallarının beklentileri sona erecektir. 4.5 -5 yıl bu ülkede ne genel seçim ne de yerel seçim olacak. İşte bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz lazım. Bu gerçekten ülke olarak bizlerin geleceğinin meselesi. Eğer fırsatları iyi değerlendirirsek, birçok gelişmiş şehirde gördüğümüz modern yapıları ihtiyaçlarımız doğrultusunda kendi şehirlerimizde de yapabiliriz. İnşaatın büyümedeki payını hep birlikte korumamız lazım. Bunu sanayi ile birlikte de yapabiliriz. Mesela biz İller Bankası’na şehrin içindeki sanayi alanlarının dönüşümünü sağlasın diye Hadımköy’de 1.5 milyon metrekarelik yer aldık. Bunların eşzamanlı götürülmesi gerekiyor. Emlak Bankası aracılığı ile yerli üretime odaklanılmasına vesile olacak fabrikaların açılmasına destek olacağız. Biz, bugüne kadar TOKİ ile 825 bin, Emlak Konut GYO ile 125 bin konuta imza attık. TOKİ eliyle 2002 yılından bugüne 150 milyar liralık yatırım yapıldı. Dönüştürmeyi planladığımız 6 milyon 700 bin konut da inşaat ekonomisinin önemli bir parçasıdır. Kentsel dönüşüm bundan sonraki yol haritamızda bizim en önemli inşaat faaliyetimiz olacak. Şu anda TOKİ’nin bir akarı var. Biz de, bakanlık olarak bu kuruma her türlü desteği vereceğiz. Dönüştürülmesi gereken konutları 20 yıl içerisinde özel sektörle birlikte çalışarak inşa edeceğiz. Sonuçta inşaat sektörünün önemi bu ülkede azalmayacaktır. Önemli olan elimizdeki kaynakları verimli olarak kullanmamızdır. İlk çeyrek geride kalırken artık yükseliş trendine giriliyor. Seçim sonrası istikrar ortamını görecek olan yatırımcıların ilgisini göreceğiz. Seçimin ardından bankaların uyguladıkları faiz oranlarında da düşüşler olacaktır. Enflasyonda ek haneli rakamlara gerilediği zaman bu diğer alanlara da yansıyacaktır. Sonuçta biz pratik zekâlı insanlarız, üretime odaklandığımız zaman bu ülkeyi kimse tutamaz.

Dalga dalga talep var

Bizim özümüzü, kültürümüzü yansıtan yatay mimarili şehirleri yapabiliriz. “Yatay şehirleşmeyle yükselen Türkiye” sloganı ile TOKİ’nin sunacağı 50 bin konutluk imkânı kamuoyu ile paylaştık. O noktada önemli bir gelişmede oldu. Sosyal konut projesine dalga gibi büyüyen bir şekilde yoğun talep var. 67 şehirde, 140 projeyle yürütülecek 50 bin yeni sosyal konut hamlesini başlatarak talebi de karşılamanın ilk adımını atmış olduk.

Başvuru sayısı 200 bine yaklaştı

TOKİ ile başlattığımız 50 bin sosyal konut projesinin yapım maliyeti 10 milyar lira. Yatay yapılaşmayı bu 50 bin konutla 67 ilimize, sonra 81 ilimize çıkarmak suretiyle her ilimizde bu pilot uygulamaları yapmış olacağız. Bu uygulamalar şehrin geneline, gayrimenkul sektörüne de bir yön verecek. Proje kapsamında İstanbul’da 6 bin 300 konut bulunuyor. 652 lira taksitle vatandaşlar ev sahibi olabilecek. 20 yıl vadeli satış söz konusu. İstanbul, İzmir ve Konya’da 5’er proje var. Türkiye genelinde taksitlerin 388 liradan başladığı projede, kiranın en pahalı olduğu il 580 lirayla İstanbul ilk sırada yer alıyor.

150 bin konut da olsa satılır

Bu fiyat aralığında bizler, 50 bin değil de 150 bin konutu arz etsek, bu sayı kadar da konut talep görecektir. Nitekim talep süreci de devam ediyor. Doğru projeleri ortaya koyarsak yatay mimari anlayışını da yansıtmış olacağız. Bizim zaten hedefimiz 2023 yılına kadar sosyal konut anlamında 250 bin konut üretmektir. Bunun ilk 50 bini için takvim işliyor. Geri kalanı için de bir takvim belirleyeceğiz. Bekleyen talepler de karşılanmış olacak.

12 ülkeye ofis açıyoruz

Kurum: “Yabancıların mülk edinmesiyle ilgili düzenleme sonrası gelişmeler olumlu seyrediyor. 250 bin dolar sınırı ile ilgi daha da arttı. Artık fiyatı, Avrupa’yla eş değer ülkelerle aynı seviyeye getirdik. Bugüne kadar da vatandaşlık edinme suretiyle bir milyar 164 milyon liralık gayrimenkul satıldı. Bu da sektörümüz adına önemli bir gelişme. O gayrimenkul satışını iyi yönetebilmek adına da Tapu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ajansı ile koordine halinde 12 ülkede ofis açıyoruz. Büyükelçilik ve konsolosluk bünyesinde çevre ve şehir ataşeleri çalışacak. İmza sürecinin de tamamlanmasıyla 20 ülkede vatandaşa destek olmak için çalışacaklar.

Kentsel dönüşümde yeni sayfa

Kentsel dönüşümde doğru örnekler olduğu kadar yanlış örnekler de var. Geçmiş dönemde yapılan dönüşümlerde inşaat şirketleri birbiriyle yarışa kalktı, halk sahiplerinin beklentileri de yüksekti. Fazla payların verildiğini gördük. Bugün geldiğimiz ortamda yapılan yanlışlıklar görülmüş oldu. Bu konuyla ilgili düzenlemeleri TBMM’de yaptık. “Kentsel Dönüşümde Yeni Dönem Tanıtım Toplantısı”nda Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ni açıkladık.

Belediyelerde yeni dönem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı manifesto ve bakanlığın 2023 hedefleri çerçevesinde de artık kentsel dönüşüme yeni bir vizyon ve hız kazandırılması gerekiyor. Türkiye’yi güvensiz ve kaçak yapılardan, afet riski taşıyan yapılardan kurtarmak ana hedefimizdir. Bu bakımdan kentsel dönüşüm kaçınılmazdır, uzun soluklu zor bir süreçtir. Öncelikle afet risklerinin etkin bir şekilde bertaraf edilmesi, vatandaşların can ve mal güvenliğinin kesin olarak sağlanmasını istiyoruz. İkinci olarak, yapıları dönüştürmenin yanında çevresel, tarihi ve kültürel değerlerimizin korunması ve yaşatılmasına önem veriyoruz. Üçüncüsü, ülke çapında sürdürülebilir kentsel dönüşümün belirlenmesi sürecindeyiz. Ayrıca yerinde dönüşümün, yatay mimarinin ve mahalle kültürünün esas alınması temel ilkelerimiz arasında. Bundan böyle her belediyemiz kendi ilçesine veya iline dair Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlayacak ve bakanlığımızın onayına sunacak.

Vatandaşlar bizlere güveniyor

Kentsel dönüşüm sürecine hem özel sektör hem de belediyeler girecek. Yapacağımız örnek projeleri tüm Anadolu’ya yayacağız. Artık sahada kendimizi daha iyi anlatacağız. İstanbul’da Esenler, Üsküdar ve Gaziosmanpaşa’da çalışmalarımız var. Beyoğlu’nda ve Ankara Mamak’ta da temeller atıldı. Mamak’ta verdiğimiz sözü de yerine getirmiş oluyoruz. Kartal’daki faciada yıkılan binanın yapımıyla ilgili ihalede gerçekleştirildi. Orada 105 konut ve 22 dükkân yapılıyor. Bütün bunları yaparken vatandaşlarımız da bizlere güveniyor ve yanımızda. Biz, Kartal’da olduğu gibi kimsenin acı yaşamasını istemeden kararlı bir şekilde çalışıyoruz.

Bir müjde de TOKİ’den evi olanlara

Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, “21 Mart tarihi itibarıyla, TOKİ’den ev almış vatandaşlarımızın borçlarını kapamalarını müteakip yüzde 22 indirim kampanyasını başlatıyoruz” dedi. Kurum açıklamasının detayında, “Bugüne kadar TOKİ’den ev almış vatandaşlarımız var. Şu an ödemelerini yapan 210 bin vatandaşımızı ilgilendiren süreçte, inşallah 21 Mart tarihi itibarıyla vatandaşlarımızın borçlarını kapamalarını müteakip yüzde 22 indirim kampanyasını başlatıyoruz. 19 Nisan’a kadar sürecek bu kampanyada vatandaşlarımız eğer borçlarını kapatırlarsa yüzde 22 indirimden faydalanabilecekler. Yüzde 25’ten az olmamak üzere borçlarını kapatabiliyorlar, o yüzde 25’lik kısma da yüzde 22 indirim uygulanıyor. Tamamını kapatırsa yine yüzde 22 indirim uygulanıyor. Bu sayede ödeme güçlüğü çeken vatandaşımıza bir rahatlama getirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

İmar barışı için 17.5 milyar lira yatırıldı

Orada vatandaşın devlet ile olan barışı kadar güvenli konutlarda oturmasını sağlamak için gerekli olan adımların atılması esas alındı. Bunu yaparken de önemli bir veri elde ettik. Elimizde 10 milyon veri var. Bu da ülke genelindeki konut stoğunun neredeyse yarısına tekabül ediyor. Şunu da belirtmek isterim: İmar barışı asla şu anlama gelmiyor, ‘imar barışına giren yapılar sağlamdır, riskli değildir’ anlamı taşımıyor. İmar affından yararlanınca riskli bina kesinlikle kurtulmuyor, bunun altını çizerek söyleyeyim. İmar affı binanın sağlam olduğunu göstermiyor. İmar affı, bina kaçak olduğu için elektriği, suyu, doğalgazı bağlanamıyor, bunun bağlanabilme imkânını veriyor. Bin metrekare bina yapmış ama terasında bir kaçağı var, bu kaçağından dolayı iskân alamamış, iskânı alabilmesinin önünü açıyor. Kat mülkiyeti kurabilmesinin önünü açıyor ancak bu binayı yıktığınızda, eğer o kaçak imar planına uygun değilse de bunu yapmanıza yine müsaade etmiyor. İmar barışı ile riskli binayı çok iyi ayırmamız lazım. İkisinin farklı kavramlardır. İmar barışında bugüne kadar 17,5 milyar lira bedel yatırıldı. Bu da kentsel dönüşüm projeleri ve inşaat sektöründe ihtiyaç olan yerlerde kullanılıyor.

Yorumlara Git

'Kilolu çıktım' kaprisi CHP’li belediyeye 800 bin liraya patladı

Hukukçular uyardı: İmamoğlu'nun kayıp paraları Yeni Parti'ye mi akacak?

Rum kışlasında Türk'e küfür talimi

İttapar terörü! Köpeğine Taş Atan Çocuğu Döverek Öldürdü!

Kılıçdaroğlu'ndan yolsuzluk mesajı: "Çalan, çırpan siyasetçi istemiyoruz"