Gündem
Generallerin hukuk mağlubiyeti
Yargıda kararlarına itiraz edilemeyen en üst kurul olan, 23 daire başkanının ve toplam en az 46 Yargıtay üyesinin katılımı ile toplanan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; Türkiye’de Cuma Dergisi’nin kapanmasına neden olan “Disiplinsiz Paşalar” başlıklı kapak haberindeki “sinek” benzetmesinin, gazetecilik tekniği gereği olduğuna hükmetti.
DİSİPLİNSİZ PAŞALAR İSKAMBİL KÂĞIDI
Türkiye’de Cuma Dergisi’nin 84. sayısında; İç Hizmet Kanunu’na muhalefet ederek siyasi içerikli demeçler veren 3 general, “Disiplinsiz paşalar” başlığıyla kapak yapılarak haberde eleştirilmişti.
Haberde; muvazzaf iken siyasi açıklama yapan 1. Ordu eski Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç’ın fotoğrafı “iskambil kâğıdı”na konulmuştu. Üç general, açtıkları 100 bin liralık manevi tazminat davası ile, “Resimlerimizi iskambil oyunundaki sinek kağıdına koyarak, bize hakaret edildi. Sinek; pislik anlamına gelmektedir. Bize bu anlamda hakaret edilmiştir” demişlerdi.
KURUL KARARIYLA GENERALLERİN AÇTIĞI DAVANIN HAKSIZ OLDUĞU BELGELENDİ
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin davacıların resimlerinin iskambil kağıtlarına basılmasının gazetecilik tekniği ile ilgili olduğu ve tazminat gerektirmediği yönündeki kararını onadı. Kurul kararıyla Türkiye’de Cuma Dergisi’nin habercilik yaptığı ve 3 generalin açtığı davanın haksız olduğu belgelendi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararı kesin hüküm içeriyor.
BU DAVADAN DOLAYI MAĞDUR EDİLDİM
Cuma Dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cengiz Almış: Bu davadan dolayı mağdur edildim. Evime ve arabama haciz koydular. Bir gün arabamla yolculuk yaparken, trafik çevirmesi oldu ve arabam elimden alındı. Evimin önünde tanımadığım yabancı bir aracın içerisinde iki kişi beni takip ediyordu. O günlerde buna bir anlam vermemiştim ama ifade vermeye gittiğimde Binbaşı Savcı, “Biz senin evinin nerede olduğunu biliyoruz. Eve saat kaçta girip, kaçta çıktığını biliyoruz. Biz sadece senin buraya kendi ayaklarınla gelmen için bekledik” dedi. Bunu deyince o kişilerin beni gece-gündüz takip ettiğini anladım. 12 yıl sonra bugün bu davanın sona ermesi beni sevindirdi. Çok mutlu oldum…
İLAHİ ADALET ENİNDE SONUNDA TECELLİ ETTİ
Yalçın Turgut Balaban: İlahi adalet eninde sonunda tecelli etti. Zaten biz buna inanmıştık. Hasdal’da, askeri mahkemelerde süründüğümüz; Hurşit Tolon’un mahkeme hakimi ile görüşüp daha sonra bizim yargılanmaya girmemiz yanımıza kâr kaldı. Bize isnat edilen mesnetsiz suçun beraat ile sonuçlanması adaletin tecellisidir. Bugün basın özgürlüğünden bahsedenler o günlerde Cuma dergisini bir kelime ile bile savunmamışlardı. Paralel Yapı’nın 28 Şubat davasını sulandırması yüzünden bu generaller hakkında tam yargılama yapılamadı ve dava fos çıktı.
HAYIRLI OLSUN
Mustafa Hacımustafaoğulları: Bu karar, Türkiye’nin hukuk noktasında geldiği olumlu noktayı gösteriyor. İkincisi geçmişte sadece Cuma dergisi gibi yürekli yayın yapan kuruluşların, o günlerde dile getirdiği beyanların bugün ne kadar yerinde olduğu tescillenmiş oldu. Generaller o dönemde kudretli adamlardı. Milletin tepesine çöreklenerek, yapılan yanlışı sanki doğruymuş gibi kabul ettirmeye çalışıyorlardı.
Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik. Cuma dergisindeki haberden dolayı bizi askeri mahkemede yargılamak istediler. Biz ise askeri mahkemelerin, sivil kişileri yargılayamayacağını ortaya koyduk. Askeri mahkemeyi tanımadık ve onlara ifade vermedik. Daha sonra da askeri mahkeme yetkisizlik vererek, dosyayı sivil mahkemeye göndermişti. Bu karar hayırlı olsun…
HAKLILIĞIMIZ TESCİL EDİLDİ AMA CUMA DERGİSİ DE KAPANMIŞTI
Mustafa Karahasanoğlu: Cuma dergisi 1990’lı yılların en popüler haftalık dergisidir. Sol kökenli Tempo gibi dergilerin kamuoyundaki algı operasyonlarına karşı İslami camianın gür sesi olarak yayınlarını sürdürürken belli odakların hedefi haline getirildi. Bazı komutanların yapmış oldukları beyanatları dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün “disiplinsizlik” olarak yorumlamasını Cuma dergisi, kapakta üç generalin fotoğraflarını iskambil kâğıdına yerleştirilmiş şekilde bir kompozisyon ile verdi. “İskambil kâğıdındaki yoncayı sinek, sinek de pisliği çağrıştırıyor” iddiasıyla dava açıldı. Ben ve diğer arkadaşlarım askeri mahkemede yargılanırken, Cuma dergisine de tazminat davası açıldı. Açılan tazminat davaları dolayısıyla derginin bankadaki hesaplarına el konulduğu için kâğıt ve baskı masraflarını karşılayamadı ve dergi kapanmak zorunda kaldı. Bugün basın özgürlüğünden bahsedenler, Cuma’ya karşı yürütülen linç girişimini, “Generallerin zaferi” olarak yorumladılar.
Yerel mahkemenin tazminat kararına ise Yargıtay geçit vermedi. Son olarak da yargıdaki son karar mercii olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararıyla 12 yıl sonra haklılığımız tescil edildi. Bu karar geç de olsa Türkiye’de hâlâ hakimlerin var olduğunu göstermesi bakımından fevkalade önemlidir.
BİZ DE HESAP SORMALIYIZ
Abdurrahman Dilipak: “500 yıldan daha fazla mahkûmiyetle yargılandığım günlerdi. Günde 5 defa, haftada 5 gün yargılanıyordum. DGM, Ağır Ceza, Asliye Ceza, Sulh Ceza, Asliye Hukuk, her mahkemede davam vardı. Buna bir de Askeri Mahkeme eklendi. Önce Deniz Kuvvetleri başlattı soruşturmayı, sonra 6. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde yargılandım. Başörtülü olduğu için avukatım ve eşim duruşmaya kabul edilmiyor. Şanar Yurdatapan da başörtü taktığı için duruşmaya kabul edilmedi.. Düşünebiliyor musunuz, müştekiler aynı zamanda hakimlerin sicil amiri.. Sanıklardan biri general olduğu için, Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nde yargılanmamız gerek. Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nde yargılanmayalım diye, generali sanık olmaktan çıkarttılar.. Müşteki komutanlar, verilen kararı beğenmezlerse komutan emri ile kararı bozma yetkisine sahipler. Zaten 3 kişilik yargılama heyetinin bir kişisini müşteki generallerden biri re’sen atayabiliyor. Atanan kişi cübbe de giymiyor. Çünkü hukukçu değil. Onun için askeri elbise ile gelip oturuyor. Geciken adalet adalet olmasa da, kararın geç de olsa bu şekilde çıkmış olması sevindirici.. Artık Cuma dergisi yok ama, belki şimdi yeniden çıkartmak gerek.. Onlara da yaptıkları yanlarına kâr kalmasın diye dava açıp, bunun hesabının sorulması gerek..